Şakir Paşa Ailesi: Mucizeler ve Skandallar 10. Bölüm

Şakir Paşa Ailesi: Mucizeler ve Skandallar 10. Bölüm Videosu İçin İndirme Bilgileri ve Detaylar
Yükleyen:
Şakir Paşa Ailesi: Mucizeler ve SkandallarYayınlanma Tarihi:
16.03.2025Görüntülenme:
3.3MAçıklama:
Video Transkripsiyonu
Altyazı M.K.
🎵🎵🎵 🎵🎵🎵
Aşk güzel şeydir, hem de çok güzel.
Ama karşılıklı aşk işte o bir mucizedir.
Öyle bir mucize ki ayaklarımızı yerden keser, kalbimize görünmez kanatlar takar ve biz kanatlarımızı çırpıp gökyüzüne yükseliriz.
O saadet dolu rüya aleminde kuşlar kadar hür, gam ve kederden azade geziniriz.
Altımızda gezinen pamuk gibi yumuşacık bulutlara sere serpe uzanırız.
Ve sonra... Sonrası bu işte.
Pat diye yere çakılırız.
Düşüşümüz hızlı, çarpışımız sert olur.
Gururumuz paramparça, kalbimiz ise kırıklarla doludur.
Tabii intikam ateşiyle de.
Bir melek gibi yükseldiğimiz gökyüzü bizi şeytana çevirip geri fırlatmıştır.
Cevat o sırada Rosalie'nin kalbindeki intikam ateşini göremese de bir yerlerde yanan bir şeyin kokusunu alabiliyordu.
Çünkü insan bazen hisseder.
Bazen de hissetmez.
Başına geleceklerden habersiz dans eder.
Piyano çalar, şarkı söyler, güler, eğlenir, mutlu olur, sahip olduklarına şükreder.
Ya da sahip olmadıklarının özlemiyle kavrulur.
Hayır, öyle değil.
Sağ solu pilli olmaz.
Hadi.
Ne?
Ne?
Rozani!
Rozani hoş geldin, bu nasıl güzel bir sürpriz.
İyi ki geldin.
O kadar güzel bir haber aldık ki.
Bugün sabaha kadar dans edeceğiz.
Gel sen de bize katıl.
Hoş geldiniz.
Rosaline, gel sen benim yanıma otur.
Anneciğim.
Ne oldu?
Neyi kutluyordunuz?
Yoksa Pompei'nin son gününü mü canlandırıyoruz?
Tabii doğru.
Abicim senin olanlardan haberin yok.
Anladım anladım.
Elmadağ'daki apartman kiralandı tabii.
Hayır bilemediniz.
Otelimize bir talip çıktı.
Ne?
Ve hem de çok yüksek bir meblağ teklif ettiler.
Gerçekten mi?
Sahiden mi anne?
Evet doğru.
Baba.
Evet.
Gerçekten mi?
İnanamıyorum.
Latife etmiyorsunuz değil mi?
Ediyorsunuz.
Etmiyorsunuz.
Gerçekten.
Tebrik ederim.
Bugün kutlayalım.
Daha sonra ben sana teferruatla anlatırım.
Nisa.
Hadi bakalım biraz da sen piyano çal.
Ne kadar terakki ettin bir görelim.
Tabii anneciğim.
Öyle sevinçliyim ki.
İnanın ihtimal dahi vermiyordum.
Ben öyle aile arasında küçük bir Terhan ile evlenirim diye düşünmüştüm.
Ama tabi yalan söyleyeyim, içim burkulmuyor da değildi.
Güzel oldu öyle.
Akki ablamın düğününde burada olmalıydınız.
Bahçeyi o zaman görecektiniz.
Cennet gibiydi.
Bembeyaz çiçekler.
Her yer bembeyazdı.
Masaların üstünde kocaman şandanlar.
Onun üstünde çok güzel mumlar.
O mumlar hususi olarak getirildi bize.
Genelde beyaz kullanılır ama ben de pembe kullanayım diyorum.
Uygun olur mu sizce düğünümde pembe gül?
Ayşe abla pembe çiçekler benim düğünümde olacak dedim.
Tabii neden olmaz.
Ve baş davetlim de sensin.
Ben mi?
Tabii.
Tabii sensin.
Çünkü çok seviyorum seni.
Ne o?
Sen beni sevmiyor musun yoksa?
Ben de seni çok seviyorum.
O zaman soruyorum sana.
Ben diyorum ki, düğünümde şarkı söyle.
Ne dersin?
Maalesef söyleyemem.
Neden?
Çünkü düğününde olamayacağım.
O ne demek?
Rosalita tabii ki olacaksın.
Olmaz öyle şey.
Mazeret kabul etmiyorum.
Mazeret değil süreceklerin.
Ne peki?
Gerçek.
Gerçek.
Neymiş bakalım o gerçek?
Öyle arkadaşlığımızdan mühim olan?
Ben seni üzmek istemezdim hele öyle.
Mutlu olduğun bir günde beni affet, olur mu?
Affet beni.
Mutaray!
Mutaray'a bakın!
Mutaray yürüyor!
Ay seni ben yerim!
Sen nasıl yürüyorsun?
Canım!
Yürüyor musun sen?
Yapmayın!
Yapmayın!
Artık giriyoruz.
Aferin sana.
Aferin sana.
Suat ben sana saygı duyuyorum.
Aferin sana.
Anne ben.. Ben de erken yürümeye başladım.
Ne talih aşağıya.
Aferin sana.
Aferin sana.
Rosali.
Ne için düğünüme gelemeyeceksin?
Gel bakalım.
Aa yeter artık.
Ay vallahi kafam şişti.
Tina lütfen çocukları odalarına götürün.
Kafam kazan gibi oldu vallahi.
Hadi.
Suat hadi.
Hadi.
Hadi.
Oh.
Oh.
Kötü bir haber mi aldın yoksa?
Ben gidiyorum.
Buraya size veda etmek için geldim.
Adadan mı gidiyorsun?
Rüksel'e döneceğim.
Ama kalacaktın, sen öyle demiştin.
Teklif almıştın tiket bardağın.
Daha iyi bir teklif aldın, çok iyi bir teklif.
Ne zaman peki?
Yarın, yarın İstanbul'a döneceğim.
Sonra en kısa zamanda oradan Brüksel'e.
O kadar çabuk demek.
Olsun, ne yapalım?
Madem daha iyi bir teklif aldın, kabul edeceksin elbet.
Ama kalbin benimle, ben biliyorum.
Va va va Ayşe'ciğim.
Olur mu ama hemen mi?
Belki yarın iskeleye geleyim.
Öyle vedalaşın.
Hayır hayır ben vedaları hiç sevmem.
Kimsenin iskeleye gelmesini de istemiyorum.
Siz eğlenceye devam edin.
Allah'a ısmarladık.
Müsaade et geçireyim bari seni.
🎵🎵🎵
Daha çok dillendirmeyin konuyu.
Hele bir imzalar atılsın.
Para gelsin öyle.
E o zaman işten çıkarmalar da iptal.
Kimse gitmez aybaşında.
Hepsi kalır.
Hele bir iş kesinleşsin de.
Tabii çıkarmazlar kimseyi.
Fazlasını bile alınlar.
Hele hele.
Malzeme eksiğimiz de çok.
Hepsi ziyadesiyle tamamlanır.
Kılık kıyafetimiz de eskidi.
Tek derdiniz olsun.
Bayram harçlıkları ve hediyeler de geri gelir.
Şakir Paşa iflas bayrağını çekti diye kına yakanların çenesi kapanacak ya, en çok ona seviniyorum.
Biz de şöyle sofraları donatır, biz ziyafet veririz dosta düşmana karşı.
Veririz, veririz.
Ama şimdilik tasarruf tedbirlerine aynen devam.
İsmet Hanım'ın emri.
İsmet Hanım'ın sipariş ettiği stakozları getirdim.
Stakoz.
Stakoz.
Hadi hadi, herkes işinin başına.
Şunları da pişirin.
Tasarım sorumlu İsmetoğlu'nun emri.
Tasarım sorumlu.
Allah Allah.
Niye düştü ki bu?
Bırak şimdi sen onları konuşacağımız konuyu.
Gel şuraya otur Allah'ını seversen.
Esas konuşacağımız mesele başka.
Sence bu Rozali söylediği gibi yarın İstanbul'a gidecek mi?
Gideceğim dedi ya.
O zaman Ayşe'ye neden beni uğurlamaya gelme dedi?
Belki de gitmeyecek.
Belki de gitmiş numarası yapacak ama gitmeyecek.
Adada bir başka evde kalacak belki ne belli.
Şeytanın aklına gelmez böyle bir şey.
Benim gelir.
O zaman ben Ayşe'yi sabah iskeleye göndereyim.
Gittiğinden emin oluruz.
Tamam.
Halacığım rica edeceğim annemin yanında bu bahsi açmayın lütfen.
Hakiki.
Anneciğim tam da keyif çayı oldu bu vallahi.
Çok şükür her işimiz yoluna giriyor.
Çok şükür İsmet.
Anneciğim.
Anneciğim çok şükür.
Çok şükür.
Çok şükür.
Rozali gidiyor, otel satılıyor.
Halam da abimleri birkaç güne İstanbul'a götürecek.
Her şey yerli yerine oturacak inşallah.
İnşallah.
İnşallah.
Biz de onu konuşuyorduk İsmet.
Merhaba.
Merhaba.
Hayırlı günler.
Biz de onu konuşuyorduk İsmetciğim.
15 gün dediler şu bizim tadilat bitemedi gitti.
Bitmedi şu 15 gün.
Bitemedi.
Başında durursa...
Ancak öyle yoksa uzar da uzar.
Evet tam ben de onu düşünüyorum işte.
Ben Lala ile konuşacağım.
Gitsin konuşsun ustalarla.
Bitse de bitmese de hafta başı biz o eve taşınacağız.
Doğru söylüyorsunuz ablacığım.
Yanlış anlamayın başımızın üzerinde yeriniz var.
Ama yani ustaların da elinde oyuncak olmanın manası yok.
Duydunuz mu Aniesi?
Siz de yavaş yavaş eşyalarınızı toplasanız iyi olur.
Birkaç güne gideceksiniz.
Hıh.
Yok biz gitmeyeceğiz.
Ne demek gitmeyeceğiz?
Ne demek o?
Burada kalacağız demek.
Kocan gitmeye heveslenmiş.
Ne demek bu?
İsmetciğim.
Yani ben koskoca evi boşuna mı kırdım döktüm ya?
Çocuk oyuncağı mı bu?
Ben biliyorum.
Siz evi yaptınız bizim için.
Ama ben bunu düşündüm.
Yani belki Asım evlenecek.
Çocuklar yapacak.
Onlar kullanacaklar yeni odaları.
Bir de bana akıl veriyor yol.
Sana mı soracağım anneyezi ben evimi ne yapıp ne yapmayacağımı?
Öyle değil mi ama?
Asım hiç evlenmeyecek mi?
Asım evlenir.
Sen endişe etme anneyezi.
Onu biz vakti geldiğinde düşünürüz.
Mutarada bu evi çok seviyor.
Halalar.
Güzeller.
Ama abim gitmek istiyor.
Daha bu sabah İstanbul'a gideceği için ne kadar mutlu olduğundan bahsetti.
Ben konuşacağım onunla.
Ben ikna edeceğim.
O babayla çok kavga yapıyordu diye biz gidecektik.
Ama artık kavga yapmayacak.
Niye gidelim ki?
Gitmeyeceğiz.
Hay Allah!
Hay Allah!
Halacığım... Tabii olur öyle çok... Ne oldu?
Şeyi düştü avizeden...
Şey şu düştü ya, yok mu hani?
Şu ya.
Tamam, tamam.
Şu düştü.
O düşer hep.
Tabii, tabii.
Hep düşüyor, hep düşüyor.
Ama düşmek gibi değil diyor.
Ay yok canım, kaç senelik avize düşüyor böyle taşlar bazen.
Ben size bir su vereyim, siz ürktünüz.
Birden öyle şey olunca.
İçin buyurun.
Buyurun.
Yok istemiyorum.
Peki.
Kaçıncı oldu halacığım bu?
Bu hafta değil mi?
Öyle.
Bir baksınlar.
Eskidi herhalde.
Evet.
Kefim kaçtı.
Udaya gidiyorum.
Toyran'ın eşyalarını dolaba yerleştireyim.
Hemen çıkıyorum.
Hayattaki en büyük dileğim Cevat'ın eve dönmesiydi.
Ama şimdi taşınacağınız günü iple çekiyorum.
Ben aptal değilim.
Bu evdeki hiç kimse aptal değil.
Herkes senin ne yapmaya çalıştığının farkında.
Bal gibi de biliyormuş.
Annem.
Her şeyi biliyormuş meğerse.
Yine de babam hep bize karşı korudu.
Böyle bir şeyi nasıl içinde tuttu bunca zaman?
Sen söyle.
Müsait değilim gelmeyin.
Ablacığım.
Rica ediyorum şimdi değil.
Başka zaman azarlayın beni.
Ne?
Ne?
Ne kadar güzel çiziyorsun.
Sen ilgilenir miydin benim resimlerimden?
Gerçi bugün mucizeler günü.
Kimin aklına gelirdi böyle bir zamanda otelin satılacağı?
İnanamıyorum, gerçekten inanamıyorum.
Yani acaba rüya mı görüyorum diye kendimi çimdikledim az evvel.
Artık hiçbir sorunumuz kalmayacak.
Bütün sorunlarımız çözülecek.
Bak babamla aram bile yumuşamaya başladı.
Sen de mutlu olacaksın.
İstanbul'a gittiğimizde bir sürü arkadaşın olacak.
Rahat rahat gezeceksin.
Yeni cemiyetlere gireceksin.
Herkes anneye ezenin ne kadar güzel bir kadın olduğundan bahsedecek.
Her şey eskisi gibi olacak.
Cihat ben seninle konuşmak istiyorum.
Tamam, konuşalım.
Otursana.
Hemen... Hemen itiraz yapmam, olur mu?
Önce... Önce dinle.
Tamam.
Tamam, sonuna kadar dinleyeceğim.
Tamam.
Sen biliyorsun benim aile nasıl.
Benim bütün çocukluk yalnız geçti.
Babam zaten yoktu.
Anne, o da yoktu.
Hep bir yerdeydi.
Ben hep bir başıma kaldım.
Bir başıma oynadım.
Bir başıma yedim.
Saçlarımı hep ben taradım.
Ve ben şimdi Mutara'ya bakıyorum.
Ve buradan ne kadar mutlu olduğunu görüyorum.
Herkes onu çok seviyor.
Herkes.
Babaanne, halalar.
Bir dakika lütfen, dinle önce.
Tamam mı?
Bir sürü çocuklar var bu evde Cihat.
Hepsi onun peşinde.
Halyosha, Farun Esa, Suat, Süreyya, Selahattin.
Hepsi onun peşinde.
Hepsi.
Sürekli oynuyorlar, sürekli eğleniyorlar.
Ve büyüyünce daha çok oynayacaklar.
Muhtara'nın bir sürü kardeş var bu evde.
Bir sürü arkadaş.
Ve ben anlıyorum seni.
Sen İstanbul'a gitmek istiyorsun.
Ve ben de çok istiyorum.
Ama doğru değil.
Burada kalmamız gerekiyor Mutarra için.
Kızımız için.
Kızımız için önemli olan annesiyle babasının mutluluğu.
Sence biz burada mutlu olabilir miyiz?
Evet mutlu olacağız.
Söz veriyorum sana çok mutlu olacağız.
Peki.
Peki.
Tamam, kal o. Halam çok kızacak ama haberin olsun.
Gerçekten mi?
Teşekkür ederim.
Ha işte.
Gerçek ziyafet böyle olur.
Paşam arzu ederseniz küçük anamların istekozlarını ben ayetleyeyim.
Hayır.
Hayır hiç gerek yok onlar kendileri hallederler.
Miskin haber yardım eder onlara.
Peki paşam.
Babacım siz hep dersiniz ya gün doğmadan neler doğar diye.
Meğer ne kadar doğruymuş o söz.
Düne kadar ne kadar umutsuzluk şimdi ise çok mutluyuz öyle değil mi?
Öyle.
Evet.
Sen ne dersin İsmet?
İsmet.
Buyurun paşam.
Mutlu muyuz?
Evet tabii.
Mutluyuz.
Sen neden böyle Karadeniz'de gemilerin batmış gibi oturuyorsun?
Çünkü paşam...
Aslında şey paşam şeyi düşünüyorum ben borçlarımızı yani bu hediye borçlarımız var da işte düğündü, çocuk doğumuydu, yeni ev dostlarımızın.
Bu akşam kutlama yapıyoruz.
Yarın niye üzülmek istersen üzülürsün.
Bak Cevat'ın bile yüzü gülüyor.
Evet anneciğim, ben bile gülüyorum.
Ama siz Cevat Görmüş Şakir Paşa gibisiniz.
Cevat Görmüş Şakir Paşa gibi.
Çok teşekkür ederim.
Biz de Allah izin verirse bu hafta başı evimize taşınırız artık.
Öyle mi?
Hadi hayırlısı.
Gerçi böyle kalabalıkta çok güzeldik ama.
Neyse.
Sağ olun.
Nurten Ra da gidiyor.
Ay sorma, sorma, sorma.
Hadi.
Doğrusunu isterseniz, vicdanımız Mutala'nın güzel halasının kalbini kırmaya el vermediği için biz taşınmamaya karar verdik.
Gerçekten mi?
Yaşasın!
Yaşasın!
Aşk olsun Cevat.
Biz sen geleceksin diye bütün evi yıktık döktük.
Kalktık Asım'la birlikte buraya taşındık.
Çok haklısınız halacığım.
Ben çok özür dilerim.
İkimiz de çok üzgünüz bu durumdan yaptığınız fedakarlıklarında farkındayız.
Ama anlayacağınızı düşünüyorum.
Hayır anlamıyorum.
Biz çok heveslenmiştik siz bize geleceksiniz diye.
Madem ki istemiyorlar ısrar etmeyin alırım.
Ay ne münasebet canım.
Sen benden hevesliydin İstanbul'a gelmeye cevap.
Ne oldu da şimdi birden bire fikir değişti anlamıyorum ki.
Hem İstanbul'da yaşamak senin için daha münasip.
Öyle değil mi?
Yerden göğe kadar haklısınız.
Biz de İstanbul'un o renkli dünyasında yaşamayı çok isterdik.
Fakat artık bencillik ettiğimizi fark ettik.
Bizim iyiliğimizden daha mühim olan şey Mutarranlı'nın iyiliği.
Ve o burada çok mutlu.
Çocuklarla birlikte bunu da bozmak istemeyiz.
Vallahi teessüf ederim.
Ayrıca kusura bakmayın o kadar masraf ettim ben.
Ya bu tadilat için.
Ben ne yapayım o kadar çok odayı canım bir evde.
Allah Allah.
Sanki ben evlenirim.
Evet, peki abim evlenir.
Hayır niye bu hiç aklınıza gelmedi bir türlü anlamıyorum.
Asımcığım düşünmemiş olur muyuz çocuğum?
Olur mu öyle şey?
Tabii ki.
Allah kısmet etsin inşallah.
İnşallah.
64, 65, 66, 67.
Rozali istemem dedi ama bence sen yine de git sabah geçirmeye.
Neden?
Canım o kibarlığından sana zahmet olmasın diye gelme demiştir.
Orada görünce sevinir.
Yok Rozali öyle bizim gibi numaradan kibarlık yapmaz.
İstiyorsa isterim der, istemiyorsa istemiyorum der.
Ayrıca da ısrar edersem kızar.
66, 67, 68.
İstersen ben de gelirim seninle.
Ablacığım sen beni işitmiyor musun?
Gitmeyeceğim diyorum, gitmeyeceğim.
Tamam canım, gidişine üzülüyorsun diye.
Bir kerecik daha gör dedim arkadaşını.
Kafamı karıştırıyorsun.
Bir,
İki.
Gel.
Evet ne var ne istiyorsun?
İlkten önce bir kitap alacaktım.
Ayşe sizde var dedi.
Orada al.
Bu arada ben konuştum Civat'la.
Beni ikna ettiğim, İstanbul'a gitmeyeceğiz diye.
Sevilmedi mi?
Niye bir şey demiyorsun?
Çünkü, umurumda değil.
Umurumda değil.
Sen nasıl bir insansın?
Nasıl bir insanım biliyor musun?
Ben rezil bir insanım.
Çok büyük günahlar işlemiş, çok.
Büyük hatalar yapmış.
Batmayı da cehennemin dibinde sonsuza kadar yanmayı da hak eden bir ucubeyim ben.
Ama Allah'ın büyüklüğüne bak benim gibi bir günahkara bile son bir şans bahşetti.
İlk bana elini uzattı.
Benim için bir mucize yarattı.
Gecemi gündüz yaptı.
Bana gazabını değil sevgisini bahşetti.
Hem de hiç hak etmediğim halde.
Ona sırtımı dövmeyeceğim.
Yüce inayetine ihanetle cevap vermeyeceğim.
Asla.
Ne oldu okumuyor musun?
Yok, uykum geldi yatacağım.
Asım bey.
Müjgan'a kusura bakmayın Korkut'um, galiba.
Yok, yok estağfurullah ama hayırdır siz sabah sabah burada?
Madem Mazer Rozeli bugün gidiyor ya, ben de dedim ki, hani evden çıkmadan önce belki bir yakalarım onu, yetişirim.
Anlıyorum.
Ama Roseli çıktı bile.
Ya.
Üstelik vedaları da sevmediği için ben de gitmedim iskeleye.
Burada ayrıldık.
Tüh ya.
Göremediniz.
Göremedim.
Göremiyorum.
Oldu o zaman.
Hayırlı günler dilerim.
Hadi bakalım.
Hayırlı günler, hayırlı yolculuklar efendim.
Haftayı rahat edersin sandalyeden kurtulunca.
Çok ümitlenmiştin tahtalıkıya giderim diye ama.
Merak etme hiç niyetim yok gitmeye.
Allah geçinden versin.
Seni bile gömerim ben.
Sahir de üç güne kalmaz evlenir.
Eee böyledir bu işler.
Yahu nereden çıktı bu?
Neden böyle apansız gidiyor bu kız?
Hapansız gelişine şaşırmadın da, hapansız gidişine mi şaşırıyorsun?
Daha dün, daha dün haftaya şunu yaparız, sonra bunu yaparız diye konuşmuyor muyduk?
Şimdi kalkmış, ben yarın gidiyorum diyor, bürükse de.
Anne, bana bak, sen mi bir şey söyleyip kalbini kırdın yoksa?
Ben kırsam ses gelirdi.
Rüzgar mı bir şey dedi acaba?
Kesin bir şey vardır kesin.
Yoksa niye birden bire kalkıp gitsin kız değil mi?
Hayır Avrupalılar planlı programlı insanlardır.
Bizimkiler gibi öyle eser akıllı... Aaa yeter başlarım şimdi senin Avrupalı'rına.
Yok Avrupalılar şöyledir, yok Avrupalılar böyledir.
Tanetlenmeyi bile bilmez onlar.
Şakir Paşaları uğramış Rosali.
Acaba orada mı canını sıkacak bir şey oldu?
E git sor.
Ne yaptınız bizim Avrupalımıza de.
Yapmayayım.
Yapmayayım.
Diyorum ama yapacağım.
Bu eğlenceyi kaçırmam mümkün değil.
Hem kötü bir şey yapmıyorum ki nihayetinde.. Tabii küçük bir Latife sonuçta.. Asım bey.. Yok.. Nasıl ya Asım?
Günaydın alacığım..
Günaydın.
Halil'ciğim günaydın.
Günaydın.
Gitmedi mi bu iskeleye?
Söyledim ama istemedi.
Sen de evet mi dedin Haki'ye?
Elinden bir şey gelmedi mi?
Nasıl öğreneceğiz biz şimdi Rosaline'nin gidip gitmediğini?
Ama kardeşime de ne diyeyim bilmiyorum ki.
Etrafındaki kadınlar gitsin diye uğraşmaktan helak olduk.
Canım gitmiştir Rozali.
Nereden belli?
Halacığım biraz başınızı eğersin.
Eğdim eğdim.
Hayırlı sabahlar ablacığım.
Senin de.
Günaydın anneciğim.
Hakkiyeciğim liseyi yapmayı unutma ciciğim.
Aklımda anneciğim yapacağım şimdi.
Sana bir şey söyleyeyim mi Hakkiye?
Akıllı olmak hiç iyi bir şey değil vallahi.
Biz Rosali gitti mi gitmedi mi diye burada hop oturup hop kalkarken annenin ruhu bile duymuyor maşallah.
Farkında bile değil.
Hayat var ya aptala güzel aptala.
Gerçekten.
Nigar kalfa yok mu?
Şimdi buradaydı.
Çağırabilir misin bana?
Emin misin?
Eminim İsmet hanım.
Gözümle gördüm vapura bindiğini.
Hatta ne olur ne olmaz diye, vapur kalkana kadar iskelede bekledim.
Tamam.
Biliyorsun, aramızda.
Kimseye bahsetmek yok.
Yok hiç merak etmeyin, benim zaten hiç öyle bir huyum yoktur.
Yanımda dedikodu edilir, ben git buyurmayayım, bir de İsmet hanım.
Kim iskeledeydi biliyor musunuz?
Geldim İsmet hanım buyrun.
Biz hallettik.
Hallettik iyi tamam.
Neydi bu şimdi?
Söyledi işte hallettik.
Neyi?
Ay nigar kafa sen de ne meraklısın öyle her şeyi sana söyleyemem ki.
Kız sen daha yeni kovulmuyor muydun?
Şimdi hayrola ne bu havalar?
Kovuluyordum ama kovulmadım.
Çünkü İsmet Hanım benim kıymetimi biliyor.
Herkesi kovar, beni kovmasın.
Si mamma lo vedo.
Lo vedo.
Un solo istante palpiti.
Elisoso sentir.
I miei sospir confondere per poco hai.
Soy, soy sospir.
Bravo.
Bravo.
Merci, merci.
Merhaba, merhaba.
Pek kıymetli Şakir Paşa Hazretleri'nin en büyük kızı.
Merhaba abiciğim.
Ne yapıyorsun?
Düşmanlarının listesini mi çıkartıyorsun?
O bu kadar kız olmazdı.
Annemin hediye listesini yapıyorum.
Otel satılır satılmaz.
Kim evlendi, kim doğurdu, kim yeni ev yaptı hepsine gidecekmiş.
O liste bu kadar uzayacaksa bizim o köşküde satmamız icap edecek belli ki.
Ne lüzumsuz şeyler ya bunlar.
Hiç aklım almıyor.
Hep en zenginlere en pahalı hediyeler alınıyor.
Sanki çok ihtiyaçları varmış gibi.
En fakirlere de uyduruk şeyler veriliyor hep.
Annem kimseye uyduruk bir şey götürmez.
Canım bence kime ne verilirse verilsin.
Kim olduğuna bakılmadan verilmeli.
Yani paşaymış, nazırmış, sultanmış.
Dinlemeden.
He söyle söyle.
Söyle.
Ama kızmak yok.
Oğlum yok.
Babam Oxford'daki masraflarınızdan yakındığında siz ne diyordunuz?
Ben burada şeyhlerle prenslerle arkadaşlık ediyorum.
Mecburum uyum sağlamam lazım demiyor muydunuz?
Evet ama yani o oldu.
Yani Todor ile beraberken giydiğiniz kıyafetleri giymiyorsunuz prenslerin yanında öyle değil mi?
Hı?
Öyle.
İşte annem de aynanı yapıyor.
Uyum sağlıyor.
Peki.
Kabul ediyorum.
Teslim oluyorum size.
Yendiniz beni.
Kazandınız.
Ne yapalım?
Çok akıllısınız.
Çok.
Keşke erkek olsaydın.
Çok yüksek mevkilere gelirdin.
Erkek olsam bu kadar akıllı olamazdım.
Azen seni
Hiç tanımıyormuşum gibi geliyor.
Ne güzel sizi böyle görmek.
Özlemişim etrafına neşe saçan, girdiği yere aydınlatan abimi.
Yalan söyleyeyim.
Ben de özlemişim.
Dün ben epey bir tedirgin oldum.
Hangi hususta?
Bu... ...Roseli'nin... ...asetiye o münasebetsiz... ...ilişkiyi yaşayan adam hususunda.
Evet.
Yani bir an... ...Roseli o adamın babam olduğunu söyleyecek sanırım.
Ne?
Yok ağabey.
Ne bileyim işte.
Sanki öyle bir şey söylemeye hazırlanır gibiydi.
Bakışları, ifadesi garipti.
Fark etmedi mi?
Yok.
Ben bir fevkaladelik hissetmedim.
Belki acilen geri dönmesi gerektiği için üzülmüştür.
Bir de o mevzu var.
Ben Sahir Paşa'lardayken gitme mevzusu hiç konuşulmadı.
Yürüyorken de yakında dedi.
Yarın demedi.
Belki Ayşe'ye kendi söylemek istemiştir gideceğini.
Sizden duysa kırılırdı Ayşe.
Doğru.
İşte kadın kafası.
Benim aklıma gelmez böyle şeyler.
Öyle bir erkeğin de aklına geleceğini düşünmüyorum zaten.
Canım sizin aklınıza gelen de benim hayatta aklıma gelmez.
Olacak iş mi babamla rozali?
Bu da erkek haklı işte.
Ne olmayacak iş mi?
Bir zamanlar babamı bürükseldi bir sevgilisinin oğlunu da hesaba katarsak.
Ay Can bilmiyormuş gibi yapma şimdi numara yapma bana.
Ne münasebet ben duymadım böyle bir şey.
Zaten söylemek istediğim o değildi.
Nedir konu?
Ben de sana akıllı diyorum bazen Aliyosha'dan beter oluyorsun.
Kızım.
Bu Rozali, o Rozali ise... ...ve bahsettiği o adam... ...eğer babamsa diyelim... ...babamın o münasebetsiz ilişkiyi yaşadığı kişi kim olabilir?
Kim?
İşte ben de onu mu soruyorum, kim?
Şüphe kadar insanın muayelesini genişleten bir şey yok.
Yani en olmadık şeyi getiriyor insanın aklına.
Ama ben düşündüm öyle biri yok.
Babamın Rosaline'nin anlattığı türden münasebetsiz bir ilişkiyi yaşayabileceği biri yok yakınımızda.
Yok tabii ki.
Abicim siz geçen gün kendiniz dediniz ya.
O kadın mitoman ilgi çekmek için yapıyor diye.
İşte bu da ispatı.
Böyle bir şeyi aklınıza getirmeniz bile ne ayıp.
İşte diyorum ya.
Şüphe insanın hakikaten muayelesini genişletiyor.
Sizinkini genişleten şey şüphe değil öfke.
Babam olan öfkeniz.
Belki de.
Belki de.
Ey Allah'ım yarabbim yine mi değiştirdiler bu gazetenin adını?
Her gün her gün aynı şekli.
Cevat bey, paşam mevsimlik çiçek dikecekmiş.
İsterse Cevat da yardıma gelebilir dedi.
Hadi ya.. Cevat bey niye sana öyle kötü kötü baktı?
Kötü kötü falan baktı.
Yok baktı valla.
Senin yaptığın her şeyden haberin var der gibi baktı.
Bakmadı diyorsan bakmadı.
Sen git boksana ne toplanacaksa topla ben gelmiyorum.
Korkuyorsun tabi Cevat bey ile karşılaşmaktan.
Sen de haklısın.
Senin yerinde olsam ben de korkardım.
Git geç sus valla patçalarım seni.
Niga kalfa sorarsa, Cahit beyi görünce korkudan altına yaptı, ondan gelemedi derim.. Buyurun.. Gel gel..
Buyurun Asım Bey evde mi?
Evde.
Çağırır mısınız?
Tamam içeri buyurun.
Yok yok buraya çağırın.
Tamam.
Kaç defa söylenecek koşmak yasak bu evde diye.
Bir kadın Asım Bey'i görmeye gelmiş de.
Hangi kadın?
Bilmiyorum dışarıda.
Göster bakayım.
O kadın.
Allah Allah.
Kimmiş?
Söylemedi adını.
İçeri buyur etseydin.
Ettim de girmedi.
Emin misin Asım Bey'e geldiğini?
İki kere sordum.
Peki ben arar veririm.
Buyurun.
Beni tanımadınız mı?
Ben.. Tanıyamadım.
İyi.
O zaman onları da tanımamıştır.
Müjgan hanım.
Size bunu vermek için geldim.
Bu ne?
Roseli meğer size bir mektup bırakmış.
Nasıl?
Ancak odasını havalandırırken görebildim, hemen size getirdim.
Ne yazdığını bilmiyorum.
Lakin cevap yazmak isterseniz, mektubunuzu bana getirin.
Ben yollarım Rozaliye.
Çok çok çok teşekkür ederim.
Geç şu saat sonra arka balkona geç, orayı temizle.
Çeşitli vesilelerle aynı yerde bulunmamıza rağmen maalesef hiç baş başa konuşma imkanı bulamadık.
Oysa ki sizi yakından tanımayı çok isterdim.
Rosalie.
Eğer arzu eder ve bana mektup yazarsanız... ...beni çok mesut edersiniz.
Rosalie.
Tabii ki.
Tabii ki.
Tabii ki.
Rosalie, bu kadını öldürecek miyim?
Evet.
Hiç aklıma gelmezdi.
Cevat'ı İstanbul'a yollayanın kendimi olacağım.
Ablacığım.
Bunu paşaya yaptırmamız gerekiyor.
Gönderirse ancak o gönderebilir onları.
İyi de Şakir'i nasıl ikna edeceğiz?
Asım'ı bahane etsek.
Bilirsiniz ki Asım onun için çok kıymetlidir.
Ben de size geliyordum.
Sonra Lala sonra.
Şu an kafam çok meşgul.
Ne güzel olmuş karanfiller.
Pek severim.
Konu nedir?
Cevatların bize taşınmasını istiyorum.
Evet.
Dün akşam da söyledin, sebeplerini de anlattın.
Hepsinde de haklısın.
Hepsini söylemedim ama.
Hangisini söylemedin?
Bu taşınmayı en çok Asım için istediğimi.
Yapma abla işler.
Gelmiyorlar diye son derece mutluyum.
Kona o değil.
Sen belki Asım'daki değişikliğin farkında değilsin ama... ...bu kalabalık Asım'a çok iyi geldi.
Daha canlı, daha konuşkan biri oldu.
İnsanlarla yakınlaştı.
Hatta bahçede çocuklarla oyun bile oynadı.
Tamam çok güzel.
Kalsın işte burada.
Yahu Asım bu meselenin ona iyi geldiğinin henüz farkında değil ki.
Kalmaz gitmek ister.
Eğer benimle tekrar o hayata dönerse, yine içine kapanacak, yine insanlardan uzaklaşacak.
Ama Cevatlar bize taşınırsa, o kalabalık hayat ona yine iyi gelecek.
Cevatın arkadaşları gelecek gidecek, yemekler, sohbetler, Asım da iyi olacak işte.
Olmaz.
Senden ilk defa onun için bir şey yapmanı istiyorum.
Bana hayır diyemezsin.
Hayır.
Neden?
Çünkü... Sen nedenini söylemeden buradan hiçbir yere gitmeyeceğim.
Çünkü... Kuran filleri Cevat'la beraber diktik yan yana.
Kalkıp giderken de bir şey söyledi.
Ne söyledi?
Ulusal şeyler.
Herhalde, böyle yan yana oturup sessizce çiçek dikmemiz hoşuna gitmiş olsa gerek.
Tabii biz uzun zamandır hiçbir şey yapmadık onunla haklı.
Yıllardır belki.
Neyse.
Şey dedi.
Tekrar baba oğul gibi hissetmenin ona,
Uzun zaman sonra şey hissettirdin.
Evet.
Bitmiş gibi.
Bir şeyler bitmiş gibi.
Yıllardır bilmeyen bir fırtına... ...rolumda.
Ben Cevat Abay'dan git diyemem abla.
Asım da senin evladını hatırlatırım.
Cevat gelip sana birkaç güzel söz söyledi diye.
O fırtınanın nasıl bir şey olduğunu çok iyi biliyorum.
Çünkü ben çıkardım.
Vallahi onca dil döktün muh dedi peygamber demedi.
Ne yapacağız abla şimdi?
Ne bileyim İsmet?
Ben nereden bileyim?
Biraz da siz düşünün.
Siz bir şeyler yapın.
Allah Allah.
Halacığım biz de elimizden geleni yapıyoruz.
Ne yapıyorsunuz acaba?
Ne yapıyorsunuz Hakiye?
Gel gel.
Affedersiniz ama iyilerim.
Yok söyle ne söyleyeceksen.
Bir hanım geldi de Asım Bey'i görmeye.
Hanım mı?
Ne hanımı?
Çarşafı vardı.
Bilmiyorum kim olduğunu.
Nerede peki şimdi?
Kapıdan Asım Bey'e bir kağıt verdi ve gitti.
Bir hanım gelmiş.
Asım abime.
Aman bana ne Asım'dan Allah aşkına.
Hakki ben Cevat'la konuşacağım.
Ne diyeceksiniz?
Gidin diyeceğim.
Neden dersin?
Çünkü derim.
Çünkü...
Çünkü... Benim hususi hayatım sizi ilgilendirmez.
Yahu ben bir şey söylemedim ki.
Merak ettim sadece.
Kim gelmiş seni görmeye?
Kimmiş o hanım?
Bir ahbabım.
Ahbabın.
Evet.
Peki...
Pek muhterem madmeziye gözeli.
Pek kıymetli, pek kıymetli madmeziye gözeli.
Cevat Hakim, biliyorsun bu evde kalmanı benden daha çok kimse isteyemez.
Lakin İstanbul'a taşınmanız sizin için en hayırlısı olacak.
Çünkü... Çünkü...
Evet, çünkü İsmet ne?
Çünkü, çünkü... İsmet çünkü ne?
Hadi bir daha başla.
Evet.
Başla.
Cevat Hakim.
Biliyorsun.
Bu evde kalmanı benden daha çok kimse isteyemez.
Altyazı M.K.
Surak'ın pampa.
Kadınlar neden dudaklarını yeşile, maviye sarıyor, boyamıyor?
O renklerde ruj yok mu?
Bilmem.
Eğer varsa bana alır mısın?
Sürmene izin vermezler ki.
Gezice sürerim, evde.
Olur, alırım bulursak.
Ne de olsa bir sürü paran var.
Bir sürü param yok.
Ama çok kartpostal yapıyorsun.
O adam da hepsini alıyor.
Benim canım kardeşim.
Kardeşlerin en güzeli.
Efendim.
Nisa.
Senden bir iyilik isteyeceğim.
Çok ufak bir şey.
Bana büyük bir şey gibi geldi.
Hayır hayır çok kolay.
Yarın gidip Necibe'yi bize oynamaya çağıracaksın.
Bir, Necibe'yi sevmiyorum.
İki, o da beni sevmiyor.
Üç, oyun oynayacak vaktim yok.
Oynamayacaksın ki.
Sadece gidip çağıracaksın.
O da Nisa'lara gidiyorum deyip evden çıkacak.
Sonra?
Sonra da beni de Salih'de bozacak.
Öpüşecek misiniz?
Hayır çağırmayacağım.
Ama kıza söz verdim.
Nisa seni çağıracak dedi.
Hayır.
Küser sonra bana.
Ne güzel.
Hadi ama, bir gün senin de bana işin düşer.
Düşmez.
Seni istemediğin bireyle evlendirmeye çalıştıklarında, bana yardım et diye yalvarırsın.
Beni hiç kimse istemediğim biriyle evlendiremez.
Hakkı ablama sorun olmadı.
Ayşe ablama da sorun olmadı.
Benim adım Hakkı'ya da değil, Ayşe de değil.
Benim adım Fahri Nisa.
Aptal.
Aptal.
Ablacığım çok tutuyorsun yanacak saçım.
Ay her zamanki kadar tutuyorum cicim.
Ne huysuzsun sen bugün.
Huysuzum evet.
Neden?
Çünkü pek yakında evleneceğim.
Eee?
Ama hiç biriniz benimle bazı hususlar hakkında konuşmuyor.
Hangi bazı hususlar?
Hani?
Ay şimdi hiç sırası değil Ayşe.
Hayır efendim.
Tam da sırası.
Anlatır mısın lütfen?
Sıkma az etmesene insanı.
Hem sen Aliye ile piyano dersin yok mu?
Git onu çalıştır.
Aliye!
Hayır.
Ama benim güzel kardeşim.
Pişman bir katrım yok.
Yok.
Ne olur ki yapsan.
Yapmayacağım.
Al yosha.
Neredesin sen?
Her yerde seni arıyorum.
Bahçedeydim.
Bizim bu saatte piyano dersimiz var.
Sen bunu bilmiyor musun?
Biliyorum.
Unut.
Kolum.
Kolum kapacak.
Kolum kaparsa piyano çalamam ki.
Hem de sanırım da yukarıda.
İyi hadi alda gel.
50 defada sorsan 50 defada cevabın hayır.
Suat.
Ne var?
Hadi Suat biraz daha yalvar Nisa'ya.
Çok hoşuma gidiyor.
Güle bey daha şimdiden herkese oteli satın aldığını söylüyormuş.
Dimitri beyi gördüm yolda hayırlı olsun dedi adam.
Aman vallahi milletinde işi gücü yok.
Herkesin malıyla mülküyle ilgileniyorlar.
Vallahi ödüm kopuyor.
Kem gözleri nazar değdirecekler diye Allah korusun.
Ya hiç merak etme merak etme.
Veli Bey son derece hevesli satın almaya.
Piyano sesinden rahatsız olur musunuz?
Prensesim.
Bir tane canım benim olur muyuz çal.
Çal kulaklarımızın pası gitsin.
Yok ben çalmayacağım.
Ayrı şey çalıştıracağım.
Ama ama.
Benim biraz işim var ama ben... Bırak.
Benim kafam kaldırmaz hiç.
İyi değilim bugün.
Yürü, yürü, yürü.
Nereye gittiler?
Boş ver sen. Hadi.
Fazla bir şey istemiyorum ki.
Gidip çağıracaksın o kadar.
Nisa yalvarıyorum sana.
Atom, atom sil teple.
Bak bu benim için tres important.
Hayat Mehmet meselesi diyorum.
Necip'i evde bekliyor, söz verdim.
Bir daha konuşmaz benimle.
Ay yeter!
Hayır dedim.
Yapmadın değil mi tekrarlarını?
Belli zaten hepsini unutmuşsun.
Geçen o kadar çalıştık seninle.
Eğer bir kez olsun yapsaydın tekrarını, şu an unutmaz hatırlardın.
Pardon ama ne yapayım öğrenemiyorum.
Ne demek öğrenemiyorum Alyosha?
Fransızcayı nasıl öğreniyorsun?
Veya İngilizceyi?
Demek ki istediğin zaman öğrenebiliyormuşsun değil mi her şeyi?
Utanmıyor musun sen benim vaktimi boşa harcamaya?
Yazık değil mi benim emeklerimi?
Ama hiç zevkle değil.
Hem ne olur ki piyano çalmasam?
Ne demek ne olur ki piyano çalmasam?
Niçin çalmayacakmışsın bu kadar imkan varken?
Ama ben aptalım.
Doktor söyledi.
Hayır efendim.
Sen aptal filan değilsin.
Sen tembessin.
Koskoca doktor yalan mı söyleyecek abla?
Of Aljoşan.
Sonra ben öğretemiyormuşum gibi olacak.
Bir şey beceremedin diyecekler.
Anne şöyle bir şey öğretmek, ne verseksek öğretmekten zordur dersin.
Hayır efendi ben öyle bir şey söylemeyeceğim, sen de çalacaksın öğreneceksin, dene.
Ama... Aması falan yok, dene şunu.
Neyi deneyeyim?
Tam zamanında geldiniz.
Ben sizin gibi süsleyemiyorum.
Ablacığım.
Ne oldu ne bu hali?
Ben piyano derslerimi tekrar senle yapmak istiyorum.
Öyle mi niye?
Çünkü Ayşe ablam çok bağırdı bana.
A aaa.
Ayşe Hanım mı?
Hayatta inanmam.
Onun bağırma sesi bile yoktur.
Öyle de bir var ki.
Siz bakmayın onun öyle melek gibi durduğuna.
Hepimizi kandırmış.
Öyle mi?
Evet öyle.
Vurdu bile bana.
Başıma vurdu.
Yok yapmaz.
Yaptı.
Ama sen çok mutluydun benden kurtulup Ayşe ile çalıştığın için.
Artık mutlu değilim.
İnsanlara hiç güvenim kalmadı.
Özellikle de Ayşe ablama.
Lütfen beni tekrar sen çalıştır.
Ayşe ablama verme.
Aliye benim çok işim var.
Hiç vaktim yok.
Sen iyisini Suat'a sor.
Belki o seni çalıştırır.
Seninle ders yapmak mı?
Allah korusun.
İntihar ederim daha iyi.
Ders yapmasak da olur.
Ders yapıyor gibi yaparız.
Babama da öğrendiklerini çal dediğinde ne yapacaksın?
Demez ki.
Hiç demedi şimdiye kadar.
Herkese dedi.
Bir tek bana demedi.
Olmaz.
İstemiyorum.
Necmi'yi bize oynamaya çağırırım.
Sen onun yaşıdı değilsin ki.
İnanmazlar.
Öyle mi?
Merhaba.
Beni Nisa ablam yolladı.
Eğer izniniz olursa Necibe ablayı bize bekliyor.
Hem oyun oynarız hem de İngilizcemizi pratik ederiz diyor.
Eğer bu işi halledersen yarın ilk dersimizi yaparız.
Gezel.
Gezel.
Emine eniştemin mektuplarının hiçbiri açılmamış.
Ne oldu işçim?
Niye öyle bakıyorsun?
Ben... İnci ve Tokam'ı arıyorum bulamıyorum.
Kesin Asım abim çaldı.
Gitseler de İstanbul'u kurtulsam.
Ay yok telaş etme.
Asım abini almadı ben kaldırdım.
Al burada.
Al.
Ee Emine'nin işlem nasıl?
Kendi derdimizden onu sormaya hiç fırsat bulamadık.
İyi mi?
İyi iyi.
Çok iyi.
Bizden ayrı olduğuna üzülüyor.
Otelin satışından haberdar mı?
Dün yazacaktım da fırsatım olmadı.
Neler yapıyormuş oralarda?
Kim?
Emine'nin işten.
Hayırdır cicim ne bu merak?
Eskiden hiç sormazdın sen Emine'nin işten ne yapıyor diye.
Çünkü sormama gerek kalmazdı sen bahsederdin.
Artık hiç bahsetmiyorsun.
Zaten bu evde yokmuşum gibi davranıyorsunuz.
Öyle kıyıda küşede fısır fısır bir şeyler konuşuyorsunuz.
Ben gelince susuyorsunuz.
Anlamıyor muyum zannediyorsunuz?
Aptal mıyım ben?
Ne oluyor cicim?
Ne bu asabiyet?
Aliye'ye de vurmuşsun.
Dikkatini çekebilmem için kardeşimi pataklamam gerekiyormuş demek ki.
Ayşe.
Ben sana ne dedim?
Pek yakında evleneceğim gel konuşalım dedim.
Sen ne yaptın?
Beni azarladın.
O mesele.
Evet o mesele.
İzlediğiniz için teşekkür ederim.
Altyazı M.K.
Derslerimi ihmal etmiyorum merak etmeyin.
Biliyorum etmediğini.
Ama başka bir şeyi ihmal ediyorsun.
Nedir?
Babanı.
Eskiden olsa benimle konuşmak için can atardın.
Tarihten, kitaplardan, sanattan, başka memleketlerden koşulduk şimdi.
Varsa yoksa resim.
Baba ben... Şey... Hadi bakalım.
Bugünkü yürüyüşümde bana eşlik et hadi.
Tamam.
İnsan sadece çalışarak gelişmez.
Yaşayarak da gelişir.
Onun için gezeceksin, dolaşacaksın, dinleyeceksin, bakacaksın.
Bir de insan, en çok ne zaman gelişir biliyor musun?
Ne zaman?
Aklındakini bir başkasına anlattığın zaman.
Çünkü o zaman düşüncelerin farkına varırsın.
Çünkü o zaman,
Düşüncelerin bir fikre dönüşür.
Biliyor musunuz?
Ben bunu hep yapıyorum.
Hep anlatıyorum.
Öyle mi?
Kime anlatıyorsun?
Kendime.
Aferin.
Fahri Nisa.
Senin ne işin var burada?
Niye şaşırdınız Hülya Hanım?
Baba kız geziye çıktık işte.
Necibe evden Fahriye Nisa'ya gidiyorum diye çıktı.
Yok yanlış biliyorsunuz, bizde değil.
Değil mi Nisa?
Ali'ye geldi izin istemeye, ablam İngilizce çalışmaya çağırıyor dedi.
Rezalet, rezalet.
Rezalet.
Sen nasıl böyle bir şeye cüret edersin?
Ailemizi böyle bir duruma düşürmek senin ne hadine?
Hele kız kardeşini böyle bir şey için zorlamak.
Kendi pisliğine bulaştırmak.
Zorlamadım.
Onun fikriydi.
Ne benim fikrimdi?
Yalan söyleme.
Sen zorladın tabii ki.
Aliye'nin aklı ermez öyle şeylere.
Söylesene.
Benim fikrimdi desene.
Benim aklım ermez ki.
Yalancı.
Burada bir yalancı varsa o da sensin.
Tamam mı?
Utanmaz serseri.
Sana ceza bir hafta odandan çıkmayacaksın.
Yemekleri de ta mutfakta yiyeceksin.
Böyle bir şey olamaz.
Nereden gördünüz bunu?
Nereden?
Abinize mi özeniyorsunuz anlamıyorum ki.
Sevgili Mademoiselle Roselle.
Müzik Müzik Müzik
Cevat Hakim.
Biliyorsun.
Senin babanla aranın düzelmesini benden daha çok kimse isteyemez.
Benden daha çok kimseyi sevindirmez bu.
Peki sevinciniz neden yüzünüze yansımıyor anneciğim?
Çünkü... Çünkü Cevat söz konusu sen ve baban olduğunda... ...benim sevincim kısa sürüyor.
Ne ayı ya yalan mı?
Yalan mı?
Yani ne zaman tam barıştılar diyorum seviniyorum... ...bir bakıyorum yine kavga etmişsiniz.
Ne yapayım peki?
Aramızı düzeltmek için gayret etmeyeyim mi?
Aranız düzelmez ki.
Ben anladım.
Düzelmez sen de anla.
Peki tamam ne yapmamı istiyorsunuz anne?
Taşının.
Pardon?
Taşının.
Halana taşının.
Babam mı istiyor gitmemi?
Yok yok yok.
Katiyen onun haberi bile yok.
Ben endişenizi anlıyorum.
Evet biz babamla ateşle barut gibiyiz.
Her an alev alıp patlayabiliriz.
Evet işte ben de bunu söylüyorum Cemal.
Evet ama bu sefer her şey farklı olacak anne.
Ve ben aramızın iyi olması için elimden geleni yapacağım.
Gitmeyecek misiniz?
Gitmeyeceğiz.
Ne konuştular ki acaba bunca zaman?
Bir saatten fazla oldu.
Hayır abim hayatta konuyu bu kadar uzatmaz.
Ya evet der ya hayır der kestirip atar.
Çatlatır.
İsmet insanı çatlatır.
Biri bana bu evde ne işler döndüğünü açıklayabilir mi?
Annem niçin odasında bir saattir ağlıyor?
Annem odasında mı?
Evet.
Soruyorum hiçbir şey de anlatmıyor.
Yahu bilmiyormuş gibi konuşuyorsun.
Mithat.
Cepheden kötü haberler geldikçe Mithat'a bir şey olacak diye ödü patlıyor kadıncağızın.
Allah Allah.
Allah Allah.
Anneciğim.
Ne, ne, ne?
Ağlamayın, ne oluyor?
Ay ağlamayın deyip durma bana Hakkı ye.
Bana ağlama deme.
Bana ağlama deme.
Sana ne yahu?
Ne oluyor ağlayınca?
Ölüyor mu insan?
Yok, yok.
Ama bir tutturmuşsunuz ağlama İsmet.
Ağlama İsmet.
Tamam ağlayın ama.
Çekil Allah aşkına çekil.
Üzmeyin kendinizi diyeceğim.
Üzerim üzmem.
Sana ne?
Sana ne?
Can benim can değil mi?
İster üzülürüm, ister üzülmem.
Sana ne?
İster gülerim, ister gülmem.
Size ne?
Sana ne?
Halledemedin herhalde.
Halledemedim abla.
Halledemedim.
Siz de halledemediniz.
Ben de halledemedim.
Halledemedik.
Halledemedik.
Ben henüz halledemedim.
Sana içinde bulunduğum bu ahlaksız durumdan kurtulman için bir fırsat sunmaya geldim.
Cevat'la parası için evlendin.
Parası var sanıyordun.
Olmadığını anlayınca kendine yeni bir yol bulduğunu sandın.
Ama gel gör ki o yolda çıkmaz bir yoldu.
Şimdi bu evdesin.
Bu evde olmanın bir tek sebebi var.
Çünkü gidecek bir yerin yok.
Öyle değil mi?
Ama olacak.
Ben sana gideceğin bir yer vereceğim.
Döneceğin bir ev.
İstediğin hayatı yaşayabileceğin bir fırsat.
Şimdi bu altınları alacaksın... ...İtalya'ya... ...ya da canın hangi cehennemde yaşamak istiyorsa... ...oraya gideceksin.
Önce pazartesi günü benimle İstanbul'a geleceksin.
Biletini alacağım.
Yolculuğunu ayarlayacağım.
Hatta seni sadece ben yolcu edeceğim.
Sana son kez mendil sallamadan önce de bir bu kadar altın daha vereceğim.
Anlaşıldı mı?
Anlaşıldı mı?
İstersen bu tarayı burada bırakabilirsin.
Süreyya buraya böyle bir topuz yapacağım.
Ayşe değil sen gibi.
Gel.
Ne oldu kabul etmiş mi?
İkiletmemiş bile.
Ne kadar para verecek?
Altın vermiş epeyce.
Nereden bu kadar altın?
Evde tatilat var ya.
Gelirken hepsini yanında getirmiş.
Altın.
Tamam.
Tedilo.
Altın dedi.
Anneannesi altın saçlı kızım diye sevdi de az önce.
Onu diyor.
Ben de...
Güneş de altın gibi parlamıyor mu?
İnan bu da her şey için nesin?
Zorla.
Bak şöyle bir topuz yapacağım şimdi.
Freya'm bak aynadan.
Şöyle bir topuz yapacağım annesi.
Çok güzel oldu.
Lala hayırdır?
Ne bu halin?
Paşama telgraf var.
Kimden?
Veli Bey'den.
Ne diyor?
Bilmem ki açmadım.
Lala sen ver bana.
Kusura bakmayın Sara Hanım.
Paşamın kesin talimatı var.
Kimse onun postasını açamaz.
Benim dışımda birinin teslim alması bile yasaktır.
Yahu Veli Bey oteli almaktan vazgeçtiyse ne yapacağız?
Meraktan ölecek miyiz burada?
Allah Allah.
Ne oldu ablacığım, hayrola?
Paşama telgraf gelmiş de.
Kimden Lala?
Mithat'tan mı?
Yok Mithat'tan değil.
Veli Bey'den.
Veli Bey'den mi?
Ne diyormuş?
Bilmiyorum ki İsmet.
Lala Hazretleri açmamıza müsaade etmediği için bilemiyoruz.
Kusura bakmayın Sara Hanım.
Allah Allah.
Babam ne zaman gelir ki?
Söylemedi.
Nereye gitti?
Bilmiyorum.
İnşallah Veli Bey oteli almaktan vazgeçmemiştir.
Allah korusun.
Allah korusun bir de onunla uğraşmayalım.
Allah korusun.
Allah korusun.
Sana bunu getirdim.
Özür dilerim her şey için.
Senin en son bir isteğin mi olacak?
Nedir?
Sana iki şey soracağım.
Sadece iki soru.
Ama bana gerçeği söyleyeceksin.
Peki sor.
Önce çocukların üzerine yemin et.
Bana gerçeği söyleyeceksin.
Peki.
Çocukların üzerine yemin ederim doğruyu söyleyeceğim.
Beni sevdin mi?
Sevdim elbette.
Peki.
Anniyası konusunda haklıyım değil mi?
Aranızda bir şey var.
Artık yok ve bir daha da asla olmayacak.
Neydi peki aranızdaki?
Tutku mu şevket mi?
Ne?
İki soru demiştik.
Hadi.
Hadi.
Paşam.
Sait Bey merhaba.
Merhaba.
Hayırdır siz burada?
Bir iş görüşmesi için gelmiştim.
Bu arada gözünüz aydın.
Duydum oteli satmışsınız.
Satacağız inşallah.
Çok sevindim.
Gerçekten çok sevindim.
Hayırlı uğurlu olsun.
Sağ olun.
Şişhanede bir arkadaşımı ziyarete gideceğim.
Müsaade edersiniz.
Rica ederim.
Öyleyse lütfen şemsiğimi alın.
Hayır hiç gerek yok.
Hava çok kötü.
Yok bence hava çok güzel.
Hatta günün güneşi.
Gel.. Annen..
Ne yapıyorsunuz orada?
Babanı bekliyorum.
Telgraf için mi?
Elbette telgraf için başka ne iş olacak Allah aşkına Hakkiye.
Ya adam otel almaktan vazgeçerse?
O zaman ne yaparız?
Allah korusun.
Bakın yine en kötüsünü düşünüyorsunuz.
Güzel şeyler getirin aklınıza.
Aklıma güzel şeyler gelmiyor ki.
Ağabeyim gitmekten bahsetti mi hiç?
Hayır.
Hayır.
Ama... Aniesi Zümrüt'e bavul istemiş.
Toparlanıyor gitmek için.
Bakın halam halletti sahiden.
İnşallah.
İnşallah.
Hay baban geliyor.
Yürü, yürü, yürü.
Yürü, koş.
Koş, koş, koş, koş.
Gel.
Lala aç.
Ne oluyor ya?
Hücuma geçmiş Alparslan ordusu gibi ne koşuyorsunuz?
Yok paşam, sizi karşılamaya geldik.
Ben bu eve her gün geliyorum İsmet.
Veli Bey'den Bette'ye rahat geldi de paşam, hanımlar biraz heyecanlandı.
Ben de telaş ettim.
Tabii.
Korkmayın canım almaktan vazgeçmemiş.
İşlemleri hızlandırmanın bir yolunu bulmuş.
Onu müjdeliyor adam ya.
Ay Allah'ım çok şükür yarabbim.
Çok şükür.
Anneciğim.
Hakikaten çok şükür.
Anneciğim.
Buyurun.
Ne olmuş?
Söylesin de ne olmuş?
Altyazı M.K.
Lala böreği şimdi getirme, sonra getirirsin.
Sıcak sıcak gelsin.
Ailemciğim, iyi sızlı eşyalarında mızı yok.
Allah'ım çok şükür yarabbim.
Çok şükür.
Çok şükür güzel haberlerle geldiniz paşam.
Vallahi sizi beklerken haklı karıyı seçtik.
O telgraftan kötü bir haber çıkacak diye aklım gitti.
Vallahi pencerede bekledi annem sizi.
Çok şükür.
Çok şükür.
Ya otel satıyoruz haberleşeceğiz herhalde.
Adam telgraf göndermiş güvercin uçurmamış ki.
Ay evet tabii.
Ay kuş böyle uçuşa geldi.
Ay eskiler ne çekmiş tabii.
Abicim Aniesi yengem nerede?
Yukarıda biraz işi var gelir şimdi.
Abicim biz de yardım etseydik toparlanmasına.
Ne toplanması?
Senin haberin yok mu?
Halamlarla beraber İstanbul'a taşımaya karar verdi abim nerede?
Hayır bana kimse bir şey söylemedi anne.
Üzülme Ayşeciğim çünkü kimse bana da bir şey söylemedi.
Nasıl?
Ama annesi eşyalarını topluyor.
O eşyalarını toparlamıyor giymediği kıyafetleri ayırıyor vermek için.
Aşk olsun abla ödümü patlattın.
Ablan yanlış anlamış.
Herhalde.
İyi akşamlar.
Gel gel.
Sen kıyafetlerini ayırıyorsun diye Hakkı'ya bizim taşıldığımızı sanmış.
Taşırmak mı nereye?
İstanbul'a halama.
Biz kesin karar verdik.
Burada kalacağız.
Gideceğiz mi?
Ayloşa, Suat'a söylemeyi unuttun.
Hadi git çağır.
Hadi.
Gel.
Öptün mü Necip'i?
Defol.
Cezan bitmiş.
Babam yemeğe gelsin diyor.
Sahiden mi?
Niye?
Şöyle sapa.
Özür dilerim.
Özür dilerim.
Babam sana kızarken yalan söyledi.
Çünkü korktum.
Tamam.
Barış değil mi yani?
Madem hatanı anladım, barıştık.
Ama babam yine kızarsa, bence yine yalan söylerim.
Biliyorum.
Ama önemli değil.
O zaman yine özlebilirim.
Altınlarımı almaya geldim.
Altınlar mı?
Hangi altınlar?
Ne demek hangi altınlar?
Ben bilmiyorum hangi altınlardan bahsediyorsunuz.
Üzerindeki şey ne kadar güzel.
Rüpek mi?
Saçmalamayı bırak.
Altınlarımı geri ver.
Evet İpek hem de Kadife çok güzel.
Halacığım ne yapıyorsunuz burada?
Hala çok iyi, çok tatlı.
Ben bunu çok beğendim diye bana hediye etti.
Öyle mi?
Ne kadar incesiniz.
Halacığım çok sağ ol.
Çok teşekkür ederim.
Ben hep saklayacağım hediyeniz.
Günaydın.
Günaydın.
Hadi Aloşu hadi şimdi değil.
Günaydın ablacığım.
Günaydın.
Al Aliyorsa!
Al bunları!
Ablanın İsa'yı var hadi bakalım!
Otel satılınca en çok kendi odama geçeceğime seviniyorum!
Ablacığım sen en çok neye seviniyorsun?
Senin kendi odana geçecek olmana.
Günaydın.
Neye giriyorsunuz böyle bakalım anlatın.
Otel satılır satılmaz Ayşe kendi odasına geçecekmiş babacığım.
Benden memnun değil herhalde.
Vay vay vay demek.
Herkes dört gözle otelin satılmasını bekliyor.
Babacığım yoksa siz beklemiyor musunuz?
Beklemez olur muyum ya?
Bekliyorum elbette.
Bakalım.
Herkes için hayırlısı.
Amin.
Evet afiyet olsun.
Afiyet olsun.
Afiyet olsun.
Ben bitirdim, kalkabilir miyim?
Bitirenler kalkabilir, afiyet olsun.
Aloşa sen niçin hiçbir şey yemedin?
Kızım.
Neyin var kızım iyi misin?
Aloşacığım ne oldu bir şeye mi üzüldün yavrum?
Ne dedi, ne?
Bugün doğum günüymüş ama herkes unutmuş.
Ah unuttuk.
Ay Şakir nasıl unuttuk?
Ne yapacaksın?
Ay telaştan unuttuk anneciğim.
Eyvallah eyvallah.
Aa!
Ee, ne ne?
Herkere geldi.
Oho.
Nisa, ne söyledin?
Doğum gününü unutmuş numarası yapıyoruz.
Ama sana bir sürprizimiz var dedim.
İyi.
İyi demişsin.
Aferin.
İyi demişsin.
Aferin sana.
Peki bizim sürprizimiz ne?
Dışarıda bikinik yapacağız dedim.
Olmaz.
Dışarıda bikinik mi?
Allah aşkına.
Olmaz.
Olmaz.
Başka bir şey düşün.
Dışarıda mı?
Dışarıda mı?
Çok güzeldi.
Bir daha.
Aferin.
Burayı kazdıktan sonra burayı da kaz tamam mı?
Sonra o yaprakları da güzel bir temizle.
Sonra da sula buraları.
Bakacağım.
Hayırdır Mehmet Efendi?
Bu saatte gelmezdin.
Şakir Paşa'ya acil telgraf var.
Selanik'ten acil.
Evet, bravo.
Bravo.
Bravo, Yavuzcan.
Çok güzeldi.
Ayşe, yukarı çık.
Yengeciğim, ne olur sizinle gelin.
Ben de mi geleyim?
Evet, sizinle gelin.
Tamam, ben de geleyim.
Tam tersi.
Ben şimdi koşayım.
Ayşe abla.
Evet.
Bir, iki, üç.
Selanik'ten size acil telgraf geldi efendim.
Selanik'ten mi?
Acil mi?
İsmet ne oldu?
Ütat'tan mı?
Babacım.
Hocam.
Paşam Mithat'tan mı söyleyin?
Şakir.. Paşam.. Mithat'tan..
Paşam bir çantam mı?
Bir şey oldu.
Bir şey oldu kardeşime.
Bir şey oldu kardeşime.
Gitti kardeşim.
Gitti kardeşim.
Gitti kardeşim.
İsa oku kızım, oku bakayım ne yazıyor?
Ne yazıyor?
Dayım iyi merak etmeyin, telgrafı ondan zaten.
Neymiş peki?
İsa okusana!
Otelimizi bombalamışlar.. Tamamen yıkılmış.. Allah.. Allah'ım bir sakin, Allah'ım bir sakin..
Yavrum.
Altyazı M.K.
Altyazı M.K.
Benzer Videolar: Şakir Paşa Ailesi

Şakir Paşa Ailesi: Mucizeler ve Skandallar 11. Bölüm

Şakir Paşa Ailesi: Mucizeler ve Skandallar 15. Bölüm (SEZON FİNALİ)

Şakir Paşa Ailesi: Mucizeler ve Skandallar 12. Bölüm

Şakir Paşa Ailesi: Mucizeler ve Skandallar 8. Bölüm

Şakir Paşa Ailesi: Mucizeler ve Skandallar 9. Bölüm

