HAYKO CEPKİN İLE 2 GÜN / UÇAKTAN ATLADIK!

HAYKO CEPKİN İLE 2 GÜN / UÇAKTAN ATLADIK! Videosu İçin İndirme Bilgileri ve Detaylar
Yükleyen:
Ceren YılmazYayınlanma Tarihi:
30.11.2025Görüntülenme:
2.5KAçıklama:
Çocukluk hayalim gerçek oldu… Hayatım boyunca “keşke bir gün tanışsam, aynı havayı solusam, sahne arkasını görsem” dediğim bir hayalim vardı. Bu videoda o hayal gerçek oldu. Hayko’nun konser hazırlığını, kulisteki enerjisini, o sahne öncesi heyecanını birebir yaşadım. İki gün boyunca hem müzik hem adrenalinin tam ortasındaydım. Ve işin en delisi? Hayko’yla birlikte Türk Hava Kurumu’nda uçaktan atladım Aynı uçakta oturup, aynı kapıdan çıkıp, birlikte gökyüzüne bıraktık kendimizi. Ve 200 km hızla aşağı düşerken el ele tutuştuk. Benim için bu sadece bir içerik değil… Gerçekten hayatımın en büyük anılarından biri. Bu videoda hem sahne arkasını, hem Hayko’nun enerjisini, hem de atlayış anındaki saf adrenalini göreceksiniz. Hayalim gerçek oldu. Umarım izlerken siz de o heyecanı hissedersiniz. Bu tarz içeriklerin devamı gelsin isterseniz, abone olmayı yorum yapmayı unutmayın! Sevgiler
Video Transkripsiyonu
Bazı insanlar kalıplara sığmaz, yenilerini yaratırlar.
Toplumun normal algısına da pek uymaz, ezber bozdururlar.
20 yıldır şarkıları ve performansı ile bize bir şeyler anlatan, içimizdeki karanlığı üzerine giyip dilimizdeki çığlığı sanata çeviren bir adam var.
Kaosla düzen kuran, öfkeyle şefkati aşılayan, içimizdeki karanlıktan aydınlığı ayıklayan bir rehber o benim için.
Evet, Hayko Cepkin.
Ve o sadece bir müzisyen değil, büyük bir deneyim.
Ve bugün, çocukluk hayallerimin en güğünü gerçekleştirmeye, bu deneyimin iki gün boyunca parçası olmaya gidiyoruz.
Sahnedeki enerjisini daha yakından dokunuyoruz, gökyüzündeki cesaretinin elinden tutuyoruz.
Uçuyoruz, kaçıyoruz, deli gibi bağırıp zıplamaya ve içimizdeki tüm kasvetten arınmaya gidiyoruz.
Sıkı tutunun.
Bu video bolca sevgi, çocukluk heyecanı, ilham ve adrenalin barındırır.
İyi seyirler.
Ben çok heyecanlıyım, ben çok heyecanlıyım, ben çok heyecanlıyım, ben çok heyecanlıyım, ben çok heyecanlıyım.
Ayko'nun konserine gidiyoruz.
Şimdi Ahmet'i almaya gidiyorum arkadaşlar.
Yoldayım.
Kendisi bugün bize kameraman olarak eşlik edecek.
Harika harika harika harika mükemmel bir kameraman olduğu için onu almak istedim.
Çünkü bu hayatımın en önemli çekimi ve çok güzel çıkması lazım ve sizinle çok güzel şeyler izlemeniz lazım.
O yüzden çok heyecanlıyım.
Hadi çok fazla vakit kaybetmeden Ahmet'e almaya gidelim.
Ahmet, ben kusacağım galiba.
Çok heyecanlıyım.
Nereye gidiyorsun?
Hayko'nun konserine gidiyoruz ve bütün gün, hatta iki gün boyunca Hayko ile birlikte olacağız arkadaşlar.
Ve bu benim kaç?
9 yaşımdan beri, 9'dan 25 çıkarsana.
25'den 9 çıkar.
Yok be!
10 çıkar.
Diyelim ki 16.
Bu benim 16 yıldır hayalini kurduğum bir şey.
Ve bugün 27 Temmuz.
Hayallerim gerçek oluyor.
Bugünü tarihe not alacağız.
Ama önce atlı arabaya, Hayko'ya gidelim.
Anne!
Hayko'nun konserine gidiyorum.
Sağ ol.
Anlamam lazımdı.
Çok güzeldi.
Benden selam selayı koyar.
Seni mutlu ettiği için de çok teşekkür ederim.
Ya çok teşekkür ederim.
Söyleyeceğim.
Annem de seni dinliyor.
Bol bol selamı var diyeceğim.
Nasıl yapıyor baştan?
Böyle.
Haa böyle.
Kullanıma da teşekkürlerimi söyle.
En büyük hayranım.
İşte be!
Kimin annesi be?
Şimdi arkadaşlar
Çok heyecanlıyım öncelikle söylemem gerekirse.
Siz benim heyecanımı anlamıyor olabilirsiniz ama ben şu videonun kenarlarını, köşelerini bir yere Hayko'yu ilk dinlemeye başladığım zamanlardaki çocukun fotoğrafımı koyacağım.
Ve beni daha iyi anlayabileceksiniz.
Benim abim rapçiydi.
Beni döve döve rapçi yapmaya çalışıyordu.
Ben de rapçiydim falan.
O böyle bana freestyle atıyordu.
Ben ona böyle brutal yapmaya falan çalışıyordum.
Yine dayak yiyordum günün sonunda ama.
Neyse hayvan saçma sapan hareketler yapıyorsun falan diye.
Ve ben bu davadan hiçbir zaman vazgeçmedim.
Bir ara Justin Bieber'cı oluyor gibi oldum.
O böyle 2014 senelerinde falan.
Sonra hemen toparladım kendimi.
Yine tekrar Ayko'ya devam ettim.
Ve Hayko'nun neredeyse böyle hemen hemen çoğu konserine gitmişimdir.
Hayko da şimdi konserlerinde genelde işte onu etiketleyen, paylaşan kişilerin storylerinde böyle şey yapıyor, paylaşıyor.
Ay bu Hayko bugüne kadar benim hiçbir story'imi görmedi.
Ve ben...
Bir ihtimal, bir umut her gittiğim Hayko konserinde binlerce story atardım ve hepsine de Hayko'yu sınavsız etiketlerdim.
Abi gün sonu eve geliyorum, bakıyorum Hayko'nun paylaştığı storyleri gün boyu.
Ya binlerce kişinin story'sini paylaşıyor, benim story'lerimi asla görmüyor.
Dedim ki bir gün ünlü olacağım ve görecek beni.
Ne kadar sevdiğimi ve ne kadar istikrarlı bir şekilde bütün konserlerini takip ettiğimi.
Abi ünlü oldum, gene görmüyor.
Ya diyorum ki nasıl görmüyor?
Bir ara ben artık şey bak şahsi algılıyorum.
Abi inadına falan.
Sevmiyor mu acaba beni falan oldum.
Daha sonra işte sanırım 9-10 ay önce kadar falan bana bir bildirim.
Hayko Cepkis'i takip etmeye başladı diye.
Demek ki bir sebebi varmış.
Dedim artık göreceksin Hayko.
Artık attığım soruların hepsini görmek zorundasın.
Yine görmedi.
İlk defa giriyorum Ayko'nun backstage'ine.
Hadi.
Uff sahne güzelmiş ama.
Gel.
Gülçin Hanım'ı arayayım ben de.
Gülçin Hanım merhabalar.
Nasılsınız, neredesiniz?
Tamamdır.
Tamamdır oldum.
Hoşçakalın.
Toplantıdalarmış.
Gelmişler ama buradalar.
Tamam.
Hayko'nun konserlerinde o izlediğiniz muhteşem sahneler var ya o sahneleri muhteşemleştiren kişi yanımızda arkadaşlar.
Berfin Hanım.
Kendisi Hayko'nun dansı.
Ben çok saygı duyuyorum kendisine.
Popol dans yapıyor.
Ben Hollanda'da iki gün denedim.
Gerçekten ne kadar saygı duyulması gereken bir iş olduğunu anladım.
Bacaklarımın derileri sorulduktan sonra.
Zor değil mi?
İnanılmaz zor ya.
Deri alışıyor sonra tabii ki.
Her sahne öncesi böyle bir heyecan oluyor mu size de yoksa artık normalleşti mi?
Tabii ki de normalleşti ama her sahne öncesi heyecan oluyor.
Ben ama biraz heyecanlı da bir tipim ya.
Belki onun da etkisi var.
Hayko'nun bütün ekibi inanılmaz heyecanlılar ve inanılmaz enerjisi yüksek insanlar.
Ama ne zaman Berfin çıkıyor sahneye, o zaman sahnenin atmosferi tamamen değişiyor.
Birazdan şimdi o da probaya girecek.
Probasını izleyeceğiz.
Benim elim tüzüyor ya.
Teşekkür ederim.
İyi misin bakayım?
Gel bakayım.
Aşırı üşütüm.
Hep sahnenin önünden izledik.
Bu sefer sahnenin arkasındayız.
Hep yanda mı kalacaksın?
Ne?
Nerede kalayım?
Ne bilmiyorum.
Ya evet.
Benim işim bitti burada hadi gel.
Tamamdır oldu o zaman.
Geleyim mi?
Hadi gelelim.
Gel kız canım.
Anlarsın ya, gel.
Bak, Bezgin Bekir, hayattan bezmiş.
Yine diyor gitti, Allah'ın delisine denk geldi.
Sizindeki bu kadar mı?
Hayır, yok.
Daha oradan.
Orayı döşemeyiz, bomba patlıyor.
Nasıl başlıyor böyle sound check falan durumları?
Normalde yaparız uzun uzun da.
Şimdi festival orada çocuklar güneşin altında duruyor.
Çok durmasınlar diye hep şey yapıyoruz.
Aslında gecesi de var.
Geceden gelin.
Geceden gelin diyor.
Çünkü havai fişekler patlamalardı.
Havai fişek falan böyle.
Ben havai fişek yokum.
Hayır olur.
Bunlara dikkat edelim.
Havai fişek hayvanlarımızı korkutuyor.
Soğuk.
Alevde diye bir şeydir.
Belirli bir metreye kadar giderken soğururlar ve sadece ta diye bir ses çıkarırlar.
Vallahi bir şey kullanmıyoruz.
Asla.
Ömrümce kullanmadık.
Belediye işinde bile olsa ama akşam bir kutlama yapalım diye kullandık.
Bu arada bu sene belgeselin alıyorduk tarzı.
Ne?
O zaman ciddi konuşayım.
Güreşirim hatta.
Ölme kız beni uğursuz geliyor bana.
Ölme.
Kaka pipi de.
Çok hiç sevmiyorum övülmek şu an.
Götüm başım ayrı oynuyor.
Esnaf amcalar.
Biz konuşuyorken arkada.
Arkasından böyle görüp almak çalışıyor.
Bu kız kim biliyor musun?
Burcu Show.
Işıkları yapan fenomen.
Milyonlar seyredildi.
Yıllarca Instagram'ını hiç kullanmadı.
Bir tane sayfası vardı.
Onu da kilitli yani.
Kimse de takip etmiyor.
Kilitli bir de.
Tav ve gürültü açtırdık.
Şans Eseri'de bir konserden şey bu, şeyini yayınlamış.
Ben de *** yattım.
Patla olan diye.
Görüntüsünü bire bir tek solo attım ben.
Ki hani tek koyunca daha da büyük geliyor ya.
Bu bir fenomer oldu.
Fenomer mer.
Fenomer mer.
Fenomer mer oldu bu.
Milyonlar seyredildi.
İşte Aykucuk'un başarısının arkasındaki kadın.
Oturup en sonunda...
Bir milyon falan yönetilenmiş.
Bir milyon değil.
Olur mu bir milyon?
Beş milyon oldu.
Geçen bir grup bir sayfa daha paylaşmış.
TikTok'un kendi milyonu var.
Instagram'ın haber şeyinin kendi milyonu var.
Twitter'ın kendi milyonu var.
Benim kendi sayfamdaki var.
O yüzdenmiş.
Hani demin sahnede böyle.
Poz vermedi değil mi sana?
Bu saat böyle bir melodi çalıp buna yürüdüm.
Ekibin en ara buluşu kimdir?
Yani herkesin nazlı yükseldiğinde böyle ekibi sakinleştiren.
Biz birbirimize giriyoruz.
Ağzımızı indiriyoruz.
Böyle çok rahatlıyoruz.
Hiç.
Böyle ara buluş.
Bizde ara buluş var mı?
Yok.
Yok.
Kaçan kaybolanlar olaydan.
Ara bulabilecek bir durum yok.
Aradığınız ara bulunmuyor.
Sor bakayım.
Soruyorum.
Abi şimdi hesaplaşma zamanı.
Ben senin yıllarca bütün konserlerine geldim.
Hepsini hashtagledim.
Hepsine etiket attım.
Bütün hayranlarının hepsini story'inde hepsini paylaştın.
İstesin alsın.
Bin tane story görüyorum.
Asla benim story'lerimi paylaşmıyor.
Gidiyorum bin tane daha.
Mesela bak istekler kısmına düşüyor ya bazı takip etmediğin ya da bilmem ne.
Mesela orada çok nadir şey düşüyor.
Oysa ki her gün eklenen adam var ve onlar da mesela konserden story atıyor.
Mesela onlarınkini görmüyorum.
Bir de gizli isteklere düşenler var ya abi.
Evet işte o mesela eskiden girl oluyordu.
Şimdi mesela o çıkmıyor.
Gizli isteklerin çıkmıyor mu senin şu anda?
Yok şu an çıkmıyor.
O gizli isteklerin çıkması için senin büyük bir ihtimal Instagram'ı tekrardan güncellemen gerekiyor.
Yoksa böyle genel isteklerde kalır.
Kesin önüme düşmemiştir.
Ben dedim ki bana kıl oldu kesin.
O yüzden benim hiçbir Instagram... Abi bir taneme tiyatroya gidiyorum atıyorum bakmıyor.
Konsere gidiyorum atıyorum bakmıyor.
İşte artık yıllar sonra bir baktım.
Hayko Cepkin seni takip etmeye başladı.
Şimdi dedim göreceksin.
Hafize'nin başladığı saatte röportaja başlamamız da çok iyi olmadı mı sizce?
Cut!
Bu tavrın evet biraz agresif bulunuyor olabilir.
Ama ve lakin o kadar...
İstikrarlı bir kendini ne istediğini bilen bir *** ki ben.
O istikrarımla hiç şaşmadım.
Yolculuğumdan da şaşmadım.
Gittiğim A plasa dediğimiz gittiğimiz yolculukta böyle aşağıdan aşağıdan gelirken önüme çıkabilecek sana reklam imkanı sunabiliyorum ama bunu yapman için bunu yapman lazım cümlelerine kalmadım.
Amca ben kendi yolumda gideyim yavaş yavaş gideyim dedim.
Bu yavaşlığı özellikle tercih ettim.
Çünkü ne kadar yavaş gidersem o kadar tüketilmem azalacaktı.
Tüketilmemi yavaşlatmak istedim aslında.
Çünkü tüketimin çok hızlı olduğunu fark ettim.
Zaten müziğimde böyle hadi beni dinleyin tipinde bir müzik olmadığı için oraya da böyle özümsüye özümsüye, azımsıya azımsıya gitmem lazım.
Bunu da kafamda ne yaptığımı biliyorum.
Yavaş, sakin, emin olunlarla, kimsenin gözüne bakın ben ne güzel müzik yapıyorum demeden, parmak sokmadan, rahatsız etmeden tercih edilir.
Kendi kitleniyor.
Evet, tercih edilir.
Yani senin beni dinlemen için beni tercih etmen lazım.
Yani benim o patırtıyı ya da o dramayı, bilmem neyi kabul etmen gerekiyor ve diyorsun ki ben evet Arko'nun bir iki şarkısını dinledim ve beğendim.
Hiçbir yerde, hiçbir radyoda karşıma çıkmadı, hiçbir klibini görmedim ama
Kendim dinledim.
Kendim beğendim.
Kendim seçtim.
Artık o senin seçimin.
Bu sebeple sen artık bana gönülden bağlısın.
Çünkü sen seçtin.
Ben sana kendimi seçtirtmedim.
Benim stratejim buydu.
Ve tabi bu yolculuk buradaki ekibe 20 yıl 30 yıl önce anlattığın zaman pek inandırıcı bir yolken değil.
Çünkü gruba şunu diyoruz.
Kardeş 20 yıl sonra çok iyi yerlerde olacağız.
Hiç yani lan hadi 20 yıl aç bul olacağız.
Biz tercih budur.
Bu üniversite söyleşilerinde de bunu söylerim.
Abi bize ne önerirsin?
Hayat tercih meselesi.
İki yol var.
Ya zor olanı seçip, zaman harcayıp bir gün başarıya ulaşma şansı ya da başkalarının seni yönlendirerek, seni bir proje olarak kullanıp, senin hiç söz sahibi olmadığın bir işlev makinesi olarak yol gitmen ama para, pul, yahut tekne, araba, ortam sahibi olabilirsin ama hiçbir fikir beyan edemezsin.
Sen bir projesin.
Konu mankeni.
Evet.
Ben de.
Ben işimin sahibi bir adamım.
Projemin yavaş gitmesi ne işime yaradı benim bugüne kadar?
Özümseyi özümseyi seyirci ufak ufak merak edeydi.
Tatlı tatlı.
Tabi benim bu arada bazı beni fark edebilmeleri için nokta atışları yaptığım şeyler var.
Aşk kitabı.
Duy.
Vurdum.
Seyircinin bir kısmını aldım.
Yine kendi yerime çektim.
Beni büyüten şarkılar.
Oradan bir kısmını aldım.
Ve tekrar getirdim kendi seyircimi yaptım.
Böyle böyle insan topladım.
Ufak ufak.
Ya da bazı komedi programlarına gidip.
Bir skeç oynayıp.
Seyircinin hiç görmediği yerde.
Gece kondu mu vardı?
Gece kondu vardı işte güldür güldürler var.
Arkadaşım hoş geldinler mesela.
Tıks tıks iki şey tiyatral bir şey.
Kendi kimliğinle, kişiliğinle ve belki oyunculuğunla belki müzisyenliğinle ufak bir done veriyorsun.
Merhaba ben de buradayım.
Ama hiç orada kalmayayım.
Tekrar kendi yolumda.
Şimdi ne oldu?
Hızlı tüketilemediğim için daha yeni keşfediliyorum ben aslında.
Şarap gibi oluyor bu da.
Onun için benim 10 yıldır bütün konserlerim full.
Hiç şeyim yok.
Çünkü ben her konserde de soruyorum.
Bugün ilk kez gelen var mı?
%60'ı.
Ama sen fiyat performans konusunda da insanlara gerçekten beklentisini seni veren...
Ya biz altçız yavrum yapacak bir şey yok.
Evet günümüz ekonomik olarak sıkıntılı bir şey ama mesela bunun için de niye yapabiliyorum bunu?
İşimin sahibiyim ben karar verebilirim bazı şeylere.
Gidiyorum güvendiğim organizasyon firması ya da mekan sahibiyle diyorum ki Moruk fiyat performansı burada tutabilirsek neye mal olabilir işimiz?
Adam diyor ki abi sen gel yapalım.
Mesela bak bu gönül bağıdır.
Bu 30 yıllık arkadaşlık, dostluğum her bir şeydir.
Ama proje alanlarının da bunu göze alabilmesinin sebebi senin bunu kanıtlayabilmiş olman.
Evet evet.
Çünkü ben sözümün eriyim.
Yani ben onu yarı yolda bırakıp satmam.
Ona böyle zarar verecek bir duruma da çok var.
Aşkitom sen ama bak gidiyordun ya güzel batılı.
Beni sevdi.
Evet.
Böyle durumlar var.
Bunlar kişilikle sözünün eri olmakla benim seyircim bana mesela
Hani lakaplar takılıyor ya.
Kral, işte büyük adam, adamın hası, fası fosu.
Bunlar değil.
Bana en büyük takılan lakap abi.
Ben çünkü Anadolu'da da bir yere gittim.
Eğer başka bir şehirden geldiyse ve onun mesela nerede kalıyorsun lan akşam?
Abi bir yer yok.
Aman uğraşırız dediğinde yolumun üstündeysek evine bırakıyorum.
Yaparım.
Çok yaptım.
Abi olur mu?
Ya çok muşum abine?
Hadi yürü gidiyoruz falan.
İşte abi.
Benim sıfatım çok güzel bir abi oldu.
Çok mutluyum yani bundan.
Rock müziğin efsanesi, rock müziğin tersanesi gibi bir şey değil benim için.
Ben bence daha önce konuşmadan önce de aslında bunu görüyorduk hepimiz.
Çünkü Hayku bugüne kadar hep karakteriyle, duruşuyla, sözünü nereye olmasıyla ve bir takım kalıpların içerisinde, bir takım kitleler ya da paralar ya da projeler için
Şekil almamasından dolayı her zaman kendi çizgisinden ilerlediğinden dolayı her zaman tercih edilen bir insan oldun.
Bu yüzden ben bugün kime Hayko Cepin hayranıyım desem ben harbiden çok seviyorum adamın karakterini yani.
Fiks bir muhabbet diyorum.
Dünyanın en güzel şeyi.
Evet insanları seni bağlayan da zaten bu.
Tamamen karakterinle insanları bağlayan.
Adam mesela dinleyemiyor.
Yani müzik tarzı bu değil.
Yani normal çünkü Türkiye şartlarındaki müzik pastasının, piyasasının müzik türü bu değil.
Ve çok da hızlı değişiyoruz.
Mesela rapper çıktı şu anda.
Biliyorsunuz ki yeni nesil böyle biraz daha...
Her yere dolaşıyor bu ya.
Yeni nesil ototunlar çıktı ve herkesi yok etti yani.
Şu anda ben dinleniyorum diyen sanatçıların çoğu dinlenmiyor ve tamamen artık piyasayı bir rap piyasası almış söz konusunda.
Güncel şeyler.
Bizim çıktığımız 2005'te de rock piyasası vardı.
3-5 sene öyle devam ettim.
Temiz halinde hala var Raktayasas abi bu arada.
Diş tutuyorsun hala bayrak, zafer bayrağını.
Onurlu bir şekilde en önünde sallayan adamların başındasın.
Ve bu çok güzel bir şey.
Bu tarzda biri gelmedi, gelemezdi yani.
Yoksa zaten yani.
Ama sen imza karakterinle, tipinle, tarzınla, yaptığın şu tahnişoğullarınla, paraşütle atlaman mesela bilmiyorum bilenleriniz ya da bilmediğiniz var mı?
Herkes bizim yaptığımız her şeyi taklit edebilir ama paraşütle babayı gelir.
Kralı gelse, dünyada gelemez.
Yani dünya dönecek dönecek de bir gün dünyanın bir yerinde celebrity dediğimiz, zırhkı mı olacak biri ünlü olacak da ondan sonra onunla konsere gelecek de yüz binlerce kişiye televizyonlarda yayınlayacak bir şeyi konserine verecek.
Benim şovum artık tek, bitti.
Dünyanın en manyak işiydi.
Bir daha yaparım ama asla yapmam.
Ve sen saniye tutan başlamasına Ramakkale'a aynı yani matematiksel saniyeyi oturtup oraya indirdin değil mi?
Onun için 50 tane, çünkü paraşütüm yeniydi, paraşütümün kişiliğini anlamak zorundaydım.
50 tane 5000 feet atlayışı yaptım.
Mesela yarın seninle yapacağım şey 12000 feet, 4000 metre.
1000 metre atlayışları yaptım ben alçak.
Kaç saniyede indiğimi planlayabilmek için.
Hızlı kullandım, 60 saniye.
İntro etmiyor.
Hızlı kullandım, daha hızlı kullandım, 50 saniye.
Yavaş kullandım, 2 dakika.
Çok uzun.
Yani... İniş yerini planlamak o kadar kalabalığın, o kadar organizasyonun içinde... İlk defa atladım, ilk defa gördüm, ilk defa şey yaptım ve sadece... Prova almadığın bir yer miydi senin daha önce orası?
İlk defa, tek böyle uçaktan 1000 metreyi ilk defa gördüm.
Dedim ben buraya konarım.
Yok atladı yani.
Bizi artık güdülenme olduğu için atladı.
Vakti geldi puf dedim atladım.
Orada benim kendime ve bütün Türk Hava Kurumu'nun oradaki hocalarım ve pilotlarım bana güvenmesine sebebim.
Hedefçiyim.
Herkesin bir tarzı vardı.
Ben hedefçiyim yani.
Zaten herif takıntılıyım ya yani.
Hedefimiz olsun gidelim.
Hedefimize doğru gidelim.
Asla günlükçü değilim ben.
Anı yaşa falan değilim.
Hayır anı hesap edin.
Hedefçi olduğum için bu takıntıyla gittim.
Bunu planlarıp inerim.
Okul da zaten bana bu konuda güvendi.
Evet zor bir plandı.
Havada plan da değiştirilirdi.
Doğru karar aldın.
Doğru indiğine göre.
Risklerin neydi?
Ölü.
Çok tatlı.
Bu bir koyuyorsun yere böyle parça pinçit.
Son numara.
Sana son bir şey daha sormak istiyorum.
Şimdi bildiğimiz üzere senin bir yandan da tiyatro... Tiyatro problem.
Evet.
Bunu yaptım ya.
Evet.
Tiyatro tabi ki.
Gelecek planlarımın içerisinde var ama doğru şekilde olmasını çok istiyorum.
Yani muhtemelen onunla da müdahale edeceğim bir yerden sonra.
Çünkü içine girdiğim iki sektörden de fark ettiğim bir şey varsa o da tiyatronun müzik sektörüne göre biraz daha geride kalmış olması.
Çok geride.
Bunu biraz daha güncel, biraz daha hissedilir bir halde kendi projelerinde bir şeyle yapmayı daha geleneksel bir hale getirip yıllarca sürecek bir şey yapmayı isterim.
Ama benim sahnem zor bir sahne.
Beden ve güç olarak çok hırpalayıcı.
Bunu bu tempoda yakaladığım, bu manyaksı tempoda devam etmem çok kolay değil.
Bunu bir yerde durdurmam lazım ki şey durumuna düşmeyelim.
Daha senfoni tarzında gibi.
Yok yok, sakin demem tam tersi.
Yani hep gidebildiğim kadar sert gitmek istiyorum.
Sonra da sakinledim demek de mesela şu andaki aklımla bugün bu röportajı bu tarihte yayınlıyorsan
Bu tarihte bunu söylemiş olabilirim ama seneye bu değişebilir.
Ama şu anda mesela içindeki şey tamamen hiddet ve şiddet üzerine, sahnenin kuvvetli olması üzerine.
Bu da benim kendi şahsi stratejimdir.
Çünkü insanlar çok sıkılıyor, çok canları sıkkın, çok hayatları zor ve zaten üzgünler ve mutsuzlarken tamamen drama ve sakin bir şey yapmak, işte karantina günlüğündeki gibi bir şeyi insanlara sunmak biraz o duyguyu
daha da ajite etmek gibi geliyor.
Oysaki insanların şu anda bir tek isteği var.
Kendilerini deşarj edecek bir yer arıyorlar.
O da net.
Çünkü bizim de aynı şeye ihtiyacımız var.
Karşılıklı böyle aaaa diye birbirimize giriyoruz ve gece oh be!
diyorsun ama sabah kalktığında çünkü aynı dertlerin içerisinde.
Aynı olay tekrardan geri başlıyor falan.
Aynen çünkü bizim şu anda yapacağımız şey bu bize gelen topluluğa güç vermek.
İkileşim yani.
Çok teşekkür ederim.
Bitti.
Kat kat kat kat.
Çok teşekkür ederim.
Ben de bu röportajı yaptığın için.
O zaman ciddi konuşayım.
Bitti mi Kerim?
Bitti mi?
Bitti.
Bitti.
Bitti.
Bitti.
Bitti.
Bitti.
Bitti.
Bitti.
Bitti.
Bitti.
Bitti.
Bitti.
Bitti.
Bitti.
Bitti.
Bitti.
Bitti.
Altyazı M.K.
Benim durumum, benim durumum, benim durumum var.
Neden Hayko?
Niye Hayko'yu bu kadar seviyorsun Ceren diye soracak olursanız size hızlıca Hayko'nun böyle biyografisini anlatayım.
Şimdi Hayko bizim hayatımıza girdiğinde duruşuyla, dış görünüşüyle, o enteresan tarzıyla ilk başta herkesten çok fazla tepki topladı.
Ve bir dönemler aslında bu yani sanatçı kariyerinde topladığı tepkinin aynısını aslında çocukluk hayatında da zorbalanarak yaşıyordu.
Çünkü işte o ilk doğuşundan itibaren o gözünün farklı olması, işte tarzının farklı olması, stilinin farklı olması ona hep böyle bir saf dışı bırakmalarına sebep olmuş ama bu
bu bütün olumsuzlukları hayatında kendini bir artıya çevirebilmiş ve kendini bunlarla var edebilmiş birisi ve atıyorum şu anda işte Hayko Cepkin'e baktığımızda o kaşı, o gözü, o imajı bizim için bir imza haline gelmiş bir halde ve
Bir kere gören kişinin asla unutmayacağı ve aklına kazınan hem sesiyle, hem sanatıyla, hem karakteriyle, hem de dış görünüşüyle yani muhteşem bir pasta, bir yemek koymuş bir sanatçı olarak duruyor benim gözümde.
Gerek 20 yıldan aşkın bir süredir piyasanın içerisinde ve bir güne bir gün kendini işte ne birilerine sevdirmek için duruşunu bozdu, fikirlerini değiştirdi, bir gün öyle konuşup bir gün öyle dedi.
Çok netti, çok dobraydı.
Yani ideolojisi her zaman belliydi.
Genelde şarkılarını yazarken hep toplumsal sorunlara parmak bastı.
Mesela son çıkardığı albümlerden Dans Et Ve Kabul Olur benim için yani son zamanlarda dinlediğim en çok şarkılardan
İkisi arkadaşlar.
İşte Dans et mesela özel gereksinimli bir bireye yazılmış bir şarkı.
Keza gelin olur şarkıları ıssızlığın ortasında.
Yani şarkıların içinde sürekli böyle sosyolojik alt temalı mesajlar var.
Ve bize bir şey anlatmaya çalışıyor.
Sadece tek bir parçasını aşk için yazıyor bildiğim kadarıyla.
O şarkı da Siren eşine yazdığı şarkı.
Onun dışındaki bütün şarkılar sizi böyle aşk için de dinleyebilirsin.
Ne bileyim işte kendinle ilgili bir paranoyan varsa paranoya için bile bir şarkısı var anladın mı?
Kimin içinde paranoyalar yok ki?
Onu bu kadar çok seven insan da yazdığı sözlerin içerisinde hep kendinden bir parça buluyor ve hikayesine ortak oluyor.
Hayko'yu sevin, Hayko'yu dinleyin.
Hayko'nun gıdasıdır.
Her günüm artık
Haram, ziyan, sersepin seni.
Satanlar utansın, ah yârim sen değil.
Ne çare bu hale durdurun ve mavi kör olsun bu gözler durdurun.
Ulan bir daha çıkıyoruz 25 dakika ne oluyor abi git gide yükseliyor lan bu diye.
Minibüsle çıkıyorsun.
Sonra koşacağın yere bakıyorsun.
Böyle dik bir rampa lan o. Korkunç bir rampa.
Ben ilk gördüm beynim aktı.
Ulan bu nasıl dik?
E tabii o sıra mesela kanadın açtın.
Kanadı kafana geldi.
Kanat o sıra yan aldı.
Rüzgar kesti.
Kanat düştü.
Durman lazım.
Aa duramıyorum diye aşağı giden diye düşenler var.
Şey ne deniyordu o yardımcılar var ya yardım ediyorlar ya.
Mesela öyle asist yapanlar böyle koştururken hani çekiyor müşteri bazen koşmuyor.
Onu hızını alamayıp dağdan aşağı giden asistanlar var yani.
Allah Allah Allah Allah.
En emniyetlisi bu ya.
İnanılmaz heyecanlı değil mi ya?
Uçaktan paraşütle atlıyorlar.
İniyorlar adamlar ama tek parça halinde iniyorlar.
Yani insanlara şey deyince böyle işte paraşütle uçaktan atlıyoruz.
Atlayacağız.
Manyak mısınız?
Korkmuyor musunuz?
Canınızı yolda mı buldunuz?
Ama baktığınız zaman baksana çok güvenli gibi duruyor yani.
Aksine ben yamaç paraşütünü daha güvenli gibi düşünüyordum.
Çünkü paraşütün açılmama ihtimali beni çok korkutuyordu.
Ama buradaki hocalarım ve Hayko sağ olsun
Bu bütün içimdeki korkuyu aldılar diyebilirim.
Şöyle ufak bir şey söyleyeyim.
Günlük sigorta olarak da kullanıyoruz bu formu.
İkincisi uçaktaki yapmanız gereken durumlar.
Boy kilo limitlerini burada taahhüt ediyoruz.
Kilo ölçümleri yapıyoruz.
Ben zaten Türk Hava Kurumu'na güveniyorum.
O yüzden sigortayla çok işim olmayacağını düşünüyorum.
Herkes Türk Hava Kurumu'na güveniyor.
Değil mi?
Türkiye'nin en eski kurumu.
En eski kurumu.
Ve Türkiye'de skydiving'i tek yapan kurum olarak güveniyorum.
Buraya güvenmeyeceksin de kime?
Nereye güveneceksin başka?
Nereye gideceksin?
Etimizden sütümüzden faydalanıyor bu.
Etimiz, sütümüz, şortumu da aldı, tişört de gitti.
Arkadaşlar, bugün hayatımın en büyük hayali gerçek oluyor.
Yanımda gördüğünüz gibi hayfacık bir gün var.
Ve ben onunla bugün skydiving yapıyorum.
Ben bundan belki 8-10 sene önce Beyaz Show'un programında Hayko'yu gördüm.
Ve Hayko orada bir skydiving macerasını anlatıyordu.
Skydive yapmak nasıl bir şeydi?
Havada işte o türbülans, sesler, atmosfer... Evet, sözlü olarak anlatmadım.
Efektif olarak anlattı.
Size şöyle anlatabilirim.
Uçak çok patırtılı.
Birden kapı açılıyor.
-"Hayır, hayır, hayır!"
diye bir sesler duyuluyor herkese.
Bir dakika.
...diye rüzgarın içine giriyorsunuz.
Ve o kadar gerçekçi yaşatarak anlattı ki, ben Hypochip'in programından sonra direkt Google'da böyle skydiving nedir, nasıl yapılır, uçaktan atlamak gibi araştırmalar yapmıştım ve o gün ben kesinlikle bu sporu yapmam gerekiyor demiştim ve aradan sekiz yıl geçti.
Tabii bu benim için çok büyük bir hayaldi yani
Hayko Jackman zaten benim çok sevdiğim bir sanatçı ve bir de üzerine beni böyle bir havacılık sporuyla tanıştırmış ve kalkıp da ben bunu yapmak istiyorum ama Hayko'yla böyle bir şey yapmak hayatımın aklımın ucundan dahi geçmezdi ama
Tabii ki.
Dünya küçük.
Evlenmiyoruz.
Çekim enerjisi yok.
Eğer bir şey çok fazla istiyorsak olabilir.
Olur.
Bugün 2025.
28 Temmuz.
Ve ben 8 yıl önce kurduğum hayalimi gerçekleştiriyorum ve Hayfi Cephin ile skydiving yapıyoruz.
Skydiving nasıl başladı?
Uf toz ve gaz bulutundan başladık ya.
Şimdi şöyle başladık.
Bir yurt dışında Luna Park'a gittim.
Böyle en çişkin çişkin.
Makinelere binmeyi çok seviyorum.
Onda bir tane Spaceball denen bir zıkkım var ya bu çelik halatlarla vinçlere bağlı.
Böyle aldı beni attı yukarı.
O sırada da bir grupla çalıyorum.
Klavyeci olduğum dönemler.
Yıl 99-2000 öyle bir şey.
Bütün stresim gitti inince.
Orada klavye çaldığım işten aldığım üç kuruş parayı hepsini ben Spaceball'a verdim.
Bu da dört atlayış yapıyordu.
Dört kere ben attılar getir, attılar getir, attılar getir.
Dedim ki bununla ilgili yapılabilen bu duyguyu veren bir spor dalı var mı?
O sırada da Adana'da oradaki ekip arkadaşlarımızla falan çalışıyorduk.
Bizim burada Harun hocamız var.
Onlar gösteri atlayışı yapmak üzere arkadaşlarımızdı.
Onları seyretmeye gittik.
Şimdi paraşütçülüğün ne olduğuna dair en ufak bir bilgimiz yok.
Çünkü biz sadece onların burada iniş anını görüyoruz.
Bu sebeple yukarıda yaşanan şeylerden kimsenin en ufak bir hayal ürünü bile olarak nasıl bir duygu olduğu hakkında bir bilgisi yok.
Biz de aynı durumda onların inişlerini dümbük gibi seyrettik.
Nasıl bir şey yaşandı az önce falan hiç öyle bir fikrimiz yok.
Dediler ki bu duyguyu paraşütçü olun siz de burada yaşayabilirsiniz.
İyi dedik yani hala basite indiriyoruz bak.
Sonra o zamanlar Eskişehir'de tekamül vardı.
Yüzler kişilik böyle yatakhane askeri şekilde gibi.
T10'larla atlayışların yapıldı.
Böyle bizim şimdi kullandığımız gibi paraşütler yoktu.
Biz kursa yazıldık 2000 yılında.
Ve benim stüdyo işlerini bana ne kadar arkadaşım varsa kakakladı.
Kendileri gitti attı kendini.
Ben gaza getirdim onlar gitti atladı ben stüdyoda kaldım.
Bunun üstünden 10 yıl geçti.
10 yıl geçti o sırada da burası açılmış.
Haberim yok.
O zamanlar Türk Hava Kurumu skydive yapmıyor muydu?
Burası yoktu.
Sonra oldu burası.
EFF eğitimi gibi bir şey de yoktu.
Orada T10 vardı.
Bir tek burası vardı.
Türkiye'de başka bir yerde.
Zaten bir tane burası var ya da sadece ilginiz varsa burada gelip aynı şekilde atlayan insanları, pilotları da izleyebilirsiniz.
Buradaki ortamı da görebilirsiniz.
Hayko da sanırım ilk önce bu yolu deneyerek gelmiş ve buranın atmosferini bir kokusunu çekecek.
Aynen beni burada sevgili Sezgin kardeşimiz konserlerime geliyordu.
Burada hocamızın oğluydu.
Yeter abi 2000 yılından beri unuttun sen bu işi gel dedi kuliste bir görüşmede.
Tamam ulan dedin.
Motorumla gitmiştim konsere zaten.
Motorla tamam yarın yola çıkıyorum geliyorum dedim.
Foça'daydım.
Foça'dan buraya geldim.
İlk tandemimi yaptım.
İndim.
Dedim ki ben eğitime geleceğim.
Bunu her inen söyler.
Bu yalan.
Her inen bunu söyler.
Ben de söyledim bunu arkadaşlar.
İlk atlayışımdan sonra ben buraya eğitime gireceğim.
Herkes söyler.
Ondan sonra üzerime iddiaya girmişler burada gelmez diye.
Gelirse de şöyle olur diye.
Bir hafta sonra gerçekten eğitime geldim ben buraya.
Yaklaşık birkaç hafta burada kaldım yani.
A lisansı almaya yetecek kadar süre... Sene kaçtı peki bu dönemlerde?
2010.
2010 senesi.
Evet ve burada üstün çabamla A lisansını bir şekilde aldım hızlıca.
Sonra B için de zaman ayırdım.
B'yi de aldım, rahatladım.
Peki beyaz çuva çıktığında kaç senelik pilottun?
8 sene olduysa diyelim ki bu.
8 sene olduysa ben 15 senelik paraşütçüyüm.
O zaman da 7 senelik falanmış.
Ben çok hızlı ilerledim ve deli deli şeyleri de çok hızlı yaptım.
Onun için bu festivale atlama hakkını da kendimde görebildim yani.
2018 galiba.
Dünyada yok.
Daha doğrusu da evet, dünyada yok.
Yani bir ilke imza attık diyebiliriz.
Milli gururumuzdur aynı zamanda kendisi.
Konser alanına, festival alanına binlerce kişinin olduğu yere yukarıdan uçaktan paraşütle atlayarak konser alanına iniş yaptık.
Ama bu iniş normal sıradan bir iniş değildi.
Yani konserin tam başlamasına yakın intro ile birlikte zamanlamayı tutturarak intro'nun bitimine doğru inişini gerçekleştirdik.
72 saniye bunlar.
72 değil mi?
Bunların saniyesi.
Senden dinleyelim bunları.
72 saniyelik bir hesaplama yaptım.
50 tane burada atlayış yaptım.
Üst üste 5000 feetten alçak atlayışlar.
Hepsini belirli noktalar koyduk.
Mesela bu sefer buraya ineceksin diye.
Oraya tutturamıyorum.
Çünkü paraşütüm yeniydi.
Bu paraşütüm.
Gördüğünüz gibi bu benim paraşütüm.
Bu o festival için özel olarak yapıldı.
Bu kubbesi açıldığında aynen her yerde logom bilmem ne buralarda.
Bundan birazdan gösteririz.
Ondan sonra cıma.
Bu biraz...
Bu biraz da küçük değil gene tolere edebilecek bir şey ama agresif bir paraşüt bu.
Süratli.
Çünkü Zeytinli'nin rüzgar raporlarına göre özel olarak bu markayı ve şey istedim.
Çünkü çok ağır rüzgarlar var orada ve onu yarmam geçmem lazım.
Biraz önce mesela şurada rüzgar gördün ya.
Mesela büyük bir paraşüt orada kaldı.
Gidemiyor.
Benim sürükleyecek bir makineye ihtiyacım vardı.
Bu öyle bir makine.
Yani paraşütümün ana kubbesini...
Yok.
Paraşüt üstümde.
Kubbem de açık.
Çocuklar kubbemi taşıyorlar.
Şahin, Oğulcan, Çakataş, Çağdaş falan hep beraber.
Sonra intronun yerinde zaten Türk bayrağı açılacaktı.
Türk bayrağı ve benim paraşüt açılacaktı böyle.
Tam yerinde çıktım.
Geldim.
Bayrak anı geldi.
Paraşüt açıldı.
Ana kubbeyi bıraktım.
Kubbem gitti.
Bu sırtımda kaldı benim.
Ben birkaç şarkı sonra çantamı...
Evet çantamı sonra çıkarttım.
Kubbeyi ama verdim.
tanıdığım en defik insanlardan birisi olabilir arkadaşlar.
Biliyorsunuz ki iki gündür Ayko ile beraberiz.
Cano'nun sahnesindeydik.
Ve çok böyle çılgın, kudurmalı bir konser geçirdik.
Fazla kudurmalı.
Çok geç eve döndük.
Ve bugün de atlayışımız var falan.
Biz diyoruz ki yarın saat kaçta oluruz vesaire falan filan.
Ve bir buçuk dedi.
Saatten 1.30'da aradığımda dedi ki ben kapıdan içeri giriş yapıyorum.
Biz hala 15 dakika uyanamamışız falan.
Gelmeye çalışıyoruz yolda.
O yüzden saniye saniye konusunda Ayko'nun geldiği
çok önemli ve titsiz bir çalışması oldu.
Dakikdeki.
Şimdi bunu konuşuyorduk zaten.
Yani bu kadar dakik ve disiplinli olmanın bana ne faydası oldu bu hayatım boyunca?
Yani etrafımız bu kadar hantal ve berbatken biraz stres yaratmaya başladı bana yani artık bu disiplin.
Acaba yoldan mı çıksam?
Yapamaz.
Bir daha gelecek mi bu arada?
İkincisi gelecek mi?
Valla işte bu işler vizyon işi yavrucuğum.
Vizyonu olan şeyle olur.
Ama nasıl olur?
Esas yapmak istediğim şey uçakla ve bu paraşütle atlayış değildi.
Esas yapmak istediğim helikopterle base paraşütüyle atlamaktı.
Bu nedir?
Helikopter seyircinin tam gözünde gözükebilecek bir makina.
Ve seyircinin üstünden aklını alacak o gürültüsüyle geçebilir.
Tozu toprağı birbirine karıştırabilir.
Müthiş bir ambiyans.
Gözünün önünde yükselebilir.
Ve çıktığı yerden herkesin göreceği şekilde bir atlayış gerçekleşebilir.
Daha alçak.
Ve daha alçak açılabilir.
Yani seyircinin göz göze geldiği nerede.
Açılmıyor galiba dediği anda.
Kupamızda
Aynen.
Esas heyecan işin oradan.
Yani unutamadığım hepsi çok güzeldir ama bir budur bir de burada rekor atlayışı.
Türkiye rekorunu kırdığımız atlayış.
41 kişi havada tutuşmuşluğumuz var.
Evet askeri kasa uçaklarından.
Çok hoştur.
Dün Bülent hocanın anlattığında var mıydı Bülent'in göbeği ben iyi yapmasam mı siz gelemezdiniz?
Mesela bir merkez noktası beş kişi birbirini sıkı sıkı tutar.
Arkadan fermuarlar gelir.
Onlar böyle hocanın komutunu bekler.
Rıp gelir tutar.
Ve bu hane büyüdükçe yavaşlamaya başlar.
Çünkü artık rüzgara temas edecek bir ölçüm var.
Arkadan roketler gelir.
Onlar daha hızlı gelirler.
Çok iyi frenleyip yavaşlamış bir şeyi kaçırmadan tuttu tuttu tutamadı böyle bir parmak aşağıda kalırsa düşer giderler rekor kırılmaz bir daha atlayış bir daha atlayış.
Biz böyle böyle 41'liği yaptık.
Türkiye rekoru zaten bizde başka yapacak kimse yok.
Buradan bizi şimdi izleyen çok fazla senin hayranın da var.
Hava sporlarına ekstrem sporlarına merakı olan insanlar da var.
Onlara ne önerirsin?
Valla denesinler.
Güvenli midir?
Havacılık çok güvenilir.
Havacılık bir kurallar sinsilesidir.
Bir disiplin sinsilesidir.
Kuralları gevşetemezsiniz, oynatamazsınız.
Çok ağırdır disiplinleri.
Çünkü onu birazcık oynattığın zaman ölürsün.
Yani öyle bir şey var.
Onun dışında araba kullanmaktan daha güvenli bir şey havacılık yani.
Sizin bir tane de havacılık okulunuz vardı benim bildiğim gibi.
Evet.
Yamaç paraşütü okulu.
Bunda aktif olarak devam ediyorsunuz faaliyetleriniz var mı?
Ekibim faal olarak devam ediyor.
Ama ben şu anda ekipten tamamen ayrılmış durumdayım.
Sen tek başına bireysel olarak sadece burada.
Aynen ben bütün oradaki pilot arkadaşlarımızla beraber onlarla olurdu uçarsak ben onlara bir biner.
Yoldan atlarım.
Yolda atlarım yolda.
Hadi bakalım o zaman.
Hadi biz gidiyoruz.
Bağırma ulan.
Çocuk uyuyor.
Evli olduğum için evli olurum.
Ben ne yaşıyorum şu an?
Ben rüyada falan mıyım?
Tamam mı?
Tuttum.
Ondan sonra da mesela tutarsan... Halay pozisyonu mu?
Bu şekilde.
Tamam.
Karşınıza çekeceğim.
Karşısındasın ya sen. Sen mesela 360 dön.
Orada diyor.
Çift tutayım diye iki eline.
İki elle tutulmuş mucaz mı?
Ya da grup mu yapıyoruz?
Grupa karşıyız.
Hayır, grupça mı el ele tutacağız?
Eğer müsaitse... Grupça da tutacağız.
Zaten ilk Memo gelecek önüne.
Evet.
Ben 1 milisaniye erken atladığım için biraz daha olacak olacağım size.
Ben yanınıza geleceğim.
Sen bizim biraz yavaş düşeceğimizi tahmin edersin.
Evet.
Onun için giydim malum.
Tabii.
Ona göre gelirsin sen. Sonrasında da altı bir... Onlar açılıyor.
Ben olduğum yerde düşüyor, devam ediyorum.
Aynen.
Terse geçiyorum, ayağa kalkıyorum.
Kırıklıyorum ben.
Kırıklıyorsun, yapıştırıyorsun.
He he, tamam.
O öyle.
Ha ha, öyle öyle.
Sen en çok seviliyorsun.
Evet Ceren Hanım.
Nasılsınız?
Çok iyiyim.
Siz nasılsınız?
Evet Ceren Hanım.
Gergin gördüm sizi.
Kalbüke alakası yok.
Senin rengin niye böyle?
Benim rengim de değişti mi?
Mora falan dönmüş olabilirim şu an.
Senelerdir bu işi yapıyormuşsunuz.
Değil mi?
Hep 600. atlayışınmışım gibi çek tamam mı?
Hocam hafif de biz iki kameraman önce mi çıksak?
Hocam biz erken çıkalım.
Biz en son çıkalım ki ben önden atlayanları da çekebileyim ama videoya.
Yok o zaman biraz buraya gelmemiz zor.
Çünkü uçaktan atlayanları da çekmek istiyorum da.
Benden önce atlayan bir kişi yok.
Sen atlayacaksın zaten bak.
Böyle arkadaş bizi koşturursunuz.
Aman Allah'ım kim o?
Sen kimsiniz?
İnanılmaz.
Tebrikler.
Hoş geldin.
Çok iyiydi.
İnir inmez sopra öptü.
Çok zorladınız bizi var ya.
Memo bile kabardı.
Ben yani var ya alta düştüm hatta bir ara.
Çok yavaş ya.
O zaman herkesin eline sağlık.
Ama elinize sağlık.
Tebrik ederiz gerçekten güzeldi.
Helal be.
Gerçekten kamerası, çorabı, donu, atleti.
Bütün ekipmanı Ayko'ya aradı geldiğinde.
Hocam hayatımın en iyi deneyimiydi.
Bak hayatımın en iyi günüydü.
Tebrik ederim.
Bu benim A lisans atlayışımdı.
Öyle mi?
Seni de tebrik ederim.
360 ya.
Hayatımın en iyi atlayışıydı.
Bundan öte başka bir atlayış.
Bak, kendim solo dağıtmasam.
Bundan sonra da solo, Iphone'la çift diş kalsın, daha güzel olsun.
Bombaklama.
Buna bombaklama üretiyor.
Bombak.
Bombak emin ol.
Benim hocam Iphone, beni Iphone.
Benim hocam Iphone.
Bu kadar hafif ki.
kadar yavaşlaşıyorlar ki.
Yani Mehmet'i bile kabarırken yorulur.
Onun için böyle arada böyle.
Bana Mehmet bir şey deneye çalışıyor sanıyorum.
Elleriyle bir şey yapıyor.
Diyor ki bir şey mi var boynumda ne var falan.
Meğersem rüzgar çarpıyormuş adamın ellerine.
Ondan elleri hareket ediyormuş.
Hava kötüydü ama hem hava kötü hem bunlar yavaş.
Ben sana hiç gelmeyeceksin sandım ya.
Çünkü hep uzaklaştığım yüzden.
Ben elimi uzatıyorum sen uzaklaşıyorsun falan.
İşte senin elini uzatırsan
Geri kayış oluyorsunuz.
Sen uzaklaşıyorsun.
Benim elimi uzatmam gerekiyor.
Evet.
Sen elini uzatırsan, havada şöyle bir tane.
Geri gidiyorum.
Uzatırsan geri gidersin.
Kısaltırsan, ayaklarını uzatırsan gelirsin.
Sen uzattıkça gidiyorsun.
Sen gittikçe o sırada yavaşsınız.
Çünkü biz kabarıp aynı seviyeye geliyoruz.
Tekrar bir daha geliyoruz.
Uzaklaşıyorsunuz.
Çağdaş bana dedi ya sürekli ayaklarını kendine çek, arkaya çek falan.
Benim ilk aklımda ayaklarım kendime doğruydu.
Ellerimi sonradan aştım.
Daha sonra ayaklarımı harika uzatayım dedim.
Uzatırsan bu sefer ileri gidersiniz.
Ya biraz cebelleştik ama yakaladık.
Sıkıntı yok.
Bana bu infoların hiçbirisi belirmediği için bana deselerdi ki ayaklarım öyle oluyor, öyle oluyor, öyle oluyor.
Yani artık mantık yumturduk.
O çağdaş işte mesela onu hemen töre edecek.
Hareketi yapıyor.
Ama tabii benim ama kilom çok fazla fark eder mi?
O kadar rotasyonlu.
Yok etmezsin ama geçirip bir kumanda alır vücuduna.
Ama, sikitiyor.
Biz, Türk Hava Kurulu'nun profesyonel paraşütçüleri yakalarız.
Hadi bakalım, bu sefer senin şeye.
Elimi tut.
Neyi götürüyorsun?
Aç bakayım.
Merhaba.
Küçük aykucu eskiyesi var.
Ooo.
Bir hafta sonra kafası gelmeye başlar.
Dünyanın en güzel şeyi ama ya.
Dünyanın en güzel şeyi.
Ben çağdaş ilk atladığımızda bana şey dedi.
Siz her gün bunu mu yaşıyorsunuz burada?
Şimdi onlar her gün atlıyor ya, böyle hoca oldukları için buraya gelenler, atlamak isteyenler falan.
Neydi her gün ikinci günde 4-5 kere atladın, 6-7 kere atladığın zaman.
Abi dedim sürekli adrenalin, yüksek yaşıyorsun, sürekli hamadın.
Bu bağımlı bir şey ama, bağımlılık yapıyor.
Çok yük verdi oluyor adrenalin eşiğin.
Onun için kötü bir şey başına geldiğinde o heyecanlanma şeyin çok az oluyor.
Onun için soğukkanlı oluyorsun.
Kaza, araba kaza yapacak.
Görüyorsun onu.
Kaza yapacak.
Biliyorsun, anlıyorsun.
İnfo vermeye başlıyorsun.
Çarpacağız, korkmayın, merak etmeyin.
Çamura batacağız, sıkı tutun.
O sıra hep böyle olur.
Ama bir yerden sonra da haklısızlık, hiçbir şeyden memnun olmama, kasa olmama, tutkuyu kaybetme bunlar gelmiyor mu herhalde?
Çok romantik olur.
Yok yok, her şey yolunda ya.
Hayır hayır, öyle değil yani yaptığın işler de... İyi iyi, her şey yerinde valla, her şey yolunda.
O anlamda demiyoruz.
Geçmez geçmez.
Evet.
Evet.
Gördüğünüz gibi iki gün.
İki gün boyunca beraberdik.
Su gibi aktı geçti.
Hey hey.
Ve bir hayal daha gerçek oldu.
Yapılacaklar nasıl?
Ne acayip makineler ya güzel ama ha.
Yapılacaklar listemize bir çizik daha atmış olmanın mutluluğuyla ayrılacağım bugün.
Ben bunu bir hafta, üç hafta kadar falan sindiremem arkadaşlar ama.
Sindirella.
Umarım biz burada yaşadığımız heyecanı da aynı şekilde kameranın arkasında size aktarabilmişizdir.
Biz çok eğlendik.
Konser ayrı mükemmeldi, atlayış ayrı mükemmeldi.
Umarım sen de eğlenmişsindir Ayko benimle birlikte.
Ben çok eğlendim canım.
Bende burada havalar çok iyiydi çünkü.
Ayko Ciskins ile 48 Saat adını verdiğimiz, her tür duygunun zirveye ulaştığı,
Her tür maceranın zirveye ulaştığı.
İşte hayatımız dediğimiz şeyleri yaşadık.
Aynen aslında ben Hayko'nun iki gününe dahil oldum.
Çünkü Hayko'nun normal olan akışı bu olduğu için.
Böyle akış mı olur kardeş ya?
Nasıl akış ya?
İnanılmaz bir tempo var ve inanılmaz bir enerji var.
Ben gerçekten buradan tekrardan hayranlıklarımı...
Ne kadar tatlısınız.
Çok tatlı.
Şimdi görevlerimizi bitirdik.
Her şeyi eksiksiz yerine getirdik.
Bunları çıkarttık.
Yerine koyduk.
Ve ne yaptık?
Kahvelerimizi de aldık.
Aldık.
Sonra... Hayku'ya ben hediye getirmiştim.
Hem Kolombiya'dan hem de kendi kahvemle.
Ulan takıyormuşum da keşke olsa bir bok olduğu yoktu.
Zıla la la la diye böyle.
Takılmalı bir şey baktım normalde belki sahnede kullanabileceğim bir şey olur ama hepsi çok ağırdı böyle dekoratif şeylerdi.
Bunları da aldın canım benim.
Bunu da kapattım.
Sonra sana pay pay diyorum.
Kendine çok iyi bak.
Haberleşiriz.
Harika bir iki gün geçirdin.
Kesilmesin artık bir dur.
Çok teşekkür ederim.
Ben teşekkür ederim.
Videoma katıldığın ve dahil olduğun için.
Rica ederim.
Aynı şekilde benimle kaç bin metreden atladın?
Biz 4000 metreden atladık.
Benimle 4000 metreden atladığın için.
Halay çektiğin için.
Halay çektiğin için.
Ve konser arkasındaki o heyecanınızı benimle paylaştığın için.
Ne heyecan.
Ne heyecan.
Hepsi unutulmaz anlardı ve çok güzeldi.
Bir sonraki konserlerinde görüşmek üzere.
Başarı zaten seninle.
Senin de yolculukların güzel geçti.
Abidik zubidik yerlere gidiyorsun.
Dikkat et.
Güzel haberler duyalım senden.
Artık yapacak bir şey yok.
Hoşçakalın diyoruz.
İade ediyorum.
Bye bye.
Benzer Videolar: HAYKO CEPKİN İLE

«Жизнь уходит быстрее, чем ты думаешь…»

Я загрузил ВСЕ песни Цоя в ИИ и вот что вышло! «И солнце взойдёт»

Суздаль — настоящая Россия: бабушка, баня и домашняя настойка с местным

Разрешаю себе... Веселая песня о...

ВСТАНЬТЕ РОД ВЕЛИКИЙ! 🛡️ Мощный Призыв Защиты. Мантра-Меч, отсекающая беды и зло. Сила Рода.

