Şakir Paşa Ailesi: Mucizeler ve Skandallar 14. Bölüm

Şakir Paşa Ailesi: Mucizeler ve Skandallar 14. Bölüm Videosu İçin İndirme Bilgileri ve Detaylar
Yükleyen:
Şakir Paşa Ailesi: Mucizeler ve SkandallarYayınlanma Tarihi:
04.05.2025Görüntülenme:
941.1KAçıklama:
Video Transkripsiyonu
Altyazı M.K.
Altyazı M.K.
Yat be Cevat, yat be oğlum.
Şakir.
Neden uyumuyorsun?
Uykusuz bana.
Bizi hapse başkaları atar.
Vicdansa... ...kendi kurduğumuz bir sindandır.
Uykusuz duvarlarını... ...hesap gününü bekleyen günahlarımız süsler.
Yediğimiz haklar, söylediğimiz yalanlar, aldığımız ahlar.
En büyük mahkemeler o zindanda kurulur.
Ve en büyük cezalar yine orada verilir.
Herkes bilir ki adaletin terazisi bazen şaşsa bile vicdanın terazisi hiç şaşmaz.
İşte bu yüzden vapustakiler güneşe, vicdan mahkumlarıysa uykuya hasret yaşar.
Ne oldu?
Sizi gücendirecek bir şey mi yaptım?
Hayır siz Aslı beni gücendirecek bir şey yapmasınız.
Ama üzgün üzgün iç çektiniz.
Çünkü ben eve dönmek mecburiyetindeyim.
Hayır değilsiniz.
Gitmeyin.
Benimle kalın.
Tam olarak
Ne kadar kalmamı istiyorsunuz?
Ben yani.
Sadece birkaç dakika daha kalsam yeter mi?
Yoksa daima yanınızda olmamı mı istiyorsunuz?
Daima.
Daima elbette daima.
Ama nasıl uygun olabilir?
Söyleyin sevgilim.
Nasıl daima yanınızda kalabilir?
Her sabah... ...ve her gece.
Evlenin.
Affedersiniz geciktim.
Neredesin oğlum merak ettik seni.
Dışarıdaydım.
Bir görüşmem vardı, çok mühim bir görüşme.
Haliyle bırakıp gelemedim.
Ne görüşmesiymiş bu?
Anlatacağım halacığım, anlatacağım.
O kadar mühim bir görüşme ki... ...bazı şeyler oldu ve sonucunda... ...evlenmeye karar verdim.
Asla.
Asla.
Bir dakika abla sakin ol.
Ben çok tebrik ederim.
Sen tebrik falan edemezsin.
Kimse tebrik edemez.
Ben hayatta olduğum sürece o kızla evlenmeyeceksin.
O kız benim gelinim olmayacak.
Olacak.
Hiç kimse bu izdivacın önünde duramaz.
Hiç kimse.
Siz bile.
Asım.
Hem ne alıp veremediğiniz var Roseli ile?
Rosali mi?
Evet Rosali.
Siz kim sandınız ki?
Şey değil miydi kızın adı?
Müjgan değil miydi?
Müjgan mı?
Teessüf ederim halacığım.
Müjgan mı ben?
Peki Asım abicim.
Sizin bu niyetinizden Rosali'nin haberi var mı?
Yani kendi kendime gelin güvey olmuş değilim.
Ayşe'cim.
Elbette Ruzeli'cimin haberi var.
Bugün ona aşkımı sundum.
Evlenme teklif ettim ve o da kabul etti.
Kabul etti?
Evet, havalara uçarak hem de.
Yandık, bilir diyeceğim.
Şakir.
Azım, Şakir bir şey söyle.
Şakir olmaz desene bir şey söyle.
Neden olmazmış?
Evet, neden olmazmış?
Çünkü o kadın bizim ailemize uygun bir kadın değil.
Neden?
Mazife hakkında kötü bir şey mi işittiniz?
Yoksa hırsız falan mı?
Ne münasebet?
Belki de yüz kızartıcı bir münasebeti vardır.
Hafif meşrep bir kadın olması yeterli değil mi abicim?
Sözlüm hakkında böyle konuşmaktan seni mel ederim.
Hakiye.
Şakir sözlüm diyor bir şey söyle Allah aşkına.
Sizi de alacağım hatta herkesi.
Kimse Roselle hakkında kötü bir şey söylemeyecek.
Ne erkek ama?
Ecnevi diye mi böyle konuşuyorsunuz?
Aniyesi de yabancı.
Mesele aniyesi değil Asım.
Evet.
Mesela Niyazi değil.
Şimdilik.
Ben Rozeli'yi seviyorum, Rozeli de beni seviyor.
Olasın!
Yeter!
Otur yerine!
İsmet Hanım, sanıyorum bu konu sizi hiç ilgilendirmiyor.
Hayır.
Hayır dedim.
İşte o kadar.
Annem niye öyle yaptı?
Evet, annem niye öyle yaptı?
Ve baba.
Asım abime hiç karışmayan annem neden... ...Roseli'yle izdivacı konusunda Asım abime hayır dedi?
Ya evlilik bu.
Çocuk oyuncağı değil ki.
Hem Asım daha o kızı doğru dürüst tanımıyor bile.
Hakkı'ya da emin enişte mi tanınıyordu?
Tamam tanımıyordu ama ben onun yedi ceddini araştırdım.
Ha.
Doğru.
Doğru.
Haklısın.
Evet.
Üzülün abiciğim.
Siz hiç endişelenmeyin.
Tamam mı?
Hiç.
Ama hiç endişeniz olmasın.
Babam izdivacınıza karşı değil.
O sadece biraz araştırıp soruşturmak istiyor.
O Rozali hanımefendi kimmiş?
Neymiş bir öğrenelim.
Ondan sonra izdivacı onaylar zaten babam.
Siz yeter ki üzülmeyin.
Öyle mi babacığım?
Öyle öyle.
Siz hiç endişelenmeyin.
Yahu kime sorup araştıracak?
Kız ejnebi.
Hayır, hayır.
İstersek araştırabiliriz.
Şöyle ki benim Rosaline'nin annesi... ...bizim eski Fransız sefirinin kuzeni.
Hani bu yüksek kahkahalarla gülen bir sefiri vardı ya o. Yani eğer siz de münasip görürseniz bir... ...mektup yazarsanız muhakkak size geri döneceklerdir babacığım.
Kesin cevaplarlar.
Kesin geri dönerler.
Hiç endişeniz olmasın.
Zaten bize gelmişliği de var sefirin.
Yahu sefir akrabasına niçin kötü desin?
Seni bana sorsalar kötü mü derim ben?
Tamam eğer sefire sormak istemiyorsanız... ...babacığım eğer sizin için de uygunsa... ...Sorbonne'daki arkadaşlarınıza sorsanız.
Roseli'nin babası Sorbonne'da profesör.
Fevkalade.
Babacığım hiç endişeniz olmasın.
Çok iyi bir ailedenmiş hanımefendiler.
Yahu sen de yangına körükle gitme Allah'ını seversen.
Tamam.
Mevzuyu bu kadar büyütmeyin.
Ben Rozali'yi tanıyorum.
Kimsenin kimseyle evlendiği falan yok.
O başkasına aşık.
Rozali Asım abimle hayatta evlenmez.
Altyazı M.K.
Ne?
Asım bana evlenme teklifi etti.
Ciddi ciddi.
Hem de çok ciddi.
Ay çok aptal bu adam.
Hiç görmüyor kendini demek.
Peki sana hayır deyince ne yaptın?
Çok üzüldüm.
Ben hayır demedim ki.
Ne?
Ne dedin peki?
Evet dedim.
Yok uyduruyorsun.
Uydurmuyorsun.
Rozali, beni dinle lütfen.
Çok çok fazla uzadı bu oyun.
Yani tamam başta güldük, eğlendik ama... ...ben üzülmeye başladım Asım'ın haline.
Üzülme Asım çok mutlu.
Hatta mutluluktan uçuyor.
Ama senin onunla oyun oynadığını öğrendiğinde perişan olacak.
Ne var bunda?
Herkes aşk acısı çeker hayatında.
Sen de çektin değil mi?
Çektim.
Evet ben de çektim.
Biz ona iyilik yapıyoruz.
Biz olmazsak ot gibi yaşayıp duracaktı.
Ama bak şimdi kalbi çarpıyor.
Hayaller kuruyor.
Mutluluktan geceleri uyamıyor.
Neden?
Çünkü aşk nedir öğrendi.
Ama onun bu yaşadığı gerçek bir aşk değil ki.
Zaten aşk yaşadığın şey değildir.
Yaşadığını sandığın şeydir.
Merak etme.
Ben ne yaptığımı biliyorum.
İnşallah biliyorsundur.
Hayda.
Yattın mı bu saatte?
Uyudun mu yoksa?
Bak ya Rozali'ye bak sen ya.
Rozali'ye bak.
Vallahi bu kadın milletinden korkulur.
Korkulur tabii.
Niye?
Tabii.
Kafa farklı çalışıyor.
Yahu kaşla göz arası nasıl ayarlamış Asım abimi?
Nasıl yaptın yahu?
Değil mi?
Nasıl yaptın?
Ne ara yaptın?
Ben boşuna endişelenmemişim.
Rose'nin babamın sevgilisi olduğundan.
Değil mi?
Annemi gördün mü nasıl kızdığını Asım abime?
Hayatı boyunca hiçbir hususta abime karışmayan annem... ...bir anda panter kesildi.
Panter.
Yani... Yani Roseli'yle ben evlensem... ...bu kadar öfkelenemezdi.
Değil mi?
Sence Roseli gerçekten Asım'la evlenecek?
O kadın babamdan intikam almak için her şeyi yapar.
Ne intikamı?
Babam başka bir kadın için bırakmış onu.
Hem de kim için biliyor musun?
Ne ha bilmiyorum.
Hiç olmayacak biri için.
Bence o kadının tam bir deli.
Nereye gidiyorsun?
Belediye.
Anne, bana yardım edin ne olur.
Ne olur.
Ne olur yardım edin.
Civat biliyor.
Reza değil, babanın sevgilisi olduğunu biliyor.
Ve artık, artık şüpheleniyor.
Neden şüpheleniyor?
Benden.
Benden.
Bende ne olur bir şey yapma.
Ne olur ben... Çok korkuyorum.
Ne yapacağımı bilmiyorum gerçekten bilmiyorum.
Çok korkuyorum.
Ne olur kurtarın beni.
Ne olur.
Konuş onunla.
Kiminle?
Serginle.
Ben varım.
Anneciğim siz miydiniz?
Çok sıkıştım da ben.
Çıkabilir misiniz?
Tutamayacağım gibi.
Cevat.
Rahatsızım oğlum.
Ben katiyen çıkamam.
Ne yapayım anne?
Altıma mı işeyim ben de?
Aşağı katayın.
Gidemem ben orayı sevmiyorum biliyorsunuz.
Çalışanların katına in Cevat.
Tamam, ben beklerim burada.
Ne yapayım?
Ne oluyor şu an?
Ne oldu?
Çok sıkıştım.
Annem içeride.
Gel benimle birlikte bekle burada.
Hayır, beklemeyin.
Ben rahatsızlandım diyorum Cevat.
Sabaha kadar belki buradayım.
Rahatsızlandım diyorum Cevat.
Altıma kaçırmak üzereyim.
Cevat ağabey, beni alt kattakine götürür müsün?
Gece tek başıma inemem.
Hı, ben alt kattakini sayamıyorum.
Gel tamam, ben seni çalışanların içine götüreyim.
Yoktun tuvalette.
Anne vardı.
Altı katak yine gittim.
Nasıl yani?
Ben anlamadım.
Ne istiyormuş Rozacık?
Yardım istiyor, yardım.
Ahlaksız kadın.
Bir de utanmadan yardım mı istiyor?
Dur şimdi.
Ayşe gelmeden şunu konuşalım.
Ben zaten yardım etmem dedim.
Fakat yine de huzursuzum.
Eğer Cevat şüpheleniyorsa anlaması da an meselesidir.
Haklısınız.
Benim bir an önce babanı Afyon'a göndermem lazım Cevat'la birlikte.
Doğru diyorsunuz anneciğim.
Böylece hem Roza'yla babam gidince Asım abimin peşini bırakır... ...hem de ortalık yatışına kadar Cevat abim ikisinden de uzakta kalmış olur.
Ama daha babamın gitmesine çok var.
Ben bir şekilde babanı ikna edeceğim.
Erkenden göndereceğim.
Cevat'ı da alacak.
İnşallah.
Başa gitti mi?
Çıktı.
E tamam.
İsmet Hanım.
Ne oldu?
Ne oldu?
Süzülme hadi söyle ne söyleyeceksen.
Sara Hanım'ın çalışanları.
Osman ile Fatma ne oldu?
Sanki çalışmaya değil de tatile gelmiş gibi ikisi de.
Ne laf dinliyorlar ne söz.
Hele Osman buraların sahibi gibi geziyor.
Önünü almasak yandık.
Acaba büyük hanımla konuşsanız da bir kulaklarını çekse.
Sen şaşırdın galiba.
Ben asla öyle bir şey konuşamam ablamla.
Vallahi canımı okur benim.
İdare edin, idare edin.
Paşam, sabah şerefleriniz hayırlı olsun.
Sizin de.
Buyurun, buyurun.
Ben babama haber vereyim geldiğinizi.
Hiç buyurmayayım.
Zaten babanızı görmeye gelmedim.
Yalnız bayan Roseli'ye söyleyin, kendisini bahçede bekliyorum.
Derhal.
Şakir Paşa geldi dışarıda seni bekliyor.
Gördüm.
Çok kızgın Asım Salah koşa koşa vermiş tabii müjdeyi.
Dur dur.
Ne diyeceksin peki adama?
Günaydın babacığım diyeceğim.
Günaydın babacığım.
Geç kaldın, daha erken bekliyordum seni.
Bunun kötü bir rüya olmadığına kendimi ikna etmem biraz zaman aldı.
Beni Asım'dan ayrılmaya ikna etmen daha uzun zaman alacak.
Asım hasta.
Rica ediyorum senden, onu bu işe karıştırma.
Böyle oyunlarda kullanılmayacak kadar hasta bir insan.
Yıllardır rabıtasını muhafaza etmesi için uğraşıyorum.
Hala çalıyor mu?
Evet.
Üzülüp sıkıldığı zaman da artıyor.
Benim için sorun değil.
Benim için sorun.
Hasta olması mı sorun?
Cevat'la evlensem itiraz etmeyecek miydin?
Ama o evli, o olmaz.
Ben biraz bekleyeyim Suat büyüsün.
Hastalığı bahane etme.
Elbette eski sevgilimin oğullarımdan hiçbirisiyle evlenmesini istemem.
Kim ister bunu?
Hala bu saçmalığı devam ettirmekte kararlı mısın gerçekten?
Hı?
İnanmıyorum diyor.
Amacın Asım'ın karısı olmak mı gerçekten?
Hayır.
Amacım senin gelinin olmak.
Yapma.
Lütfen yapma.
Belki gelinin olunca tekrardan seversin beni.
Aniyeti sevdiğin gibi.
O neydi öyle Allah'ını seversen?
Ne, neydi?
Şakir Paşa ile o haliniz.
Bilmeyen biri sizi kavga eden iki sevgili sanırdı.
Biraz tartıştık çünkü oğluyla evlenemeyeceğimi söyledi.
Ben de evleneceğim dedim.
Neden öyle bir şey dedin peki?
Çünkü biri bana oradan atlayamazsın derse gider oradan atlarım.
Şuraya kadar koşamazsın derse gider koşarım.
Oğlumla evlenemezsen derse de...
Gider oğluyla evlenirim.
Oğlu Asım olsa bile mi?
Oğlu Asım olsa bile.
Oho paşam günaydın.
Günaydın.
Nereye böyle?
Ee...
Telgraf çekti be.
Çok güzel.
Çok güzel.
Çok güzel.
Ben de yürüyüşe çıktım.
Malumunuz Avrupalılar bu yürüme meselesine muazzam ehemmiyet gösteriyorlar.
Yoksa hem o kadar içip hem nasıl öyle zayıf kalsınlar değil mi?
Yürümek lazım.
Eee?
Madem siz de yürüyorsunuz ben de size eşlik edeyim.
Siz eve gitmiyor musunuz?
Olsun.
Hazır sizi yakalamışım.
Bırakır mıyım hiç?
Birlikte konuşa konuşa gideriz.
Hay hay.
Asım Bey nasıllar?
İyi, iyi.
Son zamanlarda yakından tanıma fırsatımız oldu kendisini.
Malum sıkça ziyaretimize geldi bu aralar.
Sağ olsun.
Fevkalade bir genç adam.
Fevkalade.
O ne bildirginizi.
O ne belagat.
O ne derin bir muhakeme kabiliyeti.
Ya, ha ha, öyledir.
Hayran kaldık.
Nezihe de, ben de hayran kaldık.
Bunca zaman kendisini niye bizden uzak tuttunuz paşam?
Nazar değmesin diye.
İlahi paşam.
Yarına kadar ikisini nasıl yetiştirecek?
Bilmiyorum, yetiştirecek mi şekilde?
Haklıya Hanım.
Size mektup var.
Emin beyden.
Sen gideceksin ben gelirim.
Peki.
Ah.
Ah.
Hı hı.
Ne oldu?
Hiç.
İğneliği almaya geldim.
Lala az evvel vermedi mi o mektubu sana?
Ne çabuk cevap yazdın?
Ben hızlı yazarım.
Ben de inanmam.
Ne yaptın?
Zarfın içine boş kağıt mı koydun?
Seni ilgilendirmez.
Hadi ama abla.
İkimiz de biliyoruz mektup falan yazmadığını.
Eğer bu saçma fikirlerini birine söyleyecek olursan... ...ben de senin Ahmet Bey'le evleneceğim diye... ...hiçbir şey yemediğini herkese söylerim.
Seni zorla besleyerek kaza çevirirler düğüne kadar.
Sakın böyle bir şey yapma.
O zaman sen de sus Ayşe'ciğim.
Hakkı.
Ayşe.
Hadi gelin artık.
Geliyoruz anne.
Hadi Ayşe.
Yetiştirebilecek misin yarına kadar ikisini de?
Hayır vallahi bilmem ki.
Epeydir de dikiş dikmedim.
Ne aceleniz var zaten.
Belki doktor hastanede çalışmanıza müsaade etmeyecek.
Baban gitti telgraf çekmeye soracak bakalım.
Cevabı da beklemiyorsunuz ki.
Anneciğim babam nezaketen çekiyor telgrafı.
Hem dün başhekim kendi anlattı.
Yaralara yetişemiyoruz.
Daha fazla gönüllü hemşire bulmamız lazım dedi.
Tamam tamam anladım.
Cici.
Sen biraz zayıfladın mı?
Yok.
Bana öyle geldi herhalde.
Sen bundan sonra şey yaparsın.
Giyinip şeylere gidersin de.
Bir sorarsın.
Bu işin aslı asları neymiş.
Ayşe'ciğim.
Merak etmeyin anneciğim gideceğim.
Ama diyorum size.
Mümkün değil öyle bir şey.
Biliyorum.
Rozeli ölse Asım abimle evlenmez.
Ay ay.
Hatice bana bir zencefil çayı yapıver yavrum.
Hadi öksür.
Tabii efendim.
İn aşağı sen de.
Pardon.
Ne pardonu Allah aşkına?
Çıkar şunları.
Hadi giyin de git.
Şu sahir beylerden bir öğren ne oluyor ne bitiyor.
Hayır halan merak ediyor.
Tamam anne çıkaracağım her yeri miğne batsın mı?
Batsın.
Batsın.
Çık şuraya.
Anneciğim.
Asım Bey evleniyor.
Ne?
Hem de bilin bakalım kiminle.
Kiminle?
Müjgan Hanım'ın o güzel ecnebi arkadaşıyla.
Bayan Roseli'yle mi?
Aman ya.
Aman ya.
Dur.
Dur dur Ali'ye dur.
Hay Allah'ım.
Bir şey mi oldu?
Yok.
Bir şey mi lazım?
Su alacağım.
Ben veririm.
Arkanın bardakları şurada.
Asım Bey'in ütüleri tamam mı?
Sara Hanım'a bilgi verdim.
O biliyor ne zaman hazır olacağını.
Aman ne biçim adam bu.
Nasıl da kafa tuttu lalaya.
Lala da her şeyi burnuna sokmuş.
Abi.
Cevat abi.
Nisa ile Suat'ı gördünüz mü?
Görmedim.
Nerede bunlar?
Gelmeyin.
Gelmeyin dedim duymadın mı?
Duydum.
Duydum duymasına da.
Böyle odanızda oturup kendinizi yemenize gönlüm razı olmadı.
Ün gördün ne yaptıklarını.
Hepsi karşı çıktı Sidi Bacım'a.
Ama vız gelir tırıs gider.
Cevat.
Kimse sevdiğim kadınla evlenmeme mali olamaz.
Tamam.
Madem siz bildiğinizi okuyacaksınız niye üzülüyorsunuz ki?
Çünkü insan ailesi yanında olsun istiyor.
Ama benim yanımda kimse yok.
Ben yanındayım.
Öyle mi?
Evet.
Hem de öyle lafta değil.
Hakikaten yanındayım.
Bunun için geldim.
Sana gönülden yanında olduğumu göstermek için.
Teşekkür ederim.
Ne demek?
Öyle lafta göstermekten de bahsetmiyorum.
Bir fikrim var.
Diyorum ki...
Evet.
Neyse, karanfil uzat bakalım.
Çocuklar, babanız kızmasın bana yardım ediyorsunuz diye?
Yok kızmaz, izin aldık biz.
İyi hadi bakalım.
Ver bakalım küreği.
Evet.
Asım abin ne yapıyor orada?
Bilmem ki.
Hava alıyor herhalde.
Hani küstü?
Sikmeyecekti bugün üstüne.
Kime küsmüş?
Bilmiyorum onu öğrenemedim daha.
Yürekli bu tarafa bakıyor.
Yüzü de bir tuhaf.
Bunun her şeyi tuhaf zaten.
Hey!
Neredesiniz siz?
Saatlerle sizi arıyorum.
Neden arıyorsun?
Çünkü ne giyeceğimi bilmiyorum.
Nereye?
Asım abimin düğününe.
Ne?
Asım abim bayan Roseli'yle evleniyor.
Ne?
Mutlaka çok güzel bir gelin olacaktır.
Aman diyor.
Onun gölgesinde kalamam.
Mutlaka kerküşozlu eksepsiyonlar giymem lazım.
Mutlaka.
Ufuzun, perkürüz, perküzon.
Kırmızı ayakkabılarımı da giyerim.
Ben bir büyük kurdelemi de takarım.
Ama dur, senin hani iki tane kırmızı kurdelem vardı ya.
Belki onları takarım.
Ayakkabılarımla da uyumlu olur.
Yakalığımı da takarım.
Güzel yakalığımı.
Çok seviyorum onu.
Müjgan.
Günaydın Ayşe kızım.
Günaydın.
Bize mi geliyordunuz yoksa?
Yok yok hiç önemli değil.
Ben öyle geçiyordum bir merhaba diyeyim dedim.
Rozali yok mu?
Rozali az önce Terzi'ye gitti.
Biz de İstanbul'a iniyorduk.
Öyle mi?
Hayırlı günler olsun.
Size de.
Sana da Ayşe'cim.
Müjgan.
Ben bir şey duydum.
Asım abimle ilgili.
Biliyorum ne soracağını.
Doğru mu?
Doğru.
Çok şaşırdım.
Çok da sevindim.
Çok sevindim.
İyi günler.
Size de.
İyi günler.
Ee ne oldu?
Niye sanıldınız öyle?
Bir şey yok.
Aa hiç öyle süzülme biz biliyoruz ne olduğunu.
Nedir o?
Ne biliyorsunuz?
Şapşal Asım'ın niye bize gelip durduğunu.
Nereden anladınız?
Sen bizi aptal mı sandın?
Tamam tamam kapatalım konuyu kimseye de bahsetmeyin ben söyledim sanırlar.
Hayatım duyursan ne olur ki?
Çünkü daha ortada bir şey yok.
Ne diye nedir o?
Bir şey yok anneanne of.
Nedir o?
O konu mu yoksa?
Anne rica ederim kapatalım bu bahsi.
Bakın Müjgan da rahatsız oluyor.
Hadi gidin.
Hadi.
İsmet ne oldu bir şey mi oldu?
Yok bir şey abla.
Yok yok bir şey olmuş.
Söyle bakayım ne oldu?
Yahu belki bir faydam dokunur.
Ne oldu söyle bakayım yine.
Ablacığım.
Dün beni Aneyes'i görmeye geldi.
Ee?
Cevat şüpheleniyor dedi.
Ben çoktan sezmiştim zaten.
Daha yeni mi anlamış o aptal?
Bana yardım edin dedi.
Yüzsüz.
Utanmıyor bir de.
Abla siz Asım'la konuştunuz mu?
Ben onunla konuştum da o benimle konuşmadı.
Asım bu evlilik mevzusunu uydurmuş olabilir mi?
Niye uydursun İsmet?
Yani insan bazen öyle... ...farkında olmadan uydurabilir.
İnşallah uydurmuştur.
İnşallah uydurmamıştır İsmet ama öyle.
Yahu olmayan şeyi olmuş sanan insanlara ne denir?
Deli denir deli İsmet.
Delileri nereye kapatırlar?
Tımarhaneye.
Hakiki olmayan bir şeyi gerçek sanıyorsa benim oğlum hepten kafayı üşütmüş demektir.
Yani senin oğlun olan biteni anlamasın diye... ...benim gencecik çocuğumun delirmesine sevinemeyeceğim ben İsmetciğim.
Kusura bakma.
Aşk olsun abla.
Ben Cevat öğrenirse diye korkmuyorum ki.
Cevat öğrendikten sonra olacak olanlardan korkuyorum.
Ben de Asım delirirse olacaklardan korkuyorum.
Ya düşünsene İsmet.
Bu çocuğu artık toptaşı bimarhanesine mi atarlar?
Boynuna zincir mi vururlar?
Gül abinin birinden sopa mı yiyecek ne olacak?
Allah'ım sen ezirge yarabbim.
Ay Allah korusun beni.
Ben geldim.
Hoş geldin ne oldu gördün mü Rozali'yi ne diyor?
Yok anneciğim Terzi'ye gitmiş evde değildi.
Ama merak etmeyin Müjgan'a sordum.
Yani yalan değil mi öyle bir şey yok.
Yok doğruymuş.
Niye gülüyorsun o zaman?
Güldüğün falan yok.
Yok hayır bayağı memnunsun.
Bana bak öyle gözlerini devirme bana.
Ben anlıyorum sen seviniyorsun bayağı seviniyorsun.
Sen niye seviniyorsun?
Niye seviniyorsun?
Arkadaşın gitmeyecek diye mi seviniyorsun?
Anneciğim siz şimdi niye bana... Hayır yani bu nasıl bir arkadaş onu da anlamıyorum ki zaten ben.
Ağabeyin de bir münasebeti olmuş ama sana söylememiş.
Niye?
Niye?
Sizi anlatacağımdan korkmuştur belki.
Halinize bakılırsa haklı da.
Terbiyesiz.
Terbiyesiz.
Sus konuşma.
Bak halanı üzdün.
Bak kadın üzüldü.
Gördün mü bak.
Halacığım.
Ben biliyorum.
Siz Asım abimin o huyu duyulacak diye korkuyorsunuz.
Ama bence Asım abimin Rosalia olan aşkı onu iyileştirecektir.
Hem siz Rozali'yi tanımıyorsunuz.
O çok çok iyi bir... Bana bak çocuk.
Vallahi billahi senin o dudaklarını dikerim çocuk.
Buralarına da oya yaparım.
İyi biriymiş.
Tutanmaz.
Ayşe.
Hadi giy çarşaflarını.
Gidiyoruz.
Nereye gidiyoruz?
Doktor Nizam Bey'e.
Niye?
Kim hasta?
Anneciğim kimse hasta değil.
Hastanede çalışmaya başlamadan önce bize bir şeyler öğretmesini isteyeceğim.
Kızım hastanede öğretirler.
Anneciğim orada kimsenin bir şey öğretecek vakti yok.
Hadi Ayşe hadi.
Ablacığım ben daha yeni geldim çok yorgunum.
Bari arabayla gitsek.
İyi ya alışırsın işte yorulmaya hadi.
Hadi.
Tamam geçiyorum çekiştirme.
Doğruymuş bak abla.
Çok şükür.
Öyle İsmet.
Çok beklettim değil mi sizi?
Estağfurullah.
Olur mu öyle şey?
Kızım.
Ama sizi yıllarca beklerim.
Sizi gidi.
Elime selam.
Teşekkürler.
Zaten geç kalmamın suçlusu sizsiniz.
Ben mi?
Neden?
Çünkü Terzi'ye gittim elbiseler diktirmeye.
Sırf beni beğenin diye.
Aman efendim.
Ben sizi hep beğeniyorum ki.
Ne giyerseniz giyin.
Hatta hiçbir şey giymeseniz bile.
Hatta hiçbir şey giyinmezsem bile mi?
Ben size bir şey vermek isterim.
Şimdi mi?
Şimdi.
Ne konuşuyorlar orada?
Asım Bey dedi ki üzerinize bir şey giymeseniz olur.
Hatta hiçbir şey olmasa daha iyi olur.
Çünkü çıplaktan daha güzel oluyorsunuz dedi.
Tamam o zaman.
Buldun mu?
Buldum.
Hoppa.
Hah işte.
Nedir bu?
Muzka.
Halam ben küçükken badirelerden korusun, kötülüklerden korusun diye takmıştı.
O gündür de hiç çıkarmam, hiç çıkarmam ama.
Yıkanırken çıkarıyorum tabii ki ama sadece yıkanırken.
Sonra da tertemiz olan o yeni falinama iliştiriyorum.
Onu mu vereceksiniz bana?
Bunu mu?
Hayır.
Ama isterseniz verebilirim.
İster misiniz?
Şimdi bunun içinde dua var.
Bir de rahmetli anneciğimin yüzü var.
Eğer kabul ederseniz ve bunu takarsanız beni dünyanın en mutlu erkeği yaparsınız.
Hayır.
Onu parmağıma siz takmalısınız.
Tabii ki.
Evet.
Yani babasının haberi var mı acaba?
Hiç zannetmiyorum.
Hiç.
Ben ne olacağını da bilmiyorum.
Yani bu şimdi Şakir Paşa'nın ilk karısının yüzü öyle mi?
Evet.
Maalesef.
Annem pek küçük yaşta vefat etti.
Tabii.
Babam da armar oldu tabii ki.
Çok mutsuz oldu.
Derbeder oldu.
Bir müddet hiç kimseyle evlenmedi.
Ama sonra malum... İsmet Hanım'la evlendi işte.
Tabii.
Annem nerede, İsmet Hanım nerede?
Bahsetmiştin değil mi?
Serdar Ekrem Ömer Lütfü Paşa'nın kızı benim annem.
Peki bunu neden orada taşıyordunuz?
Annem bu yüzüğü çok severdi.
Hiç de çıkarmazdı.
Hatta ne zaman onu düşünsem bu yüzükle gelir hatrıma.
Öldüğü gece yüzüğü çıkarıp masanın üstüne koydular.
Ben de o yüzüğü aldım yastığımın altına koydum.
Annemden bir parçayı saklar gibi hissettim işte.
Çocuk aklı.
Sabah halam buldu tabii yüzüğü.
Sen küçüksün.
Kaybedersin dedi benden aldı.
Ama ben ne yaptım biliyor musunuz?
Ne?
Evi aradım, taradım, yüzüğü buldum.
Bulduktan sonra da alıp muskamın içine koydum.
Bravo.
Evet.
Ayrıca tabii epeyce bir vakit sonra kaybolduğunu anladılar.
Aradılar, taradılar, bulamadılar.
Niçin?
Çünkü hiç kimsenin aklına benim muskamın içine koyduğum gelmedi.
Yani o gün bugündür
O orada.
Hiç kimseye de söylemedim.
Hatta... ...ben bile hiç çıkarıp bakmadım.
Bugüne kadar.
En sonunda.
Efendim?
En sonunda yüzük yerini buldu.
Babam geldi.
Hoş geldiniz paşam.
Hoş geldiniz.
Buyurun paşam.
Şöyle geçeyim.
Sipariş verelim mi?
Evet.
Onları toplama, onlar dağılmamış.
Şuradakileri al.
Her *** bil.
E iyi madem.
Götür odama testlerini gel kafaya, senin kafana atsın onları.
Gülperi.
Geldi benimki.
Nereden seninki oldu iki günde?
Aa!
Görmüyor musun hep etrafımda dolanıyor.
O zaten ancak kasıla kasıla dolanmayı biliyor.
Hiçbir işe yardım ettiği yok.
Fatma da öyle.
Sanırsın saraydan geldiler.
Utanmaları da yok.
Sarı hanımın adamı onlar.
Parasını da o veriyor.
Niye senin işini yapsın ki?
Burada yiyip içiyorlar ama.
Şüpheli.
Vaktiyle çok varlıklıymış bunun ailesi.
Zaten halinden de belli.
Sor babası neleri var neleri yoksa hepsini kaybetmiş.
Ama amcası hala varlıklıymış çocuğu falan da yok hanım.
Öldü müydü ne var ne yoksa hepsi burada kalacakmış.
Ay bak nasıl bakıyor buraya görüyor musun?
Nasıl bakıyor bu tarafa doğru.
Cevat bey bitti şimdi buna mı yaktın abayı?
O bana abayı yaktı asıl.
Ne yapıyorsunuz?
Hiç.
Öte beri topluyoruz işte sen ne yapıyorsun?
Hiç.
Bakınıyorum öyle.
Var mı ki bakınacak bir şey buralarda?
Olmaz mı?
E öyle dikilip bakacaksın mı hep?
E güzele bakmak sevaptır.
E bak tabii o zaman.
Hadi oldu artık.
Hadi.
Dur bu kadar yetmez de.
Yeter yeter.
Ne öyle hemen fırladın ayağa?
Bana öyle söyledin diye kıskançlıktan çatladın değil mi?
Çatladım.
Gülperi.
Daha çok çatlarsın bakıyor çünkü arkada.
Gülperi.
Yapmayın ya.
Öyle mi dedi sahibim?
O zaman bizim vaziyet vahimin de vahimi.
Peki hangi nazır bunu söylemiş?
Vallahi arkadaşım nazırın adını vermekten ikna ediyor.
Ancak tamı tamına bu sözleri söylediğine dair yemin etti.
Ya biz ölmüşüz de ağlayanımız yok.
Elbette efendim.
O kadar asker, o kadar işinin ehli siyasetçi.
Hiçbirinin bir hareket kabiliyeti yok ki.
Bir işe yarayamıyor.
Yazık.
Çok yazık.
Böyle bir masanın etrafında bizim gibi oturmuş adamlar dizlerini dövüyor herhalde.
Bir süre sonra susacak bir müziği dinliyorlar.
Ben değil babama.
Bir selam vereyim.
Yazık yine yazık.
Babacığım.
Merhabasın beyler.
Orada oturuyorduk bir selam vereyim dedim.
Verelim.
Ben de hem merhaba hem de hoşça kalın demeye geldim.
Aa, hoşça kalın mı?
Kalkıyor musunuz?
Zamanın nasıl geçtiğini anlamamışım sizinle konuşurken.
Saat geç oldu.
İsterseniz ben de size eve kadar eşlik edeyim.
Çok memnun olurum.
Müsaadenizle beyler.
Sahil Paşam'a ve ev halkına selamlarımızı iletin lütfen.
Bence üstüne.
Buyurun.
Paşam, ne oldu?
Yok bir şey.
Yok bir şey.
Nerede kalmıştık?
Sana çok büyük bir sürprizim var.
Ne oldu?
Asım mı verdi?
Evet, tabii ki o verdi.
Rahmetli anneciğinin yüzüymüş hem de.
Şakir Paşa'nın ilk karısının yani.
Yıllardır burası Muska'nın il içinde taşıyormuş.
Bir görseydin halini klipte.
Soktu elini buradan böyle böyle bir şeyler yapıyor.
Nedir bu yüzün hali?
Neden gülmüyorsun?
Gülünecek bir şey yok çünkü.
Ha tabii.
Sen onu burada böyle muska ararken görmedin.
Ölmüş annesinin yüzüğünü vermiş sana.
Yıllarca üzerinde taşıdığı yüzüğü.
Dünyada en kıymet verdiği şeyi.
Evet ne güzel işte.
Ben olmasam hayatı boyunca bu yüzüğü çıkarmaya cesaret edemeyecekti.
Neden her şeyin kötü tarafını düşünüyorsun?
Bu yüzük bana takarken ne kadar mutluydu biliyor musun?
O mutluluk yeter ona.
Hayır yetmez.
Çünkü burnundan misliyle fitil fitil gelecek o mutluluk sonunda.
Bak annemler anlamış sizin aranızda bir şey olduğunu.
Onların anlaması ne demek biliyor musun?
Yakında herkes duyacak demek.
Herkes duyacak ve sen onu terk ettiğinde herkes onunla alay edecek.
Ben terk etmeyeceğim ki söyledim sana.
Evet söyledin ama sana inanmıyorum.
Sevmediğin halde sırf inadından, sırf babası oğlumdan uzak dur dedi diye Asım'la evlenecek misin gerçekten?
Neden olmasın?
Hayatımda bundan daha saçma bir şey duymadım Rozeli.
Eğer şu anda bunu keseceğine dair bana söz vermezsen gider herkese her şeyi anlatırım.
Asım'a, ailesine, herkese.
Onunla dalga geçtiğimizi.
Sonra senin Rozeli inadından işi büyüttüğünü herkese söylerim.
Hayır yapamazsın.
Öyle bir yaparım ki.
Ruzali lütfen kızma bana.
Ama ben Asım'ın o halini unutamıyorum, elimde değil.
O gün senin başının ağrıdığını duyunca o acıdan kıvranması gözümün önünden gitmiyor.
Bu kadar üzülmeni bilmiyordum.
Bilsen hemen keserdim.
Keseceğim.
Yarın.
Sahiden mi?
Tabii ki sahiden.
Senin üzülmene de yanamam ben.
Hiç merak etme.
Yarın bitecek bu iş.
Teşekkür ederim.
Sen harika bir arkadaşsın.
Merhaba.
Selam vermeyecek misin?
Niye selam vereyim?
Sokakta mı karşılaştık?
Dilin de keskin ha.
İşim var.
Kaç yaşındasın sen?
Sana ne benim işim ben?
Hadi sümbül sallanma.
Bir kaşınları da yerlerine yerleştir.
Ne konuşuyordunuz?
Senin işini sordu.
Benim yaşıma mı sordu?
Ne yapacakmış benim yaşıma?
Bilmiyorum.
Sen ne dedin?
Ben ne bileyim dedim.
Sümbül ne yapıyorsun sen burada?
Dünya iş var yukarıda.
Dedik iş çıkardılar başıma.
Hadi yürü yürü yukarı.
Ne dedi o adam sana?
Yaşıma falan sordu.
Sakın ha.
Hoşuma mı gidiyor sanıyorsun o herifin öyle gözlerini dikip bana bakması?
Ben hiçbir şey yapmıyorum.
Ben seni biliyorum.
Ama sen yine de ayağını denk al.
Onu gördüğün yerde sırtını dön.
Sen öyle üstüne mi sıçratacaksın?
Erkek dedi mi gözü başka bir şey görmez onun.
Hem anayasa hanıma neler yaptı sana mı yapmayacak?
Ondan mı korkacağım ben?
Kork tabii.
Ne demişler?
Deliği görünce bir adım geri duracaksın.
Akıl budur.
Ufmuş.
Çarapnel, av tüfeği, tabanca.
Hepsinin yarası başkadır.
Ama hangisi olursa olsun evvela ihtiyaten tedbir alacaksınız.
Ellerinizi yıkayacaksınız.
Aletleri kaynar suya batıracaksınız.
Bunu imal ederseniz doktor ne kadar marifetli olursa olsun bir işe yaramaz.
Sonra gazlı bez ve tentür diyotla yaranın etrafını temizleyeceksiniz.
Muhakkak dışarıdan içeriye doğru.
Kuvvetli ama dikkatli.
Ayşe'ciğim dıştan içe.
Hasta bağırırsa korkmayın.
Bu iyi bir şeydir.
Niçin?
Yaşıyor demektir.
Gel.
Müsaadenizle.
Yeni hadis mi çıktı böyle düstursuz odama dalmak?
O anne Yezide istediği zaman girip buraya kitap alabiliyor.
Ben de neden aynısını yapmayayım dedim.
O izin istemeden girmiyor.
Yok.
Siz odada yokken bile rahat rahat girebiliyor.
Ben de girebilirim diye düşündüm.
Giremezsin.
Neden?
Odanızın kapısı gelininize açık ama oğlunuza kapalı mı?
Sizce de çok tuhaf değil mi?
Bence kime sorsak tuhaf gelir.
Çık dışarı.
İzin istemeden de girme.
Karına da söyle o da girmesin.
Pansuman yapmayı, turnike bağlamayı, borik asit tozunu ne kadar serpeceğimizi bile öğrendik.
Evet teoride her şeyi öğrendik ama asıl yarın hastanede pratik yaptıkça öğreneceğiz tabii.
Ama doktorun dikkat etmemiz gereken hususları anlatması çok faydalı oldu.
Ay yormayın adamı zaten çok yaşlanmıştır.
Evet.
Yok anneciğim hiç yormadık.
Hatta kızı dedi ki yataktan çıkmıyordu kaç gündür sizi görünce canlandı dedi.
Ay maşallah.
Ne zaman istiyorsanız gelin dedi.
Hımm.
Giderken ikimizin de alnından öptü.
Ve şey dedi.
Hilalin gölgesinde yürümek ağırdır ama kıymetlidir dedem.
Çok harp görmüştür Ruzan Bey.
Allah uzman ömür versin.
Amin.
Öyle emekli olduğuna da bakmayın çok insani cebinden çıkarır.
Hatta... ...Asım'ın rahmetli annesine de son zamanlarında çok bakmıştır.
Ya.
Evet.
Öyle mi?
Annemin de mi doktoruydu?
Evet.
Son anlarına dek yanındaydı.
Hatta annenin parmağından yüzüğünü o çıkardı.
Sen o yüzüğü hatırlıyor musun abla?
Hatırlamaz olur muyum?
Ay sanki birdenbire evden uçtu gitti yüzük.
O gün bugündür ne zaman aklıma gelse vallahi içim parçalanır.
Gün yüzüğü görmesin inşallah anneciğimin o yüzüğünü alan kimse.
Amin.
Benim annemin yüzüğü.
Ay yok canım.
Benim annemin yüzüğüydü.
Yani bizim annemizin yüzüğüydü o. İşte aile yüzüğü aslında.
Ailenin en büyük kızlarından aktarılı aktarılı bana kadar gelmiş.
Ben de işte senin anneciğine taktım.
Şakir'in en büyük kızına verilmesi kayıt değil ama kısmet.
En büyük kızı benim.
Evet Akiyeciğim.
Çalınmasaydı yüzük sende olacaktı şimdi ama heyhat.
Yatacak mısın?
Yok daha çalışmam lazım.
Bir fırçamı unutmuştum da.
Bu arada sana bir sürprizim var.
Yarın akşam seni gezmeye götürüyorum.
Nereye?
İstanbul'a.
Nerede İstanbul'da?
Dedim ya sürpriz diye.
Daha da fazla soru kabul etmiyorum.
Sen yeter ki en güzel kıyafetlerini giyin.
Ne oldu?
Niye öyle bakıyorsun?
Sevinmedin mi?
Yok sevindim.
Çok sevindim ama biz iyi değildik.
Aramız iyi değildi.
O yüzden şaşırdım.
Ben de bunu değiştirmeye çalışıyorum.
Tamam.
Müzik Müzik Müzik
Evet.
Ne yapıyoruz bakalım bu akşam?
Hakkı Hanım, siz niye geldiniz?
Yarın hastaneye gideceksiniz.
Gidip erkenden yatın.
Yok, yok.
Hatice bizim dikişlerle uğraşıyor.
Bütün iş size kaldı.
Ben ne yapayım?
Şunlar var doğranacak ama biraz fazla.
Olsun, olsun.
Çalışmak bana iyi geliyor.
Kafam dağılıyor.
Yoksa kötü kötü şeyler düşünüyorum.
Nasıl kötü kötü şeyler?
Kötü şeyler işte.
Sara Hanım'a bir uyku çayı yıkın.
Herkesin çok işi var siz yapıverin çayı.
Ne münasebet benim vazifem bu.
Hakkı Hanım.
Siz miydiniz?
Ben de sandım ki.
Ama siz ne yapıyorsunuz burada?
Yardım ediyorum.
Size de tavsiyem yardıma ihtiyacı olan birini gördüğünüzde aynı şeyi yapmanız.
Elbette efendim.
Elbette.
Ay.
Aa ah.
Bu saatte hayırdır Hakiye sen nereden geliyorsun?
Mutfağa yardım ediyordum da.
Sebep?
Yetişemiyorlar ben de bir süredir yardım ediyorum.
Ama yarından itibaren edemeyeceğim hastane başlayınca.
Allah rahatlık versin.
Halıcığım.
Siz mi Osman'la Fatma'yı ikaz edersiniz ben mi edeyim?
Hangi hususta?
Etrafta hiçbir şey yapmadan dolanıp diğer çalışanları hor görmeleri hususunda.
Allah rahatlık versin.
Bence siz konuşun.
Ödümü kopardın niye tepemde kur yabani gibi dikiliyorsun?
Seninle konuşmam lazım.
Şimdi mi?
Evet şimdi.
Sana bir şey itiraf edeceğim.
Ne?
Söylesene.
Nasıl söyleyeceğimi bilmiyorum.
Neden?
Çünkü çok utanıyorum.
Utanma söyle.
Ben Asım'ı seviyorum.
Evdeki vaziyeti biliyorsun.
Bu ev çok az insanla dönüyor.
O yüzden ben diyorum ki... ...Fatma... Sümbül'ün yerine baksın.
Sümbül de mutfağa insin.
Bravo.
Ben de tam bunu söyleyecektim.
Efendim ben de daha faydalı olmak isterim.
Ama Lala bilhassa mevkime uygun olmayan şeyler yaptırmaya çalışıyor.
Oysa meziyetlerimi kullanmama izin varsa kendisi de darat eder.
Yani bundan sonra yemek servisini Osman mı yapsın diyorsunuz?
Evet.
Biliyorsun fevkaladedir bu konuda.
Hem Osman meziyetlerine uygun bir vazife yapmış olur... ...hem de Lala biraz nefes alır.
Lala bu konuda ne der bilemiyorum.
Ne diyecek İsmet?
Ben öyle istiyorum diyeceksin.
Peki.
Ben bir konuşayım.
Dur dur.
Cevat'la Şakir'in ütülerini de bundan böyle Osman yapsın.
O konuda da fevkaladedir.
Peki.
Yemek servisini aldılar diye ne kızdı ne kızdı.
Haklı.
Osman'a düşmez servis yapmak.
Niye düşmez?
Sara Hanım'ın evinde yapıyordu.
Hem asıl ona değil Lala'nın siniri.
İsmet Hanım Osman'ın ütülerini met etti diye çok bozuldu Lala.
Yeni gibi olmuş paşanın elbiseleri dedi İsmet Hanım Osman'a.
Lala da oradan geçiyormuş duymuş.
Sen de mi oradan geçerken duydun?
Aman canım Lala çok yoruluyordu azıcık dinlenir fena mı?
Ha Aliye halama söyle ben çıkıyorum akşam yemeği beklemesin geç geleceğim.
Söyle bakalım heyecanlı mısınız?
Çok.
Şimdi beni iyi dinleyin.
Henüz nasıl bir işin içine girdiğinizi bilmiyorsunuz.
Hastaneyi gördük babacığım biliyoruz.
Öyle mi?
Ne gördünüz orada?
Yaralılar, ağlayan, inleyen bir sürü insan.
Kimdi onlar?
Askerler.
Doğru.
Hastaneye ziyaret ettiğimiz zaman orada... ...bazı yaralı askerler gördünüz.
Ama önlüğü giydiğiniz zaman... ...onlar artık sizin için sadece askerler olmayacak.
Mehmet olacak.
Ahmet olacak.
Hasan olacak.
Hüseyin olacak.
Hangi vilayette doğduğunu... ...babasının kaç hayvanı olduğunu...
Hangi türküyü sevdiğini, kaç çocuklu bir ailenin kaçıncı çocuğu olduğunu bileceksiniz.
O gençlerin bazıları iyileşecek, bazıları sakat kalacak, bazıları da ölecek.
Faydalı olabilmeniz için bütün bunlara dayanabilmeniz şart.
Eğer fazla yakınlık kurarsanız dayanamazsınız.
O gençler için elinizden ne geliyorsa canla başla.
Ama mesela neyi yapmayın biliyor musunuz?
Annelerinin adını sormayın.
Akiye, cephedeki askerleri hayatta tutan şey nedir biliyor musun?
Yeni dönebilecekleri bir yuvaların o olduğunu demek.
Hakkiyem.
Sen her ne kadar benim mektuplarımı cevaplamasan da... ...ben senden uzak olduğum müddetçe sana yazmaya devam edeceğim.
Haydi.
Muvaffakiyetler dilerim.
Osman Asım'ı gördün mü?
Görmedim Sara hanım.
Sen Asım'ı gördün mü?
Hayır efendim görmedim.
Allah Allah neye gider bu çocuk?
Sen bir bahçeye bak bakalım Osman.
Bir de deniz kenarına bak.
Gerçi oraya pek inmez ama.
Sen yine de bak.
Hadi Osman.
Allah Allah.
Nereye gider bu çocuk?
Aç yolu aç, çık oradan.
Ayşe.
Evet yavaş bir şekilde alıyoruz.
Sarsmadan dikkatli bir şekilde.
Dikkatli bir şekilde.
Şimdi geliyor doktor.
Evet sarsmadan.
Sabah temşire altına bir yastık koyalım.
Çık çık.
Siz kimsiniz?
Şakir Paşa'nın kızları.
Hakkiye.
Ayşe.
Ha tabii ya.
Sabahı temşire sana bahsettiğim hanımlar ikisi de fevkalade iyi eğitim almış.
Biriniz piyano çalıyordu galiba.
Aslında ikimiz de çalıyoruz.
Biz burada piyano dinlemiyoruz.
Çığlık dinliyoruz.
Suat'tan biraz büyük.
Zeynel bu.
17 yaşında.
Başından vurulmuş.
Biz elimizden geleni yaptık.
Bundan sonrası Allah'a kalmış.
Bizi duyabiliyor mu?
Biraz önce ölmek istemiyorum diye mırıldanıyordu.
Sabah temşire hanımlar sana emanet ben çıkıyorum.
Sabah temşire sizi Doktor Adem Bey çağırıyor.
Kanı tutar mı size?
Hayır.
Görelim bakalım.
Peşimden gelin.
Abla bizi kan tutup tutmadığını nereden biliyor?
Bilmiyoruz ama bize nasıl baktığını gördün çıt kırıldın paşa kızları sanıyor bize.
Öyle değil miyiz?
Değiliz Ayşe.
Cımbız cımbız.
Cımbız.
Cımbız.
Hoş geldiniz.
Hoş bulduk.
Yorgunluktan rengini solmuş.
Beden yorgunluğu geçer.
Şikayetim yok.
Sizin ne zaman bir şeyden şikayetiniz oldu ki Akya Hanım?
Aşk olsun Lena.
Bu evin mızmızı ben miyim?
Estağfurullah.
Siz bu evin ışığısınız.
Hadi.
Bu senin.
Diğeri nerede Ayşe?
Tamam.
Ah Bilal.
Geldiniz mi?
Hoş geldiniz.
Hoş bulduk anneciğim.
Hadi gidin üzerinizi değiştirin ellerinizi falan yıkayın.
Doğru.
Ayşe'cim ben senden sonra gireyim sen git geliyorum.
Babam Afyon'a gidişini öne aldı.
Konuştum ben babanla merak etme.
On gün içinde gidecekler.
Allah'a çok şükür.
Peki Cevat abim de onlarla Afyon'a gidecek mi?
Mühim olan o.
Onu göndereceğim.
Eğer abim istemezse hiçbir kuvvet onu kararından döndüremez.
Biliyorsunuz ne inatçıdır.
Sağ ol Hakkı'ya.
Moralimi niye bozuyorsun?
Ben de inatçıyım.
Evet ısrar ederim.
Olmadı yalvarırım.
Olmadı ağlarım.
Baktım olmuyor daha çok ağlarım.
O da olmazsa yatağa düşerim.
Hadi güzelmiş.
Gel.
Cevat.
Anneciğim.
Gelebilir miyim?
Tabii tabii buyurun.
Buyurun.
Kusura bakmayın ortalık biraz zanık ama... ...yani yer bulabilirseniz istediğiniz yere oturup geliyorum ben.
Çocuk yaşta sarı halanın yaşa diye de yer bulmuşum... ...kendimi burada mı bulamayacağım Allah aşkına?
Bakıyorum aranız iyileşiyor halamla.
Ay bizim işimiz belli olmaz halamla.
Baban Afyon'a gidişini öne aldı.
Havalar ısındı ya, hasatı erken yaparız diyor.
Güzel.
Suat'la seni de götürmeyi düşünüyor.
Ne münasebet?
Benim ne işim var orada?
Ay dur, hemen itiraz etme.
Ben babanı dinleyince ikna oldum.
Şey diyor, yani elimizde bir tek burası kaldı.
Bundan sonra geçimimizi de belki buradan sağlayacağız.
O yüzden gelsinler de iş öğrensinler diyor.
Hem Suat'ın mektebi bu sene erken kapanacakmış.
Oh ne âlâ memleket.
Kendisi bütün varımızı, yoğumuzu batırsın.
Sonra çiftçi biz olalım öyle mi?
Cevat.
Cevatcığım.
Bir ay.
En fazla iki ay.
Hem sen tabiatı seversin.
Gen babanla ne çok şey ekmiştiniz.
Hatırlasana.
Sen tabiatı seversin.
Çiçeğin meyvenin başında beklerdin büyümelerini seyredeceğim diye.
Her tabiatı seven çiftçi olsaydı.
Ne güzel zamanlardı.
Belki afyon iyi gelir.
Belki bir bakarsın.
Yeniden baba oğul olmuşsunuz.
Acaba?
Anacığım biz babamla aramızdaki sevgiyi...
Domates fidelerinin arasında kaybetmedik ki orada bulalım.
Ama onun asıl niyeti bana iş öğretmek falan değil.
Ben gayet iyi biliyorum onun derdini.
Neymiş derdin?
Beni buradan uzaklaştırmak istiyor.
Niye seni buradan uzaklaştırsın Cemal?
Yapmayın anne.
Siz de pekala farkındasınız oğlan bitenlerin.
Neyin farkındayım?
Rozalin mi?
Bu oyuna devam edelim mi istiyorsunuz?
Bu oyunu oynamaya devam edelim mi istiyorsunuz?
Herkes her şeyi bilsin ama kimse hiçbir şey bilmiyormuş gibi davranmaya devam etsin mi istiyorsun?
Tamam öyle davranın.
Tamam peki.
Peki ben de böyle yaparım ondan sonra.
Ama ben burada kalıyorum.
Son sözümdür.
Benim Afyon'a gitmek için hiçbir sebebim yok.
Tamam mı?
Müsaade.
Cevap.
Evet.
Anneciğim çok özür dilerim.
Ama ben burada kalıyorum.
Tamam.
Ben gideyim.
Zaten gece anneye Zeyi dışarı çıkartacaktım.
Elimi yüzümü yıkayayım.
Müsaadenizle.
Yahu Asım haber vermeden bu saate kadar dışarıda kalmaz.
Kimsenin görmediğine emin misin?
Eminim Sara Hanım.
Herkese sordum.
Bu saat oldu hala haber yok.
Kalk bir karakola gidelim.
Allah'ını seviyorsan Şakir.
Bak onun kimseye haber vermeden bu kadar zaman dışarıda olması vaka değil.
Şakir.
Hiç boşuna telaş etme abla.
Hepimiz Asım'ın nerede olduğunu gayet iyi biliyoruz.
Ben bilmiyorum.
Nurgül.
Rozeli.
Brozeli de hoş kız güzel kız da her şeyini de bir yerlerde bırakıyor.
Çok dağınık ciciğim çok.
Tamam sen bırak ben yukarı çıkınca götürürüm odasını.
Eee.
Aaa.
Fal mı bakıyorsun?
Bakalım neler var falında.
Bakayım.
Kısmet var Müjgan.
Kısmet var çok güzel bir fal.
Bugün ziyarete gelmedi Asım Bey.
Hoş geldiniz Sahir Bey.
Rozali yok mu?
Yok.
Nerede?
Bilmem.
Kızım nerede Rozali?
Dedim ya arkadaşlarıyla buluşmaya gitti.
Hangi arkadaşlarıyla?
Bilmiyorum.
Bal gibi biliyorsun.
Herkes biliyormuş.
Herkes biliyormuş.
Bir bizim haberimiz yokmuş.
Dün kulüpte baş başa ikisini görmüş herkes.
Kiminle görmüş?
Asım'la.
Meğer Asım, Rozali için girip çıkıyormuş habire bu eve.
Ne?
Doğru mu bu büjgan?
Evet de siz ne sanıyordunuz ki?
Ne oluyor be?
Siz, siz bana mı geliyor sanıyordunuz Asım?
Ona mı seviniyordunuz o kadar?
Şarkı Paşa'nın amanak oğluna mı verecektiniz beni?
Siz çok alemsiniz.
Hoş geldiniz.
Hoş bulduk.
Merhaba.
Merhaba.
Merhaba.
Ay Cevat'cığım hoş geldin.
Merhabalar.
Sağ ol, sağ ol.
Görüşürüz.
Ay Cevat'ım hoş geldin.
Hoş bulduk, nasılsın?
Çok şükür, sen nasılsın?
İyi.
Afiyet olsun.
Merhaba.
Cevat.
Asım abiciğim.
Hoş geldiniz.
Merhaba.
Merhaba.
Ha, Rosali!
Sürpriz!
Merhaba!
Merhaba, en iyisi.
Matmazak.
Şaşırdın mı?
Teşekkür ederim.
Evet, evet biraz şaşırdım.
Beklemiyordum sizi görmeyi.
Cevat'ın fikriymiş.
Gelinimizi biraz daha yakından tanımak isterim demiş Asım'a.
Evet.
Bakın Asım bana verdi.
Aa ne kadar güzel.
Abicim böyle sevgili olduğunuzu bilmiyordum.
Ya işte.
Hayır hayır Asım almadı bu yüzük.
Sizin baba aldı.
Babam mı?
Asım'ın annesinin yüzüğüymüş.
Bakalım.
Bu o yüzük.
Hangi yüzük?
Bu Akiye'nin yüzüğü mü?
Hayır.
Ne demek Akiye'nin yüzüğü?
Baba ve halanın annesinin yüzükmüş o. Yani canım nasıl Akiye'nin olacakmış.
Ne münasebet?
Benim anneme takılan yüzüğe ne hadle çalındı dersiniz?
Bu ne iğrenç bir itham.
Abicim sakin olur musunuz lütfen?
Ortada bir itham yok.
Siz muhafaza etmek için yüzüğü saklamışsınız.
Halam da onun çalındığını düşünmüş ya.
Anneye Z'ye böyle aktarıldığı için o da öyle düşünmüş.
Evet pardon ben öyle işittim.
Hala yüzükle bölünce çok üzülmüş.
O yüzden.
Baba da tabii.
Baba mı?
Evet baba.
Ben ona baba diyorum.
Ha bu arada siz de evlenince Şakırpaşa'ya baba diyeceksiniz.
Öyle değil mi Cüvat?
Evet siz de öyle.
Gelin de evlenince baba diyor.
Hı hı.
Bu zanime tüm sevgilerimle.
Sakin.
Ben Asım'ı seviyorum.
Nasıl oldu bilmiyorum.
Ben Asım'a aşık oldum.
Asım'a?
Sana ondan ayrılacağımı söyledikten sonra anladım.
Ve ben de senin kadar şaşırdım.
İyi de bu imkansız.
Sen Asım'a aşık olamazsın ki kimse olamaz.
Oldum.
İnan bana oldum.
Tanıdığım herkesten o kadar farklı ki.
Daha önce beni üzen herkesten çok farklı.
Onunla birlikteyken o kadar mutluyum ki.
Kimsenin yanında bu kadar mutlu olmadım.
Neden biliyor musun?
Çünkü daha önce kimse beni onun kadar sevmedi.
Ondan ayrılmamı isteme.
Lütfen.
Ne büyük aşk ama, ne büyük aşk.
Söylesenize abiciğim, siz ne zaman aşık olduğunuzu anladınız?
Matmazel Roseli'ye.
Ben Matmazel Roseli'yi ilk gördüğüm anına hayran kaldım.
Zira zaten onu görüp de hayran kalmamak için kör olmak lazım, değil mi?
Pek tabii.
Onun sevgili Rosaline'in kalbini fethettiği an... ...kulüpte bir bülbül edasıyla şakıdığı ana şahit olmam oldu.
Doğru.
Doğru.
Ben de sizi ilk defa kulüpte görmüştüm değil mi?
Evet, evet.
Evet, doğru.
Sizi buraya, bu adaya bir aşk rüzgarının getirdiğinden bahsetmiştiniz bana.
Doğru.
Gerçi o gün pek yanlış kişiye aşık olduğunuzu... ...o kişinin artık sizi değil pek uygunsuz birini sevdiğini de söylemiştiniz.
Gerçi şimdi Asım abimle yaşadığınız bu büyük aşk mevzu bahisken... ...bunları... ...konuşmaya gerek yok ama işte insan merakı... ...sormadığını edemeyeceğim.
Söylesenize, Matmazel Rozeli... ...sizi ta Belçikalardan buraya getiren... ...bu eski sevgiliniz kimdi?
🎵🎵🎵 🎵🎵🎵
Altyazı M.K.
Benzer Videolar: Şakir Paşa Ailesi

Şakir Paşa Ailesi: Mucizeler ve Skandallar 15. Bölüm (SEZON FİNALİ)

Uzak Şehir 29. Bölüm 1. Tanıtım | "Ben Seni Bütün Kalbimle Seviyorum!"

Şakir Paşa Ailesi: Mucizeler ve Skandallar 11. Bölüm

Sezen Aksu'nun Kaleminden "Eşref Saati" ⌛🎤

Uzak Şehir 31. Bölüm Fotoğrafları 📷

