24 Saatte Şikago! ★ Gökdelenler, Sanat ve Efsane Pizza ★ Amerika Vlog

24 Saatte Şikago! ★ Gökdelenler, Sanat ve Efsane Pizza ★ Amerika Vlog Videosu İçin İndirme Bilgileri ve Detaylar
Yükleyen:
Egemen ÖzhanYayınlanma Tarihi:
23.11.2025Görüntülenme:
764Açıklama:
Video Transkripsiyonu
Arkamdaki taş Türkiye'den, Ayasofya camisinden ama şu anda dünyanın bir diğer ucundayız, Şikago'dayız.
Bu taşın burada ne işi var?
Hemen yan tarafa dönüyorsun.
Bu taş da Birecik'ten, Çanlıurfa'dan, yine Türkiye'den.
Bu taşın burada ne işi var?
Dünyada Instagram'da en fazla fotoğraflanan yapılardan bir tanesi olarak geçiyor aynı zamanda.
Bir sıra var bak böyle devam ediyor arkalara doğru.
Sıra var Nutella Cafe.
İnsanlık tarihinin ilk gökdeleni 1885 yılında bu arkamda gördüğünüz noktaya kurulmuş.
İçinde bu kadar et var sadece.
Et şu şekilde dönere çok benziyor aslında.
Amerika Birleşik Devletleri'nin en büyük gölüne bakıyorsunuz şu anda.
Amerikalı mühendisler Chicago nehrinin doğal akış yönünü değiştirmeyi başarmışlar.
İnsanlık tarihinin en büyük mühendislik harikalarından birini gerçekleştirerek başarıyorlar.
Söylemiyorlar gizli 5 kişi mi 10 kişi mi ne biliyormuş sadece.
Bu şekilde ücretsiz İncil'i anlatayım.
Hristiyanlığı yaymaya çalışayım diye takılan çok insan var.
İçinde de peynir var, üstünde de peynir var.
Nasıl yapıyorlar hızlıca bir anlatayım önce size.
Ve herkese Amerika'nın en turistik ikinci şehri Michael Jordan sayesinde bütün dünyanın ismini öğrendiği Şikago'dan selamlar.
Yeni bir bölüme yeni bir haftaya hoş geldiniz dostlar.
Gökdelenler şehri Şikago'nun tam merkezinde güzel bulutlu birazcık bir güne uyandım.
Etrafımdaki ilk manzara bu şekilde hemen göstereyim size.
Karşımda Chicago'nun sembolü fosilya var.
Buna birazdan geleceğiz.
Etrafımda koca koca gökdelenler var.
Şu anda Millenium Park'tayım.
Bak orada da yazıyor zaten.
Şöyle yan şekilde.
Chicago şehir merkezinin tam ortasındayım.
Kalbi burası.
Aynı zamanda tabii ki en turistik noktasındayım.
Arkamdaki insan kalabalığını görüyorsunuzdur.
Bakar mısın insanlara?
Chicago Amerika'nın New York'tan sonra en çok ziyaret edilen ikinci turistik noktası.
Buraya yılda 55 milyon tane yerli ve yabancı turist geliyor.
İzlediniz mi bilmiyorum ama yıllar yıllar önce YouTube'u ilk bu kanalı açtığım zaman yaptığım ilk video Şikago'dan gelmişti.
Ta zamanında.
Hatta buraya gelmeden önce onu izledim, anıları iade ettim vs. Yıllar sonra yine Şikago'dan bir tane video yapayım dedim.
Öncelikle her videoda olduğu gibi Şikago ile ilgili, bu topraklarla ilgili, Amerika ile ilgili tarihi bilgilerle başlayalım.
Bu şehir buraya nasıl kurulmuş, buradaki insanlar buraya nasıl gelmişler vs.
Bilmeyenler için kısaca Amerika Birleşik Devletlerinden bahsedelim.
United States aslında Birleşik Eyaletlerinden bahsedelim.
1776 yılında bağımsızlık mücadelesi başlıyor İngilizlere karşı.
Buradaki İngilizlerin aslında buradaki Avrupalıların Avrupa'daki Avrupalılara karşı bağımsızlık mücadelesi başlıyor.
Neyse bağımsızlıklarını kazanıyorlar vesaire.
Ondan sonra bir iç savaş atlatıyorlar falan filan.
Çok ayrıntılara girmeyeceğim ama bir sürü farklı eyalet, bir sürü farklı devlet gibi düşün.
Bir araya geliyorlar tek bir devlet oluşturuyorlar.
Amerika Birleşik Devletleri'ni oluşturuyorlar.
50 tane eyalet var.
Şu anda bulunduğumuz eyaletin ismi Illinois eyaleti.
Eyaleti.
Eyaleti.
Illinois eyaletinin de en büyük şehri bulunduğumuz şehir.
Şikago aynı zamanda Amerika'nın da en büyük 3. şehrindeyiz şu anda.
Şehir nüfusu toplam yaklaşık olarak 3 milyon civarında.
Benim bu Şikago'ya belki 30 belki 40. gelişim her geldiğimde böyle abi.
Hiçbir zaman şurayı boş görmedim bir kere hariç.
Onun da videosunu yaptım işte.
O zamanlar Covid vardı.
Şu gördüğünüz alan kapalıydı bak.
Buradan böyle kapatmışlardı.
Şuradaki...
Çimlerin oradan itibaren yaklaşamıyordunuz buraya insanlar birbirlerine yakın olmasınlar diye.
Şimdi Amerika'yı geçelim, Şikago'ya dönelim.
Şikago'nun adı nereden geliyor?
Şikago 1833 yılında küçük bir kasaba olarak kuruluyor.
Sonra 5 yıl sonra 1837 yılında şehir ünvanını alıyor.
Daha önce burada yaşayan bir tane kabile var.
Kabile dediğimde Kızılderililer, Algonquin diye okunuyordur herhalde bilmiyorum.
Bu Kızılderililer buraya Şikagva, Şikagva.
diyorlar.
Öyle bir şey.
Anlamı vahşi sarımsak demek.
Şehrin zamanında eskiden tabii bu etrafında her yerde sarımsaklar yetişirmiş.
Vahşi sarımsak diye koymuş buradaki Kızılderililer zamanında.
Avrupalılar da gelip buraya Amerika'yı kurduklarında vahşi sarımsak adından devam etmişler.
Şikago olarak öyle kalmış.
Şehrin adı buradan geliyor.
Şehrin bir de takma adı var.
O da Windy City.
Yani rüzgarlı şehir anlamına geliyor.
Rüzgarlı şehir dediğimiz zaman ne düşünüyorsunuz?
Ben de öyle düşündüm ilk başta.
Yani
İklimden dolayı, demek ki burada çok rüzgar oluyor falan diye düşündüm.
Aynı Azerbaycan'ın başkenti Bakü'ye de rüzgarlar şehri diyorlar ya, orası gibi düşün, böyle bir şey yok.
Evet, burada rüzgar olmuyor değil, burada rüzgarlar var her yerde olduğu gibi ama isim oradan gelmiyor.
1893 yılında Dünya Fuarı düzenlenecekmiş.
İki tane şehir yarışıyor, New York ve Chicago.
Chicago'daki politikacılar, biz şöyle yaparız, her şeyi yaparız, bizim elimizden her şey gelir gibi laflar ettikleri için sürekli laf kalabalığı yapıyorlar, windy yani rüzgar, laf rüzgarı yapıyorlar, laf kalabalığı yapıyorlar gibisinden
bir lakap uydurmuşlar.
Windy City demişler yani.
Boş laf yapıyorlar.
New York medyasının uydurduğu bu laf zamanla lakap olarak kalmış.
Bugün de hala Şikago'ya Windy City, rüzgarlı şehir diyorlar.
Laf kalabalığıyla alakalı yani.
Ama çoğu insan, eminim buradaki herkes bu lakabı duyan iklimden dolayı sanıyordur.
Ayaklarla ilgili, Amerika ile ilgili, Chicago şehriyle ilgili giriş bilgilerini verdiysem size artık gezmeye başlayalım isterseniz şehri.
Bugün bayağı bir yer göreceğiz çünkü.
Arkamdaki yapıyla başlayalım isterseniz.
Chicago'daki en ünlü yapı muhtemelen Instagram'da, YouTube'da.
Orada burada görmüşsünüzdür daha önce bu yapıyı.
Sanatçısının ismi Anish Kapur diye bir arkadaş.
2006 yılında inşa etmişler bulut kapısını.
Toplam ağırlığı 110 ton paslanmaz çelikten yapılmış.
Paslanmaz çeliği jilalamışlar bu şekilde ayna haline getirmişler.
Bakar mısın ne kadar net görüntü.
Baya bildiğin evindeki, mutfağındaki, tuvaletindeki aynayla birebir aynı.
Bunu yaparken parça parça yapmışlar dostlar.
Parçaları birleştirdikten sonra nasıl yapmışlar bilmiyorum ama o birleşim noktalarını hiçbir parça, hiçbir birleşim noktası belli olmuyor bak.
Dünyada Instagram'da en fazla fotoğraflanan yapılardan bir tanesi olarak geçiyor aynı zamanda.
Yüzeyindeki ayna etkisi sayesinde bir de böyle bükümlü ya etraftaki gökdelenleri gökyüzünü seni her şeyi dairesel eğip bükülmüş bir şekilde yansıtıyor.
Altından geçtiğin zaman da üst kısımdaki kavisli yüzey sayesinde sonsuzluk efekti veriyormuş.
Her açısından sağdan soldan altından insanlar fotoğraf çekilmek için birbiriyle yarışıyor zaten.
Yapı aslında bulut kapısı olarak biliniyor.
Evet ama başka bir ismi daha var.
Takma ismi The Bean yani fasulye diye geçiyor.
Bu da yapan kişiyi Anish Kapoor'u baya sinirlendirmiş zamanında okuduğum kadarıyla.
Bu takma isim sanatçının hoşuna gitmemiş.
Cloud Gate olarak kalmasını istiyormuş.
Ama bunu herkes The Bean olarak biliyor.
Google Maps'da The Bean yazıyorsun.
Buraya yönlendiriyor seni.
Peki sanatçı neyi sembolize etmek istemiş?
Fasulyeyi değil tabii ki.
Cıva damlası.
Bu gördüğünüz aslında bir cıva damlası olarak buraya koyulmuş.
Fasulye olarak kalmış.
Normalde 6 milyon dolar olarak belirlenmiş maliyeti.
6 milyon dolara yaparız bu işi demişler.
Ama evdeki hesap çarşıya uymamış.
23 milyon dolara mal olmuş arkadaşlar burası.
Yani günün sonunda çok çok çok pahalı bir sanat eserine bakıyorsunuz.
Son bir kez şöyle bakalım sonra buradan ayrılalım.
Yavaş yavaş bulut kapısından Cloud Gate'den ayrılıyorum dostlar ama buraya nasıl geldiğimden bahsetmedim.
Ondan da bahsedeyim bakın elimde şöyle bir tane kart var.
Bütün gün boyunca metroyu ücretsiz bir şekilde kullanabileceğim.
Ücretsiz dediğimde buna 5 dolar verdim.
Ventracard diye geçiyor.
Bakın aldığım makineyi göstereyim.
Makineyi kullanmak zaten çok kolay.
Kredi kartıyla da ödeme yapabiliyorsunuz.
Şimdi size bulut kapısının bulunduğu bu Millenium Park'tan bahsedeyim birazcık.
Millenium adı üstünde 2000 yılından geliyor.
Burayı aslında 2000 yılında kuracaklarmış.
O yüzden kurulmadan önce ismini vermişler parkın.
Ama ufak bir gecikme olmuş.
2004 yılında kurmuşlar.
4 yıllık bir gecikme.
Ona rağmen ismi kalmış Millenium diye oradan geliyor.
Uydudan uydudan bir görüntüsünü göstereyim bak size.
Amerikalıların bu özelliğini seviyorum ya.
Her yere bütün şehirlerinin tam ortasına böyle kocaman kocaman New York'taki Central Park'tan biliyorsunuz.
Parklar kuruyorlar.
Yeşile çok önem veriyorlar.
Çok güzel bir şey.
Millennium Park'ta bak Cloud Gate'in hemen yan tarafında kocaman bir konser alanı var bu tarafta.
Etrafımız da gökdelenlerle dolu.
Aynı şeydeki gibi ya.
İşte New York'taki Central Park gibi etrafımız koca koca gökdelenler.
Toprağın altında daha fazla toprak yok.
Buranın altında, parkın altında tren istasyonları var, otoparklar var vesaire.
Burası eskiden tren istasyonuymuş, şehrin tren istasyonu.
Daha sonra ne yapalım, ne edelim?
Burayı yeşil alan yapalım demişler.
Üzerini kaplamışlar.
Otoparkın, tren istasyonunun hala tren tünelleri altımızda bulunuyor.
Üstüne böyle kocaman bir tane park yapmışlar.
Yani aşağıya otoparklara inebiliyorsun.
Bak orada park işaretleri falan var.
Aşağıya indin mi, aşağısı otopark.
Milanyum Park'ta göreceğiniz tek sanat eseri Cloud Gate değil.
Bakın burada ne var?
Bir tane adam, bir tane de kadın.
Şöyle karşılıklı, pardon orada da adam varmış şu anda.
Az önce kadın vardı.
Karşılıklı ağızlarından su fışkırtıyorlar şu ortada gördüğünüz noktalardan.
Şu anda olduğu gibi bak.
Hem bu taraftan hem de arka tarafınızdan şu an ağızlarından sular fışkırtmaya başladılar.
Starbucks'a girdim, kahvemi aldım ve geri çıktım.
Her yer bu arada Starbucks.
O Cloud Gate'in o tarafta iki tane geçtik önünden ama kalabalıktı içerileri.
Burada kimse yoktu bak, bomboş.
İki kişi, üç kişi falan filan vardı.
Yulaf sütlü bir tane kahve aldım.
Ne kahve verdim?
6 dolar verdim buna.
Tabii 6 dolar.
Bir de bir tane kod verdiler bak şu şekilde fişin üzerinde.
Tuvaleti kullanmak için.
İçeride tuvaletler kodlu.
Amerika'da böyle popüler turistik yerlerde falan.
Hatta son zamanlarda her yerde görüyorum.
McDonald's'a gidiyorsun, Burger King'e gidiyorsun.
Her yer tuvaletler kodlu.
Kodu giriyorsun, ondan sonra...
Bir de Amerika'da sokaklarda yürürken hep böyle arabalar göreceksiniz.
Bu arabaları New York'ta bayağı bir göreceksin.
Manhattan bölgesinde gezerken.
Ama hemen hemen bütün Amerikan şehirlerinde bu şekilde araçlar var.
Bunlar belediyeye kaçak değil.
Belediyeye kira ediyorlar bu arabayı buraya koyabilmek için.
Yemek satıyorlar.
Food truck diye geçiyor.
Bazıları çok çok çok güzel oluyor.
Geldik sırada ziyaret etmek istediğim ikinci noktaya.
O da arkamda gördüğünüz şu koca yapı.
Aslında bu yapı değil bu yapının olduğu bölgeye gelmek istedim.
Neden gelmek istedim?
Burası neden önemli?
İnsanlık tarihinin ilk gökdeleni 1885 yılında bu arkamda gördüğünüz noktaya kurulmuş.
İlk kurulduğunda 10 kattan oluşmuş daha sonra 2 kat daha eklemişler 12 kata kadar çıkmış.
42 metre uzunluğundaymış.
Bugün aslında çok küçük gibi gözüküyor.
Herhangi bir apartmandan farkı yok.
Ama zamanın ilk gökdeleniymiş.
O zamana kadar binaların yükünü taşlar taşıyormuş.
İlk defa çelik iskelet sistemine taşıtmaya karar vermişler bu yükü.
Daha önce hiç yapılmamış bir teknoloji olduğu için insanlar korkmuşlar.
Gazetelerde tartışılmış hatta.
O kadar ince kolonlar bu kadar yükü nasıl taşıyacak?
Ama taşımış iyi ki de taşımış o gün o teknoloji sayesinde bugün bakın gördüğünüz bütün bu gökdelenler Türkiye'de gördüğünüz Avrupa'da gördüğünüz dünyanın her yerinde gördüğünüz gökdelenlerin babası ilk defa o teknoloji burada kullanılmış.
Üzerindeki duvara da historic landmark diye bir yazı eklemişler.
Bir tabela koymuşlar.
Dünyanın ilk çelik iskelet sistemi burada kullanıldı.
İlk gökdelen buraya yapıldı diye.
Tabi 1831 yılına gelindiğinde de buradaki binayı yıkmışlar.
Çünkü 10 kat artık bir gökdelen değil bir apartman dairesi için bile küçük kalıyormuş.
Yıkıldıktan sonra yerine de bakın böyle koca koca iki tane yan yana gökdelen inşa etmişler.
Sokaklar nasıl ama hiç bak değişmedi.
Yürümeye başladığımızdan beri artık turistik noktalardan uzaklaştım.
Hala tertemiz.
Çok ara ara sigara iz meridi.
Onun dışında hiçbir şey yok.
Hiçbir şey yok demişken çöp de yok bu arada.
Çöpümü atacağım.
Deminden beri hiç çöp göremedim.
Japonya gibi olmuş burası da.
Michigan Gölünü falan gösterecektim ama giremiyoruz.
Bakın şöyle bir görüntüyle karşılaştım.
Parkı kapatmışlar.
Festival var, müzik festivali.
Zaten şehirde sürekli bu tarafa doğru insanlar akıyordu.
Bugün pazar günü.
Böyle giyinimleri falan da ilginçti.
Bak şöyle birazcık etrafı göstereyim.
Böyle farklı farklı giyinmiş bir sürü insan vardı etrafta.
Neden acaba diyordum.
Farklı farklı dediğimde böyle simli mimli falan filan hanımlar, beyefendiler simli simli kıyafetler giymişler güzel güzel.
Neden diyordum nedenini anlamış oldum.
Suenios müzik festivali varmış.
Latin müzik festivaliymiş.
Shakira, Don Omar falan filan geliyor yazıyor internette ne kadar doğru bilmiyorum.
Baya bu tarafa doğru her yeri kapatmışlar.
Her yer festival alanı.
Latin müzikleri festivali.
Hanımefendiler ve beyefendiler de zaten genelde
Böyle Latin Güney Amerika tipli bayağı bir insan vardı.
Böyle böyle arkadaşlar akın ediyorlar bu tarafa doğru.
Kobo şapkalarını giymişler.
Geldik belki de Şikago'daki en önemli noktaya.
Michigan gölünün olduğu yere.
Amerika Birleşik Devletleri'nin en büyük gölüne bakıyorsunuz şu anda.
Amerika sınırlarında beş tane büyük tatlısı gölü var.
Onlardan bir tanesi sadece Amerika sınırlarında kalıyor.
Diğer dördünü Kanada ile birlikte paylaşıyorlar.
Bu gördüğünüzde o göl 58 bin kilometre kareden oluşuyor.
Chicago şehrinin buraya kuruluş nedeninde bu gördüğünüz tatlı su kaynakları zaten.
Bunların hepsi gökdelenler bu insanların burada olmasının sebebi işte bu tatlı su kaynağı.
Gölün üzerinde bir sürü aktivite var.
Bisiklet yolu var, yürüyüş yolu var.
Buradan koşan bir sürü insan, bisiklete binen bir sürü insan var.
O tarafa doğru devam ediyorlar.
Onlarca sahil var göl üzerinde.
Güzel havalarda, sıcak havalarda o ileride daha önceki videoda götürmüştüm size.
İnsanlar yüzüyorlar, eğleniyorlar, plaj voleybolu falan filan oynuyorlar.
Tekne turlarına çıkmak isterseniz o da var.
O ileride marina var.
Birazdan gideceğiz marinaya.
Oradan turistler için tekne turları kalkıyor.
Bu göl, bu göl soğuk zamanlarda kışın yani yer yer buz tutuyor.
Yani donuyor.
Göl bayağı bildiğin donuyor.
Şikago'nun soğuğu da öyle bir soğuk oluyor ki en sevmediğim dünyadaki soğuklardan birisi herhalde.
Çok kötü.
Yani canın o kadar yanıyor ki soğuktan burada.
Gölün üzerinde kurdukları ticaret ağları işte limanlar yaptıkları ticaretler falan filan Şikago'yu Şikago'yu zaman içinde zenginleştirmiş.
Aynı zamanda Şikago'nun içme suyunu da buradan sağlıyorlarmış.
Baya bir insan tifo, salgın, virüsler sebebiyle ölmüş buradaki suyun pisliği yüzünden.
Şu anda tertemiz ama bu su.
Baya baya temiz hem de.
Nedenini birazdan öğreneceksiniz.
Şu binaların arkasında
geçtiğim zaman aynı New York'ta Central Park'ta olduğu gibi bakın burada da sizi böyle bisikletleriyle gezdirmeyi bekleyen insanlar var.
New York'ta böyle bisikletli arabasıyla sizi gezdiren herkes hemen hemen Türk bu arada dikkat ettim.
Hepsi Türkçe konuşuyor.
Sporunda herkes sporunda.
Bugün bir pazar günü.
Bisiklet yapan o kadar çok insan var ki vay be.
Siz de geldiğiniz zaman bisiklete binebilirsiniz tabii ki.
Bak şu hanımefendinin bindiği bisiklet mesela kiralık liftin bisikleti.
Sokaklar tabii ki parklar hala tertemiz.
Bir tane çekirdek çitlemiş ve çöpünü buraya atmış insan görüyor musunuz?
Hemen bakalım.
Böyle bir park Türkiye'de olsa mutlaka bu parkta çekirdek çöpleri bulurduk ama bak bu.
bakıyorsun var mı yok sonra geçen birisi instagramda yazmış neden Avrupa'daki işte Amerika'daki pislikleri de göstermiyorsun diye gördüğüm zaman onları da gösteriyorum var çiş kokan yerleri vesaire vesaire var ama arkadaş arkadaş çekiyorum işte bak şu anda şehrin merkezindeyiz bir tane parktayız yani az önce insanların oturduğu yerden geçtik o tarafa doğru devam edeceğim yok yok sokaklarda çöp yok işte çiş yok bir şey yok çekirdek çöpleri yok
İnsanlar bir şeylerini yiyip yiyip atmamışlar.
Pakistan videosunun altına yazmış birisi işte Pakistan'ın pisliklerini gösteriyorsun Avrupa'nınkini niye gösteriyorsun?
Avrupa'da kimse sokağa sıçmıyor ben ne yapayım?
Tabii ki pislik insanlar da var ama onların attığı çöpleri temizleyecek altyapıyı da kurmuş adamlar.
Bakın bahsettiğim turist teknelerinden bir tanesi de bu.
Bunların hepsi arkadaş grubu anladığım kadarıyla birlikte tutmuşlar.
Çıkıyorlar şimdi gezintiye çıkacaklar gölün içinde.
İçecekleri, yemekleri falan filan az önce koydular.
Bakın ne buldum?
Nutella Cafe diye bir kafenin önünden geçiyorum.
Burayı daha önce görmüştüm.
Ne sattıkları konusunda hiçbir fikrim yok içeride.
Şeker yememeye çalıştığım için.
Ama önünde bir sıra var.
Bir sıra var.
Bak böyle devam ediyor.
Arkalara doğru sıra var.
Nutella Cafe.
Bakın Amerika sokaklarında yürürken göreceğiniz bir başka şey de bu Free Bible korslar.
Bakın burada İncil.
Bayağı bildiğin ücretsiz İncil dersi veriyorlar.
Hemen şurada ablalar.
Çok diplerine girmek istemiyorum ama...
Hatta insanların evlerinin kapılarını çalıyorlar bu ablalar.
Geliyorlar size İncil'i tanıtmaya geldik, İncil'i anlatmaya geldik, vaktiniz var mı falan filan diyorlar.
Bu şekilde ücretsiz İncil'i anlatayım, Hristiyanlığı yaymaya çalışayım diye takılan çok insan var.
Evet Michigan Gölü'nün oradan ayrıldım.
Artık yemek yeme vakti diye düşünüyorum.
Saat 2.30-3.00'a geliyor.
Kahvaltı edeceğim arkadaşlar.
Kahveyle duruyorum çünkü bütün gün.
Şikago'ya özgü bir tane sandviç var böyle içine etler falan filan koyuyorlar.
Güzel soslarla yapıyorlar.
Daha önceki videoda buradan aldım yedim.
En sonunda da pişman oldum daha büyüğünü almadığım için.
Bak şöyle bir görüntü vardı.
O yüzden atladım geldim bu sefer jumbo'sunu alacağım abi.
Yıllar sonra 3 yıl sonra.
Yine sıra vardır kesin.
En son geldiğimde de böyleydi.
Burası her zaman böyle.
Mekanın içi çok güzel değil mi bu arada?
Buradaki süslemeler, detaylar beni benden alıyor.
Her geldiğimde çok hoşuma gidiyor.
Şurada Chicago Bulls var, Michael Jordan var.
Tabii en son geldiğimde böyle bir makine yoktu.
Bunları yeni koymuşlar.
Bundan 4 yıl, 3 yıl oluyor bengeleri.
Bu sefer büyüğünden alıyorum abi.
8.49 küçüğü, 11 dolar, 10.5 dolar büyüğü.
Numaram 509'muş.
Numaram okunana kadar birazcık size etrafı gezdireyim hadi.
O kadar hızlı çalışıyorlar ki bu kadar sırayı hemen yedirdiler valla.
509 numaraydım.
Saniye başı sipariş veriyorlar.
Saniye başı sipariş veriyorlar.
Aldım bunu dışarıda yiyeceğim.
Nehir kenarına gidiyoruz şimdi.
Nehir kenarında yemek istiyorum.
Evet geldik sonunda Chicago nehrine dostlar.
Karşımda Chicago nehri.
Şehrin en ünlü noktalarından bir tanesi.
Nehir boyunca bir tane yürüyüş yolu var.
River Walk diye.
Oradan birazdan yürüyeceğiz.
2006 yılında yapılmış.
Çok uzun bir yol.
Michigan Gölü'ne kadar devam ediyor.
Üzerinde oturacak yerler var.
Restorantlar var.
Kafeler var.
Güzel güzel.
Ama bunlara başlamadan önce.
Nehirin de bu arada çok güzel bir iki tane bilgisi var.
Önce bir artık yemek yiyelim.
Karnımızı doyuralım.
Gerçekten başım dönmeye başladı açlıktan.
Sabahın köründe dörtte spor salonundaydım.
Ondan sonra sadece bir protein shake yaptım kendime.
Onun dışında hiçbir şey yemedim.
Yalan olmasın tadının nasıl olduğunu hatırlamıyorum.
Ama videoda gördüğüm kadarıyla kendimden çok güzelmiş ki o kadar beğenmişim.
Görüntü muazzam.
Ekmeği yumuşacık abi bak.
Ekmek bu şekilde.
Kızarmış ekmek değil böyle daha yumuşak yumuşacık bir ekmek var.
İçinde bu kadar et var sadece.
Başka hiçbir şey yok.
Et ve ekmek.
Hımm.
Keşke iki tane alsaymışım.
Yok yok şaka şaka.
Bu yeterli.
Çok güzel abi.
Yani ağzında ekmek değiriyor.
Ekmek çok taze.
Et desen eti zaten hissetmiyorsun abi.
Et şu şekilde dönere çok benziyor aslında.
Bak şimdi çok mutluyum işte bunu bitiriyorum.
Ondan sonra neyirde yürümeye başlayacağız hadi.
Valla sandviç şahaneydi.
Çok hızlı bir şekilde bitirdim hepsini.
İyi ki oraları görmediniz.
Oraları çekmedim.
Şimdi nehir kenarında tekrar yürümeye başladım.
Bakın nehir boyunca dediğim gibi böyle oturabileceğiniz sadece kafeler değil halka açık kendi yemeğinizi alıp gelip oturabileceğiniz ya da içeceğinizi alıp gelip oturabileceğiniz yerler var.
Aşağısı böyle burası hava kötüyken bile bazen kalabalık oluyor biliyor musunuz?
Hava buz gibi bu insanlar ne yapıyor burada diyorsun ama yine de oturuyorlar burada.
Şimdi nehir kenarında size göstermek istediğim ilk bina şu arkamda gördüğünüz ikili bina.
Marina Towers diye geçiyor Mısır Koçanı'na benziyorlar bakın binalar.
İkisi de birbirinin aynısı.
Her biri 179 metre yüksekliğinde 65 kattan oluşuyor.
Toplam 450 daire var her bir kulede dostlar.
Yapıldığı dönemde bütün gökdelenler dipdörtgen bir şekilde, klasik gökdelen şeklinde.
Bak böyle yapılıyorlarmış, hepsi böyleymiş.
Ama bunu yapan mimar arkadaş demiş ben farklı bir şeyler yapacağım.
Ve Mısır koçanına benzeyen bu yapıları yaptım.
Geldik nehir üzerindeki en popüler köprünün olduğu yere bakın dostlar.
Michigan Avenue'nun olduğu yerdeyim şu anda.
Bu taraf...
Bu taraf Milanyun Park.
Hemen bu tarafa dönüyorsun.
Bu caddenin ismi Michigan Avenue diye geçiyor.
Paris'te videosunu izlediniz.
Paris videosunda bir tane alışveriş caddesine gitmiştik.
İsmi neydi?
Şanzelize'ydi.
Zaten benim videomdan bilmiyorsanız da Şanzelize'yi mutlaka duymuşsunuzdur.
En kötü İstanbul'daki o ilginç Şanzelize kafesi vardı ya, barı vardı.
Oradan duymuşsunuzdur.
Neyse.
Paris için Şanzelize neyse, Şikago için de Michigan Avenue aynı şey.
Yani alışveriş sokağı, bayağı ünlü markalar göreceğiniz falan filan.
Hep burada baya uzun bir şekilde devam ediyor.
Şikago'nun alışveriş sokağı olmasındaki birinci sebeplerden birisi bu bina gördüğünüz bina.
Ofis binasıymış zamanında yapıldığında bu.
Tabi bu yapıldığı zaman ofis binaları böyle koca koca ofis binaları yokmuş o zamanlarda gökdelen şeklinde.
O yüzden ilk yapılan bu şekilde gökdelen şeklinde ofis binalarından birisi.
Binaları demişken hemen bu tarafa dönüyoruz.
Ne yazıyor orada?
Trump.
Yani Trump Kulesi.
Bu gördüğünüzde Trump'ın bildiğin Amerikan Başkanı'nın binası.
Her şehirde hemen hemen var.
Hatta İstanbul'da da var galiba Trump Kulesi.
Bilmiyorum fark ediyor musunuz?
Ben çok fark edemiyorum ama bu tarafa doğru akıyor.
Michigan Gölü ne tarafta?
Bakın Michigan Gölü bu tarafta.
Ama nehir tam tersi yönde akıyor.
Yani Michigan Gölü'nden dışarıya doğru bu tarafa doğru akıyor.
Amerikalı mühendisler Chicago nehrinin doğal akış yönünü değiştirmeyi başarmışlar.
Bu tarafa doğru akıyorken şimdi bu tarafa doğru akıyor nehir.
Peki nasıl başarmışlar bunu?
Riverwalk'a nehrin yanına kadar indim.
Şimdi anlatabilirim.
Nehri bir yandan size göstererek.
Michigan gölü Chicago'nun su kaynağı, tatlı su kaynağı.
Zamanında insanlar içecekleri suyu oradan alıyorlarmış.
Ama şehir nerede?
Bu tarafta.
Burası nereye akıyor?
Michigan gölüne doğru akıyor.
Atılan pislikler bütün nehirdeki nereye gidiyor?
Michigan gölüne gidiyormuş.
Zamanla nüfus arttıkça tabii ne oldu?
Michigan gölü kirlenmeye başladı.
Hayvan cesetleri, çöpler, boklar affedersin falan filan ne ararsan var Michigan gölünde.
İnsanlar bu suyu içtikleri için tifo olmaya, virüsler kapmaya başlamışlar.
Hastalıklar artmış, insanlar ölmeye başlamış vs. Şikago yok olacak ya.
Öyle bir durum var.
Önce şöyle bir çare bulmuşlar.
Tüneller kazmışlar ama ne tüneller bak.
Buradan su kulesi var.
Su kuyusu var daha doğrusu.
Kaz kaz kaz kaz kaz devam et devam et devam et.
Gölün ortasına kadar adamlar kuyu kazıyor.
Gölün ortasından suyu alıyorlar.
Kazdıkları tüneller aracılığıyla ta şehrin merkezine buradaki su kulesine kadar getiriyorlar.
Buradan suyu geri çıkartıyorlar.
Ondan sonra içiyorlar, kullanıyorlar vesaire.
Ama bu da işe yaramıyor bir yerden sonra.
O tarafa kadar her yer pislik içinde çünkü.
Yani Michigan gölü bitmiş koca.
Amerika'nın en büyük gölünü bok götürüyor öyle diyeyim yani.
En son çareyi ne yapalım ne edelim?
İnsanlık tarihinin en büyük mühendislik harikalarından birini gerçekleştirerek başarıyorlar.
Biz bu nehrin yönünü bu tarafa değil de bu tarafa doğru götürürsek o zaman Michigan gölünü kurtarırız diyor.
Ama bu nehrin doğuya doğru akmasının sebebi eğim.
Çok hafif de olsa bir eğim var bu tarafta.
O yüzden bu tarafa akıyormuş.
Başlıyorlar kazmaya.
Kaz kaz kaz kaz.
Eğimi daha yüksek yeni bir kanal açıyorlar.
Ondan sonra gerisinde yer çekimi hallediyor.
Buradaki su yer çekimi sayesinde ne tarafa doğru akmaya başlıyor?
O tarafa doğru akmaya başlıyor.
Mississippi nehrinden de bütün Amerika'yı devam ettiriyor.
Bunu başardıkları zaman...
Bunu başardıkları zaman ne oluyor?
Michigan gölündeki bütün pislikler hemen hemen instant yani anlık olarak birden yön değiştiriyor.
Bu nehrin akışıyla birlikte tertemiz oluyor.
Michigan gölü ne oldu?
Tertemiz oldu.
Ondan sonra içilebilir su tekrar geri geliyor Şikago'ya.
Şikago'yu kurtarıyorlar bir bakıma.
Nehrin hikayesi bu şekilde.
Bir tane daha hikayesi var hemen onu da anlatayım.
Aziz Patrik günü geldiği zaman arkamda gördüğünüz nehri yeşile boyuyorlar.
Bayağı bildiğin bütün nehir yemyeşil oluyor.
Şöyle göstereyim görüntülerini hatta size.
O gün geldiği zaman burada insanlar sadece yeşil giyinmiyorlar.
Bütün nehri de boyuyorlar.
Organik bir boya kullanıyorlarmış botlarla birlikte.
Önce turuncuymuş rengi.
Turuncu bir şey atıyorlar.
Turuncu toz gibi bir şey döküyorlar nehre ama o bir şekilde yeşil oluyor.
Formülünü de bu arada hiç kimse bilmiyor.
Söylemiyorlar gizli 5 kişi mi 10 kişi mi ne biliyormuş sadece formülünü yazdığına göre.
Apple mağazası da tabii ki nerede olacaktı?
Şanzelize'sinde olacaktı Chicago'nun yani Michigan Caddesi'nde.
Burada görmek istediğim, size de göstermek istediğim daha önemli bir şey var o da bu bina.
Yine Michigan Caddesi'nin ilk binalarından bir tanesi Tribune binası.
Buradaki taş Türkiye'den, Ayasofya camisinden ama şu anda dünyanın bir diğer ucundayız, Şikago'dayız.
Bu taşın burada ne işi var?
Hemen yan tarafa dönüyorsun.
Bu taş da Birecik'ten, Şanlıurfa'dan, yine Türkiye'den.
Bu taşın burada ne işi var?
Bu kulenin özelliği bu dostlar.
Dünyanın her yerinden, her ülkesinden önemli yapıların, binaların küçük küçük taş parçalarını toplamışlar, getirmişler, Şikago'da birleştirmişler, duvarlara monte etmişler.
Hızlıca bakalım başka neler neler var.
Bu gördüğün, sizi götürdüğüm Beijing'de Pekin'de Çin'in başkentinden bir tane taş getirmişler.
Hemen yan tarafında Paris'ten sizi daha yakın zamanda götürdüğüm Zafer Takı'nın bir parçasını alıp buraya getirmişler.
Geçen haftaki videomuz nereden gelmişti?
Moskova'dan Kremlin Sarayı'nın duvarlarını göstermiştim size.
İşte o duvar burada bakın.
Kremlin sarayının duvarı.
Binanın girişi de yalnız bayağı gösterişsiz değil mi?
Çok güzel duruyor.
Yüzüklerin efendisinden fırlamış gibi duruyor adeta ben öyle hissediyorum.
Çin Sedli'nden Çin'den taş var.
Berlin duvarından bir taş var.
Bu tarafta Taj Mahal, Hindistan gideceğiz oraya listede çok yakında orada olacağım.
Panama şehrinden daha dün iki gün önce falan oradaydım uğradım sadece kalmadım.
Avustralya'dan bir parça var yine Pekin'den bir parça var.
Trump'ın evinin de taşı burada bu arada.
Beyaz Saray'dan da bir parça getirmişler.
Roma'daki kolezyum var ya Roma'daki kolezyum.
Onun parçası da burada.
Angor Wat videoları yeni yayınlandı sayılır.
Onları izlemediyseniz izleyin.
Angor Wat'tan da parça var burada.
Hah piramidin parçasını da bulduk.
Bu da Giza piramidinin parçası.
Valla sonu gelmiyor.
Bakın bütün binanın etrafını gezdim neredeyse.
Yok yok yani kaç tane taş var bilmiyorum.
İnternette yazdığına göre 200'ün üzerinde taş varmış toplamda dünyanın her yerinden.
En kalabalık yeri gördüm derken birazcık erken konuşmuşum.
Asıl en kalabalık yere galiba şimdi geldim.
Navy Pier'e geldim.
Deniz Kuvvetleri iskelesinin olduğu yere geldim.
Size burayı sabah aslında göstermiştim.
Daha ilerden Luna Park demiştim ya şuralarda bir yerlerde.
İşte o gösterdiğim dönme dolap burasıydı.
Burası da Luna Park'ımız.
İskelenin üzerinde çok büyük olmasa da keyifli duran bir Luna Park bulmuşlar.
Bir de ne kadar dolu, ne kadar dolu her şeyin önünde sıra var.
Bugün pazar günü tabii.
Çığlıklar, çığlıklar, çığlıklar size kadar geliyordur herhalde.
20 dolara şuna biniyorsun bu da muhtemelen o fiyatlarda bir şeydir.
Bir sürü farklı tekne turu var tabi bak bu da onlardan bir tanesi.
Bunun da fiyatına baktım az önce 53 dolarmış.
53 dolar veriyorsun 75 dakika boyunca nehir üzerinde seni gezdiriyor.
Yürüdüm yürüdüm metro istasyonunun olduğu yere geri geldim dostlar.
Şurası Milanyun Park şuradan da metroya bineceğim birazdan otelimin olduğu yere doğru geri döneceğim.
Şehirden ayrılmadan önce size son bir bilgi daha vereyim hadi.
Chicago'yu anlatmışken, bu kadar gezmişken Al Capone'den zamanında Chicago'yu yönetmiş, gizliden yönetmiş gölge patronundan bahsetmeden olmaz.
Hepiniz duymuşsunuzdur Al Capone'yi.
1920'li yıllarda Amerika'da içki yasağı varmış.
Şaka değil gerçekten içki yasakmış.
İnsanları içkiden uzak tutabilmek için, uyuşturucudan uzak tutabilmek için bazı yasaklar getirmişler.
Bu yasaklar insanları içkiye daha fazla yönlendirmiş.
Çünkü insanlardan bir şeyi yasaklarsan ne oluyor genel olarak?
Kumarı yasaklıyorsun, herkes kumara oynamaya çalışıyor falan filan.
Öyle olunca yer altından, el altından daha doğrusu içki satan insanlar ortaya çıkmış.
Alkopone de bu şekilde başlamış.
İşleri büyütmüş, uyuşturucudur, kumarhane işletmektir falan filan.
Bayağı bildiğin mafya babası olmuş.
Belediye başkanını, polisleri falan filan burada hepsinin rüşvete bağlamış.
İnsanlar Şikago'nun gerçek belediye başkanı, Şikago'yu gerçek yöneten kişi, gölge patronunun Alkopone olduğunu söylüyorlarmış.
Bayağı suçlar işlemiş vesaire vesaire.
En sonunda vergi kaçakçılığından hapse atmışlar kendisini.
Evet bu hikayeyle birlikte artık Şikago'dan ayrılıyoruz.
Şöyle son kez insanları, sokakları göstereyim size.
Geldim yine metro istasyonuna.
Bir çiş kokuyor.
Bir çiş kokuyor size anlatamam.
Yani övülecek şeyini öveceksin ama sövülecek şeyini de sövmek lazım.
Çok kötü kokuyor oğlum.
Nereye işediniz?
Her yere mi işediniz diyeceğim.
Şunlar hep çiş mi acaba?
Yok çöp akmış.
Otele döneceğim.
Uçuş öncesi birazcık dinlenelim.
Ondan sonra 5 gün sonra 6 gün sonra zaten Şikago'ya geri geliyorum.
5-6 gün sonra otelin yanında Giardanos'a gideriz.
Pizzamızı yeriz.
Orada bitirecektim zaten.
O yüzden şimdilik hoşçakalın.
5 gün sonra yaşın diyorum size.
Hadi görüşürüz.
Şikago'dan ayrıldım.
Ondan sonra ufak bir tatile çıktım.
Sonra atladım.
Tekrar geldim.
Şikago'dayız.
Daha güzel daha sıcak bir güne uyandım.
Bu sefer Şikago'da çok fazla vaktim yok ama yapacak da zaten bir tane şey kaldı.
O da bu gördüğünüz pizzacıya uğramaktı.
Dünyaca ünlü pizzacıya Danos'a geldik.
Otelim de çok yakın bu arada.
Hemen şurada bir 15 dakika yürüme mesafesinde yürüdüm atladım geldim.
Yıllar önce belki 6-7 yıl önce oturduğum masaya geldim.
Tekrar geri oturdum dostlar.
O videoyu izlediyseniz eğer hatırlarsınız.
İzlemediyseniz tekrardan göstereceğim zaten size her şeyi.
Az önce menüyü açtım.
Hazır pizzalardan seçebiliyorsunuz.
Hazır pizza seçerseniz eğer yaklaşık 27 dolarla 40 dolar arasında
değişiyor kişi sayısına göre 2 kişi 3 kişi pizza söylediğiniz zaman bunun üzerine getiriyorlar büyük oluyor çünkü buna koyuyorlar ben şimdi tek başıma olduğum için sadece tabağa sığacak kadar bir pizza gelecek önüme dip diş pizzadaki en büyük problem hazırlanması kalın olduğu için uzun sürüyor yaklaşık 35-40 dakika bekleyeceksiniz dediler şu anda da açtık da ağzımın suları akıyor çok acıktım spordan çıktım hiçbir şey yemedim dünden beri 35 dakikalık beklemenin ardından pizzam önümde
Benimki de çok güzel kokuyor.
Yaşasın.
Of.
Geçen hafta da yiyemedim ya.
Nasıl içimde kaldı?
Nasıl içimde kaldı?
Size anlatamam.
Şimdi önce bir göstereyim.
Bak böyle kalın bir pizza geliyor karşınıza.
Bak yemeye yemeye unutmuşum bile.
Bakar mısın şuna?
Şu gördüğünüzün tamamı peynir arkadaşlar.
Bak bu gördüğün tamamı peynir.
İçinde de peynir var.
Üstünde de peynir var.
Nasıl yapıyorlar?
Hızlıca bir anlatayım önce size.
Şimdi sizi tekrar tarihe döndüreceğim.
1943 yılına gidiyoruz.
1943 yılında burada Uno Pizzeria diye.
Uno Pizzeria yani...
Bir İtalyan pizzacısında Amerikalıların daha çok seveceği tarzda bir pizza yapmaya karar veriyorlar.
Ne yapalım, ne edelim?
İşte daha doyurucu olsun, porsiyonlar büyük olsun.
Biliyorsunuz Amerikalılar fazla yemeği büyük porsiyonları falan filan seviyorlar.
Bir tane pizzacı, bir tane pizzacı çıkıyor.
Daha büyük, daha kalın bir pizza yapalım diyor.
Yüksek, yüksek bir tava kullanıyor.
Pizzadan ziyade birazcık tarta benziyor aslına bakarsan.
Böyle bir pizza icat ediyor.
Normal pizzalarda peynir üste koyulur ama bu pizzada hamur, ondan sonra peynir koyuyorlar.
Ondan sonra tavuktur, peperonidir, ne koymak istiyorsan onu koyuyorlar.
Pasta gibi aslına bakarsan kat kat yapıyorlar.
Onun üzerine bir daha peynir koyuyorlar.
Üzerine de domates sosunu koyuyorlar böyle.
10 numara 5 yıldız alıyor.
Çok güzel bir tadı var.
Çok fazla bulabileceğiniz bir pizza değil.
Özellikle Amerika'da, Amerika'nın da Chicago şehrinde her yerde bulabiliyorsun.
Normal pizza mı, İtalyan pizzası mı?
İnce.
İtalya'daki yapılanlar hariç.
Onlar ayrı bir kategori.
Orayı saymıyorum.
Ama ne bileyim Amerika'da yiyeceğim bir İtalyan pizzası ya da New York'ta yiyeceğim o New York pizzası mı?
Yoksa bu mu derseniz eğer kesinlikle bunu tercih ederim.
Çok daha güzel abi.
Yani çok güzel peynir.
Peynir seviyorsanız sev.
Ben peynirin hastasıyım bu arada.
Sadece peynir yiyeyim yani.
Ver peyniri yiyeyim.
Bunun da ücretine yaklaşık 15 dolara falan geliyor.
Pizzanın kendisi 11 dolardı.
İşte üzerine attırdığın tavukla falan filan.
Baş işiyle birlikte 15 dolara geliyor.
Burada yemek.
2-3 kişilik pizza söylediğiniz zaman da 25 dolar civarındaydı yanlış hatırlamıyorsam.
Ben artık otelime geri döndüm.
Şöyle birazdan otelime giriş yapacağım.
Bir Chicago videosunu iki farklı ziyarete yaydık.
Güzel oldu bence.
Keyifliydi.
Chicago güzel bir şehir.
Gelmeyi gezmeyi seviyorum.
Amerika'yı çok gezmeyi sevmediğim halde Chicago'yu severim.
Umarım siz de izlerken keyif almışsınızdır.
Beğendiyseniz beğen butonuna basmayı unutmayın.
Önümüz hafta yeni bir ülkede yeni bir macerayla görüşmek üzere.
Kendinize iyi bakın.
Hoşçakalın.
Bak yukarıya bak.
Şurada Chicago Bulls Michael Jordan var.
Michael.
Yukarı gezmişken al kapı.
Eyvah eyvah.
Sıraya bak Jordanus'un önündeki.
Önce bu sıraya gireceksin.
Sipariş vereceksin.
Sonra bir de siparişin hazırlanacak.
Onu bekleyeceksin.
Benzer Videolar: Saatte Şikago

YAPILIR MI DEDİLER! 1900 Metrede Akrobasi - Babadağ Yamaç Paraşütü

Merak Ettiklerinizi Yanıtlıyorum ★ Soru-Cevap ★ Yoluma ve Hikayeme Hoşgeldiniz

⚡️⚡️⚡️Народный звёздный Новый год! ВСТРЕЧАЕМ 2026 ВМЕСТЕ! | Новогодний огонек ОНТ

Bangladeş’in Kırsalında Gezinti 🌿 | 60 Kubbeli Tarihi Cami (UNESCO) ~ 177

Из Медвежьей горы ночью 🌙 На электровозе ЭП20

